Benimsendiği söylenen terörle mücadelede 'yeni strateji'yle artık Kandil ve İmralı'nın değil seçilmiş Kürt temsilcilerinin muhatap alınacağı ilan edildi.

İlginçtir bu açıklama bir bakan veya hükümet sözcüsü ağzından değil adı saklanan bir "görevli" tarafından yapıldı.

O nedenle bunun ne kadar iyi düşünülmüş ve gerek hükümette gerekse AK Parti içinde ne oranda paylaşıldığını (hatta bilindiğini) kestiremiyoruz.

Muhatap sorunu

"Seçilmiş Kürt siyasetçiler" tanımına bir BDP bir de çeşitli partilere dağılmış olan Kürt milletvekilleri giriyor.

Hiçbir parti şimdiye kadar kendi Kürt vekillerinin bir araya gelip toplu olarak "Kürt sorunu" konusunda düşünce ve çare üretmesini istemedi.

Onlara hep parti elemanı ve "başkanın adamları" olarak baktı. Zaten seçim sistemi ve Siyasi Partiler Yasası da bundan başkasına izin vermiyor.

Bu yasalar anayasa değiştirilmeden de değiştirilebilir. Vekiller hakikaten milletin olabilir. Hükümetin Meclis'teki çoğunluğu buna elveriyor ama nedense olmuyor.

Başkan istemeyince de hiç kimse ağzını açamıyor, fikir beyan edemiyor. Ben eminim ki BDP dışındaki Kürt milletvekilleri Kürt sorununa sağlıklı, kalıcı çözümler önerebilir.

Yeter ki ağızları kapanmasın ve partilerine sindirilmesinler.

Geriye iki muhatap kalıyor; ilki PKK'yı şu ana kadar (iddia edildiği üzere zorlanarak ve sindirilerek) desteklemiş olan Kürt halkı ve onların siyasal temsilcisi BDP.

Yeni stratejiyi seçilmiş basın mensuplarına açıklamış olan "yetkili", PKK'nın baskısından kurtarılan BDP'nin "iyi bir muhatap olacağını" söylüyor.

Bakalım BDP'liler ne diyor?
"BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile Gültan Kışanak ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eşbaşkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk...

Abdullah Öcalan'sız çözümün olamayacağını belirttiler"
(Taraf,24 Mart, s.11). Ahmet Türk, "...Sahte muhatapları ortaya atarak sorunu çözmeye kalkarsanız kimse inanmaz..."

Demek ki "yetkililerin" (kimlerdir, ne kadar yetkileri vardır) BDP'den bağımsız muhatap devşirme beklentisi bir hayli sorunlu.

Ha, PKK'nın Kürt ağırlıklı illerde etkisi azaltılırsa BDP "özgürleşir" mi? Belki ama kurulduğu 1970'lerden beri zaten yapılmak istenen bu değil mi?

Hatadan vazgeçmek mi?

Muhatap bulmak için girişilen ikinci hamle de PKK'nın baskı ve etkisi geriletildiğinde yepyeni ve uysal (gelin demokratik diyelim) Kürt siyasetçilerinin ve örgütlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamak.

Fevkalade bir girişim ama 1- On yıllardır Kürt olan her şeyi ezen, susturan ve en radikal örgütün ortada kalmasına neden olan politika nasıl öyle şıp diye sonlandırılacak?

Ortaya çıkan bu munis Kürtler, kültürel özerklik, uygar bir ülkede olması gereken tüm hakları ve adem-i merkeziyetçi bir siyasal yapıyı; sınır ötesindeki diğer Kürt topluluklarıyla özgür ilişkiler kurmayı istemeyecekler mi sanılıyor?

Biz Dış Türkler ve Akraba Topluluklar gibi teşkilatlarla binlerce km. uzaklıktaki "soydaşlarımızla" ve ırkdaş olmadığımız deniz aşırı "dindaşlarımızla" ilişki ve işbirliği ararken onlar aynısını istemeyecekler mi?

Acaba stratejistlerimiz bu soruları kendilerine soruyorlar ve dürüst yanıtlar veriyorlar mı? Vermiyorlarsa bir süre sonra yeni bir strateji daha arayacaklar demektir.

Devam edeceğim.