Taraf Gazetesi Ramazan boyunca, çeşitli ilahiyatçıların ve sosyal bilimcilerin çok farklı ve bir o kadar da zengin ve renkli yorumlarını yayımladı.
Gazetenin hayata ve olaylara eleştirisel bakışıyla çelişmeyen bu yorumlardan kendi adıma çok şey öğrendim. Birazdan 15 Ağustos günü Dr. Selma Karışman'ın imzasıyla yayımlanan "Ramazan ve Kadr'ini Bilmek" başlıklı yazıyı sizinle paylaşacağım. Ama önce eleştirel olmak üzerine birkaç söz söylemek istiyorum.
Eleştiri
Eleştiri (kritik), verili bilginin veya mevcut durumun enine boyuna değerlendirilmesidir. Bir bilgiyi veya olguyu önyargısız, tüm boyutlarıyla ele almak ve bileşenlerine ayırarak nasıl oluştuğunu ve nasıl evrildiğini tahlil etmektir. İdeolojik ve dogmatik bilgi eleştiri kaldırmaz. Çünkü sorgulanamaz. Sorgulanamayan hiçbir şey üzerinde hüküm verilemez. Mutlak iktidarlar da eleştiriye tahammülsüzdür. Tercihleri ve uygulamaları konusunda yargı yürütülmesini, alternatifler geliştirilmesini istemezler. O yüzden eleştirisel tüm etkinlikleri yasaklarlar. Dün ve bugün dünyada kitap toplayıp yakan, yayın ve film yasaklayan, gazeteci ve bilimcilere hayatı zindan eden pek çok iktidara şahit olmuşuzdur.
Yergi eleştirinin sadece bir parçasıdır. Eleştiriye karşı hoşgörüsüzlük yalnızca tenkit edilmekten kaynaklanmaz. Söylenenin ve yapılanın farklı alternatifleri olabileceği, mutlak (tekçi veya emsalsiz) düşünce, inanç ve iktidarların doğasına aykırıdır. Eleştiri, "hakikat"in değişken olabileceği ve ona vakıf olmak için akıl, sezgi, idrak ve hiçbir önyargı, peşin hüküm olmadan araştırma çabasıyla ulaşılan bir duyarlılık/farkındalık gerektirir. Bu mertebeye varamamış kişi, grup, akım ve iktidarlar, eleştiriden nefret ederler. Kabulün rahatlığında yaşarlar, değişmezliğin huzurunda kafa, gönül ve güç konforlarını sürdürmek isterler.
Eleştirinin bittiği veya engellendiği yerde sorgulama, gelişme, değişme de biter. Eleştiriye tahammülsüzlük, hayatın donmasına yol açar. Ama hayatı durdurmak ne mümkün? Var olmak fiziki bir olgu gibi görünebilir. Ama yaşamak düşünmekle başlar. Yeni sorularla hayatın yolunu açar. Yeni yanıtlarla geleceği inşa eder. Soru sorulamayan, yanıt alınamayan düzenlerde gelecek yoktur. Sadece şimdiki zaman vardır.
Afganistan'daki, Irak'taki, şimdi Suriye'deki kavgada taraflardan biri veya birden fazlası dindarlardır. Sırf dindar oldukları için iyi olduklarını, Allah'ın kutsal kitaplarla bize ulaştırdığı hükümlere uyacaklarını umuyoruz. "Öldürmeyeceksin", "İşkence etmeyeceksin" emirlerini hiçe sayan sözde dindarların, din ile dindar; kitap ile amal (eylem) arasındaki farkı ortaya koyduğunu görmek, siyasetin her türlü değere ve ilkeye nasıl baskın geldiğini görmek ibret vericidir. Acaba siyaset dinin de ahlakın da kurdu mudur? Onları içten içe kemiren bir musibet midir? Keşke olmasa!
Ramazan
Selma Karışman nasıl da farklı bir tablo çiziyor dinin özü ve Ramazan hakkında: "Ramazan... Huzur kavramının ifade ettiği yalın sükûnet halinden çok fazlasını taşıyor: Beden ve ruh sağlığının teyidi, sorgulama, eleştiri, tanıma, çözme otokontrol gibi eylemlerin kişisel planda devreye girmesi. Bu eylemlerin sonuçlarıyla şahsiyetin yenilenmesi, hayat ve insan ile ilişkilerin tazelenmesi, yeni tefekkür ufukları; bütün bunlardan ruha kalan dirilik; emniyet, ülfet, muhabbet, neşve, nedamet, sabır, kanaat, diğerkâmlık söz konusu. Oruç, insanın -bedenselden önce- ruhi bir varlık olduğunu kanıtlarcasına, bedenin perhizinden önce; ruhun istifadesine ve başka ruhlarla ünsiyetini sağlıyor... Aslında oruç bize, hıyanet ettiğimiz tüm emanetlerin, dengesini bozduğumuz kâinatın, kirlettiğimiz dünyanın, zulmettiğimiz nefsin; ezdiğimiz ötekinin, yarıştırdığımız hırsın, öfkenin, kinin; tezkiye edilmemiş fiillerin ve maddenin enkazı altında kalmamızı hatırlatıyor."
Ne güzel değil mi? Pekiyi o zaman tüm Ramazan boyunca bu ilke ve değerlerle bağıtlı olması gereken kaç Müslüman, ülkemizde ve çevremizdeki diğer İslam toplumlarında kaç Müslüman'ı öldürdü ve işkence yaptı? Onlara hangi Müslüman yönetimler ve yöneticiler arka çıktı ve korudu? İşte, eleştirisel olmak böyle bir şey; yani insan olmak... İnsan olmadan dindar olunmuyor galiba!