Geçen hafta Radikal’de bir yorum-haber yazdım. ‘KCK’da İki Taraf da Rehin’ başlıklı yazıda KCK İstanbul duruşmasında bütün iddianamenin okunmasının yanlış olduğunu anlattım.
Avukatların büyük bir bölümü, müvekkilllerinin büyük bir kısmının rızasını aldığını söyleyip 2400 sayfanın tamamının okunmasını istemişlerdi. Savcı 130 sayfalık bir özet hazırladığı halde okuyamamış, böylece günde 100 sayfadan 24 çalışma günü ve haftada 4 günden en az 6 hafta sürecek ve hatta mahkeme yeri olmadığı için aylarca devam edecek bir ‘okuma’ süreci başlamış oldu. Böylece dava ertelene ertelene en az üç mevsim uzayacaktı.
Bana göre bu yanlıştı. Çünkü iddianame internet dahil her yerde mevcut. Bütün avukatlar ve sanıklar zaten okudu. İddiaların mesnetsizliği birçok basın-yayın organında tartışıldı, davanın aslen siyasi olduğu konusunda ben dahil birçok yorumcu yazı yazdı. Günlerce sürecek ve kimsenin dinlemeyeceği, tutukluluk sürelerini uzatması kesin bir ‘okuma’ davaya bir olumlu etki yapmayacaktı. Benim duruşum bu.
Jön Kürtler öyle değil diyor
Yazıda genç avukatlara atfen bu kararın alındığını yazmıştım. Genç avukatlar alınmış. İki gün önce genç avukatlar adına Sinan Zincir tarafından bir basın açıklamasıyla benim yazı eleştirildi. Dün de Radikal’de yayımlandı. Zaten yazı çıkar çıkmaz Çağdaş Hukukçular Derneği’nden ve KCK duruşmalarında hazır bulunan Efkan Bolaç Twitter’dan beni bolca eleştirmişti.
Sinan Zincir’in okuduğu açıklamanın ve Efkan Bolaç’ın eleştirilerinin onlarca isabetli gözlemi var. Sinan Bey’i aradım, ulaşamadım. Efkan Bey’e ulaştım. Uzun uzun neden rahatsız olduklarını anlattı. Basın açıklamasında da bunların bir bölümü vardı.
Silivri’de ilk kez KCK duruşması yapılıyor. Usullere aykırı, Çağlayan’da, Diyarbakır’da ya da başka yerlerde görülmeyen birçok uygulama var. Avukatların boynuna usulde, yönetmelikte olmayan bir kart astırılıyor. Telefonlara girişte el konuluyor, üstleri aranıyor. Hatta içlerinden darp edilenler oluyor. Efkan Bey’e göre bu durum Silivri’nin KCK konusundaki deneyimsizliğinden ve Ergenekon ve Balyoz avukatlarının bu usulsüz disiplin sürecini kabul etmelerinden kaynaklanıyor. Açıklamada da bu durum görülüyor. Açıklamanın mahkemenin gidişatı, Kürt siyasetine dair atılan olumsuz ve hukuksuz adımlar konusunda isabetli olduğuna dair şüphem yok. Zaten KCK süreci hakkında yazdıklarım bunu kanıtlıyor. Genç Avukat arkadaşların dostane eleştirisinin özü şu: Zaten serbest bırakmayacaklar, ondan uzattık.
Ben o kadar emin değilim. Baştan mahkemenin ne karar vereceğini bilmek mümkün değil. Zaten bir avukat baştan kaybettiyse gerisi de gelir. Bence ilk duruşmada mümkün olan en çok sayıda tutukluyu en kısa zamanda serbest bıraktırma avukatların ilk amacı olmalı. Zaten bırakmayacaklar, bu tiyatroya güvenmiyoruz doğru bir yaklaşım değil.
Kaldı ki Efkan Bolaç’ın söylediğine göre 130 sayfanın okunması konusunda resmi olmayan da bir mutabakat varmış. Avukatlar tamam diyeceklermiş. Ama mahkemenin hiçbir taleplerini kabul etmemeleri üzerine avukatlar da tavır değiştirmişler.
Bence bir yanlış diğer yanlışı mazur göstermez. Kürt halkına yapılanlar, mahkemenin usulsüzlükleri vs. savunmaya bile başlamayı aylarca geciktirecek, hiçbir, evet hiçbir politik ve pratik yararı olmayan iddianame okutma ısrarını doğru kılmıyor.
Avukatlar illa da Kürt değil
Yanlış anlaşılmasın, Kürt avukatları değil, iddianame okutma kararını destekleyen tüm avukatların duruşunu eleştirdim. Açıklama o kadar çok Kürt halkından bahsediyor ki avukatları da Kürt yapıverdim. Gerçi onlar da açıklamanın sonunda ‘Genç’ Kürt Avukatlar deyivermişler (Ben gençlere daha fazla güvenirim ama konumuz bu değil).
Açıklamanın dostane eleştirisi dostların sofrasına davetle bitiyor. Şöyle diyorlar: “Aydınlarımızı ve bizi eleştiren dostlarımızı cuma günü Silivri toplama kampındaki duruşma salonuna ‘Genç’ Kürt Avukatlar’ın Kürt Halkı’na ve Kürt siyasetine Özgürlük Manifestosu’nu dinlemeye bekliyoruz. Bu arada yoksul genç Kürt avukatların öğlen yemeklerini kutsal Barış Annelerimiz hazırlıyor. Dostlarımızı Kürt annelerinin kurduğu BDP çadırında ‘Güneş’in sofrasında öğlen yemeğini yemeye ve amacımızı anlatmaya davet ediyoruz.”
Serçavan...