Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, KCK davasından tutuklu olan Prof. Büşra Ersanlı’nın “terörist” olduğuna inanmadığını söylemiş. Paris gezisine eşlik eden Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş aracılığıyla Ersanlı’ya selam göndermiş.
Davutoğlu, bir akademisyen olarak Ersanlı’yı savunurken 28 Şubat sürecindeki “demokrat” tutumunu hatırlatmış.
Prof. Ersanlı 9 aydır tutuklu.
Dünkü Radikal’in kapağındaki sözleri, 3. Yargı Paketi’yle tahliye umutlarının arttığı bir sırada Ersanlı’nın “ruh halini” yansıtıyordu. Ömer Şahin’le görüşmesinde demokrasi adına yaşadığı düş kırıklığını şöyle anlatmış:
“Ülkede demokrasi var zannetmiştim, ben güvenimi kaybettim. Sokak başlarının polisler tarafından tutuluşunu, evimin basılışını unutamıyorum. Hakkında yakalama emri çıkarılmış bir akademisyen olarak fazla bir şey beklemiyorum. Paketten bana ne!
Bütün faaliyetlerim düşünce özgürlüğü çerçevesindedir. Ben BDP’liyim, daha ötesi yok.
Bir Türk’ün Kürt partisi diye bilinen BDP’de yer almış olması bunları düşünmeye alışık olmayan insanlar için bir fecaat. Bir aydın kadın hem de Türk olan birisini bu yoldan caydırmak istediler.”
Prof. Ersanlı şiddet karşıtıdır.
BDP’nin “Siyaset Akademisi”nde verdiği dersler KCK ile irtibatlandırıldı.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Ersanlı’nın “terörist” olmadığına dair inancını dile getirirken, “yargı ayrı bir süreç” diyerek operasyonların iktidardan bağımsız yürütüldüğünü belirtiyor. MİT Müsteşarı’nın “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrıldığını hatırlatıyor.
Oslo süreci ve KCK yapılanmasındaki rolü nedeniyle Hakan Fidan az daha içeri alınacaktı.
Hükümet MİT Müsteşarı’nı Meclis’ten bir gecede “özel yasa” çıkararak kurtardı.
Sorun da burada, Büşra Ersanlı’yı ve yüzlerce, binlerce sıradan tutukluyu, “terörist” suçlamasından kurtaracak bir yasal düzenlemeyi bu Meclis nedense gerçekleştiremiyor.
Pankart açan öğrenciler, “terör örgütüne üyelik”ten tutuklanıyor.
Le Monde’un, “Sayın Erdoğan, Sevimli’nin suçu ne?” diye gündeme getirdiği Lion 2 Üniversitesi öğrencisi Sevil Sevimli’nin öyküsü de benzerlerinden farklı değil. Değişim programıyla Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne gelen öğrenci, 1 Mayıs’a katılmak, Grup Yorum’un konserine gitmek, parasız eğitim isteyen pankart açmaktan DHKP-C operasyonu kapsamında gözaltına alınarak, tutuklanmış.
Fransa’dan gelen annesi cezaevi önünde nöbet tutuyormuş.
Prof. Ersanlı’nın tutuklu arkadaşları arasında da üniversiteli gençler var.
Davutoğlu, topu yasalara atıyor ama Ersanlı gibi pek çok aydın 2009’daki “demokratik açılım” sürecine aktif destek vererek, Kürt sorununun çözümünü savunmuşlardı. “Ersanlı’nın suçu” da BDP’de yer almak oldu.
MİT Müsteşarı’na arka çıkan hükümet, Anayasa değişikliğine “yetmez ama evet” diyen aydınları ortada bıraktı!