Türkiye gibi bir coğrafyada futbol ile ilgilenmemenin, koyu bir taraftar olmamanın en iyi sonucu, kopan fırtınaya daha mesafeli ve daha analitik bakıyor olabilmek sanırım. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye’de yıllardır fısıltı manşetinin gündeminde hep ‘şike’ tartışmaları vardı. Daha önce çok büyük isimlerin adının karıştığı skandal soruşturmalar ya sumenaltı edilmiş ya da işin içine ‘taraftarlık’ karışmış ve işin sonuna kadar gidilememişti. Oysa değiştirilen spor yasası ve Yeni Türkiye’deki savcılar sayesinde bu sefer kapsamlı bir soruşturma ile karşı karşıyayız. Soruşturma tek bir kulübe, isme ya da bilindik olağan şüpheli hakemlere yönelik değil. Herkesi içine alan ve kim suçlu ise gözünün yaşına bakılmayacağına emin olduğumuz bir kararlılık söz konusu. Bu soruşturma Yeni Türkiye’nin bir tabusunu yıktığı için çok çok önemli. Bu yüzden futbol dünyamızın Ergenekonu hatta Balyoz soruşturmasıdır diyebiliriz. Ortada milyarların döndüğü bir sektörde haksız bir para trafiğinin, spor gibi asla olmaması gereken bir ortamdaki şike iddialarının, ilişki simsarlığının böylesine cesur ve dört koldan araştırılıyor olması bile çok umut verici. Sadece bir takımın taraftarı olduğu için bu soruşturmayı kınamak, üstüne gitmemek, hatta burada bile taraftarlık duygularını işin içine katıp ‘soruşturmaya karşı taraf tutmak’ gelecekte daha büyük sakıncalar doğurmaktan başka bir şey yaratmayacaktır. Hem kulüplerin hem de taraftarların böylesine bir soruşturma karşısında yapacağı tek şey susmak, hatta soruşturmayı desteklemektir. Gelelim işin Fenerbahçe’yi ilgilendiren kısmına. Şu günlerde Fenerbahçe’nin zirvesi soruşturulurken doğal olarak sokaktaki taraftarlar pek çok alay, laf sokuşturma, hatta hakaret ile karşı karşıya kalıyor. Tüm Fenerbahçeliler bundan rahatsız ama bu rahatsızlık, soruşturmadan değil; böylesine bir soruşturmanın hedefinde olanlar. Bu tür iddialar gazete sayfalarına yansımasa da sokakta sıkça konuşulan, Fenerbahçe’nin hemen her başarısından sonra kulübün üzerine düşen bir gölgeydi. Eğer yalansa bu soruşturma ciddi bir fırsattır. Böylesine büyük bir soruşturmada aklandıktan sonra hiç kimse Fenerbahçe’ye iftira atamaz. İddialar gerçekse umarız kim olursa olsun yaptıklarının bedelini hukuk karşısında öder. İşin ucunda şampiyonluğun gitmesi, hatta Bank Asya Ligi’ne düşürülmek varsa da olsun varsın. Birkaç kişinin kişisel ihtirası ile gelen hak edilmemiş bir şampiyonluktansa, onurlu bir yeni başlangıç, bu kulüp taraftarı doğup ölecek insanlar için sadece gururdur. Temizlik iyidir.
Hilal Cebeci ve panpişleri
Panpiş kelimesi ne anlama geliyordan önce ‘Hilal Cebeci kimdir?’ diye düşündüm. Flu bir magazin figürü... Birkaç video-klipte dans eden güzel bir kadın görüntüsü gözümde canlandı, ama hangi tür müzik yaptığını bile çıkaramadım. İnternete girip Hilal Cebeci’yi aratınca, karşıma ilk sırada 3 yıl önce çekilmiş pembe tesettür içinde, siyah gözlüklü bir kadının fotoğrafı çıktı. Anlaşılan, aradan çok sular akmış. Hilal Cebeci bundan 7 ay önce köpeğinin fotoğrafını paylaşarak başladığı sosyal medya macerasında kendisini takip edenlerle tek taraflı eğlenceli bir ilişki kurdu. Onlara ‘panpişlerim’ diyor. ‘O da ne?’ demeyeceksiniz umarım. Bildiğiniz ‘panpiş’ işte canım! Hilal Cebeci köpeğinin fotoğrafından sonra bilgisayarını, arkadaşlarını, sağ elinde tuttuğu telefonunu havaya kaldırarak fotoğraflayıp paylaşmaya başladı. Her seferinde panpişlerinin isteği doğrultusunda eli biraz daha arttırdı. Hastanede serum taktırdığı andaki fotoğrafı, taksideki fotoğrafı derken “Duşa giriyorum panpişlerimmmm” diyerek duş öncesi havlulu fotoğrafını paylaşıp, duşunu almaya gitti. Önceki gece ise Türk sosyal paylaşım ağları için bir zirveydi. Hilal Cebeci panpişleri ile sutyen ve donlu bir fotoğrafını paylaşıp ‘uyumadan önceeee’ dedi ve uyumaya gitti. Olan, sonrasında oldu. Erkek panpişler işi dalgaya vururken, kadın panpişler Hilal Cebeci’yi yerden yere vurmaya başladı. Hilal Cebeci’nin sabah uyandıktan sonraki cevabı panpişlere ders niteliğindeydi. “Beni kıskanan kızları (kadın değil kız, dikkatinizi çekerim) hiç anlamıyorum. Benim için bir şey yapacaksanız bir hayır kurumu felan açın, bir işe yarasın...”
Nasıl ama? Hayır kurumunun adını da hadi ben koyayım bari. Öfkeli Panpişleri Sakinleştirme Merkezi...
Bir maganda yaz sporu: Jet-ski
Son jet-ski kazası Antalya’dan. Kullandığı jet-ski’nin kontrolünü kaybeden bir turist, sahilde yüzen halkın arasına dalmış. Genç bir kızımız ağır yaralı. Halk kadını linç etmeye kalkmış. Zaten turist kadın şaşkın bir yüz ifadesi ve bikinisi ile karakola zor sığınmış. Ağlıyor... Yazın gelmesi ile bilmem kaç beygirlik bu aletlere binen mayolu tursitlerin ne kadarı daha önce binmiş, tecrübesi nedir bilinmiyor. Tecrübeli jet-ski’ciler sahile yakın şovları ile kafamızı ütülemekle yetinirken denetimden yoksun bu kârlı meslek sahipleri amatör jet-ski’cilere (ki kadınlar da olabiliyor) bu aletleri halk plajlarında kiralayabiliyor. Asıl suçlu, işte bu plajların yanında bunları kiralayan uyanıklar ve bunların denetimini yapmayan belediyeler. Asıl onlara kızmalıyız. Kızalım.