Bu seçimlerin en ilginç yanı, sanırım bu kadar çok tutuklu sanığın ilk kez toplu halde cezaevinden bağımsız aday olmaları. Geçen gün Hasip Kaplan kendisinin Şırnak’ta diğer milletvekili adaylarından 3 kat fazla çalışmak zorunda olduğunu söylüyordu. Zira aynı ilden diğer iki bağımsız aday cezaevindeydi ve seçim çalışmalarını onların yerine de Hasip Kaplan götürüyordu. Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal belki de en şanslı tutuklu adaylardan, zira arkalarında kapı gibi CHP var. İzmir’de örneğini gördük. Balbay dışarıda olmasa da maskelerle, sloganlarla, özel organizasyonlarla seçim çalışmaları bir şekilde yürütülüyor. Tuncay Özkan deseniz onun da arkasında şu aralar ‘biz kaç kişiyiz’ diye saymasalar da iyi kötü bir örgütü var. Seçimden sonra kaç kişi olduklarını da öğreneceğiz. Ben en çok Çetin Doğan ve Hanefi Avcı’nın seçim kampanyalarını nasıl götüreceklerini merak ediyordum, birinin cevabını dün aldım. Hanefi Avcı’nın internete verdiği bir ilan ilişti gözüme. İlanın üzerine bastığınızda sizi www.hanefiavci.com sitesine yönlendiriyor. Böyle bir sitenin varlığından düne kadar haberim yoktu. Anladığım kadarıyla kurulalı bayağı olmuş. Kimin kurduğunu bilmiyoruz, ama Hanefi Avcı’nın seçim kampanyasını bu site üzerinden yürüteceği anlaşılıyor. Bence bu seçimin en ilginç kumpanyası da bu. Cezaevinde bir bağımsız adayın sanal seçim kampanyası, ileride siyaset bilimciler için bir ‘case-study’ bile olabilir. Nasıl olmasın, yazdığı kitap 574.000, aleyhinde yazılan kitap ise 120.000 satan, şu anda cezaevinde olan bir milletvekili adayı ile karşı karşıyayız. Üstelik kitap gelirinden elde ettiği para ile sanal dünyada görece ucuz olabilecek büyük bir seçim kampanyasını da rahatlıkla yürütebilir. Hanefi Avcı bayağı politikanın havasına girmiş, sitenin açılışında büyük harflerle HANEFİ AVCI DİYOR Kİ!.. “Bu ülkenin güvenliğinin sağlanması adına terörle, yolsuzlukla, çetelerle hukuka uygun mücadele ettiğimi ve bugün başarının devamını sağlayan sistemleri kurduğumu devlet içinde herkes bilir. Daha düne kadar en başarılı polis müdürlerinden biriydim” diye başlayan bir siyasetçi sloganını da koymuş.
Bakalım bu kampanya ne kadar oy alacak! Hanefi Avcı’nın kitaplarını okuyanlar, İstanbul 3. Bölge adayına kaç oy verecekler? Ama en önemlisi, olur ya Hanefi Avcı, Zaman gazetesine ya da Samanyolu televizyonuna ilan vermeye kalkarsa n’olacak?
İşte o zaman seyreyleyelim gümbürtüyü...



Alternatif TV şovları

Adamın teki BBC’ye ölümünü satmış. İkiyüzlü basınımız pek bir etik şaşkınlık içinde. Türk televizyonlarında görmediğimiz ne kaldı diye düşündüm.
Canlı yayında koca aranabileceğini gördük.
Üç kuruşluk ödül için insanların birbirinin gözünü oyabileceğini gördük.
Küfrü gördük.
Bir annenin, oğlunu intihara sürükleyebileceğini gördük.
Her türlü şaklabanlığın ödüllendirildiğini gördük.
Aynı insanların her hafta birbirlerine küfrederek siyaset tartışılabileceğini gördük.
İhaneti gördük.
E Nihat Doğan’ı da görüyoruz zaten...
Türk televizyonlarında görmedik ne kaldı demiştiniz? Ölüm mü? Abartmayın allahaşkına, bırakın onu da BBC yayımlayıversin.

Başbakan dedi ki: Facebook çirkin
O zaman,
*Twitter riyakâr
*Sözlükler ikiyüzlü
*Google hayırsız
*Youtube şov yapıyor
*İnternet zaten şerefsiz!



Muhbir vatandaş devrede
Tiyatroya devam... Şimdi de sahnede namlı ulusalcı yazarımız Hulki Cevizoğlu var. BDP’li adayları ispiyonluyor. Meğerse yasal olarak bağımsız aday olmak için partiden istifa etmeleri gerekiyormuş da etmemişler. “Bak sen şu üç kâğıtçılara!” Yani bu siyasi tiyatroda YSK’nın mesai saatleri içindeki engelleme çalışmaları yetmedi, sıra geldi muhbir vatandaşa. Cevizoğlu bir yandan bu durumu ekrandan ispiyonlamakta hiçbir sakınca görmüyor, diğer yandan da ‘sorumlu vatandaş’ olduğu için gidip şikâyet etmediğini sadece gazetede köşesinde yazdığını söylüyor. Yahu daha ne yapacaktın, merak ediyorum. Dedim ya, siyaset kumpanyamızda son perde. Haydi BDP’li bağımsızlar, koşturun şimdi bakalım istifa kuyruğuna! Muhafazakâr Başbakanı % 10 gibi bir seçim barajını ‘istikrar’ bahanesi ile savunur, YSK’daki bürokratı çaktırmadan çelme takmak için elinden geleni yapar; yetmez, ulusalcı yazarımız da sorumlu muhbir vatandaşa malzeme sunar. Her cepheden siyasi taarruz. Ne BDP’ymiş be! Zavallı Kürt politikacım benim. İşin zor senin bu coğrafyada siyaset yapmak için (Bakın böyle deyince de milliyetçiler ayağa kalkıp ana avrat düz gidiyorlar). Neyse ki herkes bu tiyatronun farkında da eski ‘amiral gemisinin cafcaflı günlerinde’ olduğu gibi sıradan muhbir vatandaş ihbarlarını ciddiye alıp büyüten genel yayın yönetmenleri yok. (Ya da var mı, bugün diğer gazetelere bakıp bunu da öğreneceğiz.) Seçimlere şunun şurasında 1 ay kalmışken daha çok siyasi bir kabare tadında izliyoruz bu ‘yasal’ engelleme çalışmalarını.
Yahu bu bağımsız adaylar BDP’den istifa etse n’olur, etmese n’olur? TBMM’ye girdikten sonra zaten adamlar birleşip BDP grubu kurmayacak mı? Kuracak. Ne istiyorsunuz daha? Dillerinin arkasında ne olduğunu, ne istediklerini hepimiz biliyoruz da onların ellerinden gelmiyor, buraya yazmaya ise bizim klasımız el vermiyor...

TV’lerde üç kuruşluk ödül için insanların birbirinin gözünü nasıl oyabileceğini görüyoruz...