* Öcalan, “15 Haziran’dan sonra önümüzde üç seçenek var” demiş. Öcalan hükümetten bir açıklama bekliyor, yoksa savaş diyor. 13 Haziran’daki balkon konuşmasını hazırlayan danışmanlar umarız Başbakan’ın bu konuya da iki satırla değinmesini sağlarlar...
* Sosyolog Nilüfer Göle, AKP’nin son durumunu analiz ederken “AKP beni sevmeyen ölsün diyor” demiş. Haksızlık etmiş! Henüz o aşamada değiliz Nilüfer Hanım, şimdilik cezaevine yolluyoruz...
* AKP’yi bitirme planı ile ilgili çıkan yeni belgelere bir adım uzaktan baktığınızda bir ordudan çok bir siyasi partinin diğer bir siyasi partiyi bitirme planlarını görüyorsunuz. Oysa TSK siyasi bir parti değildir değil mi? Değildir, değildir...
* Binnaz Toprak “Her canlı ölümü tadacaktır” sözünü sinir bozucu bulmuş. Hocam gerçekler zaman zaman sinir bozucu olabiliyor ama durum budur...
* Hopa’daki olayların protesto edilmesini anlıyorum. Ancak hâlâ bir protestocunun polis panzerinin üzerinde işi nedir, bunu anlamıyorum. Elinde bayrak sopası ile panzere vurunca ne oluyor? Panzer yetmeyip polis kalkanını sopalayınca neyin intikamı alınmış oluyor? Buraya kadar kimse kusura bakmasın ama aynen Başbakan Erdoğan gibi olayın saçma bir protesto gösterisine dönüştüğünü düşünüyorum. Tam komedi... Sonrası ise bir trajedi. 30 polisin panzerin üzerine çıkan kadını takip edip hastanelik edinceye kadar dövmesinin adı ‘adalet’ değildir. Panzerin üzerine çıkmak suçsa polisin görevi suçluyu bulup yakalamak ve savcıya teslim etmektir. Üzerine çullanıp tekme tokat hastanelik edinceye kadar dövmek değildir. Bunun adı yargısız dayak... Kanunda var mı emin değilim, ileri demokraside olmadığı kesin.
* Biliyorsunuz son zamanlarda kafayı dijital medya ile bozdum. Şu anda app. Store’lara girdiğinizde dipnot’un iPad’ler için yayımlanan haftalık Türkçe ve aylık İngilizce çıkan iki app. mevcut. Bu yüzden düne kadar herkesi iPad almaya ve dipnot tablet ve dipnot English app.’lerini yüklemeye teşvik ediyordum. Dün Çin’de bir genç iPad2 almak için böbreğini sattı haberini okuyunca dondum kaldım. Teknoloji tüketiminin geldiği yerden ürktüm... Diyeceğim o ki iPad2’niz varsa dipnot app.lerini yüklemeyi unutmayın, yoksa da lütfen imkânları zorlamayın. Hele böbreğinizi, ciğerinizi satmayın!
* Kars’ta ‘ucube’ denilerek yıkılan heykelin yerine polyesterden kaşar ve bal heykeli yapılacağını Habertürk’ün manşetinde okuduk. Heykeli nasıl olur bilemem, fikrin ‘ucube’ olduğundan eminim.
* 31 general cezaevinde. Eskiden Genelkurmay’ın ışıkları gece yanıyorsa olağanüstü bir hal var demekti. Generaller Hasdal Cezaevi’ne taşındığına göre artık gündüz yanıyorsa olağanüstü bir durum var demektir...
* Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak geçen hafta “Yolum ilk kez Diyarbakır’a düştü” diye yazdı. Yani Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden birinin genel yayın yönetmeninin yolu bugüne kadar Diyarbakır’a hiç düşmemişti... Şaşırma eşiğini çoktandır aştığımız için hiç şaşıramadım...
* Bir Nuran Yıldız vardı, hatırlar mısınız? Hani bir ara gazeteciliğe soyunan, PR konusundaki engin birikimini orgeneraller ile paylaştığı dedikodusu yalanlanmayan, İlker Başbuğ’un danışmanıymış gibi anılan, ardından CHP saflarında boy gösteren akademisyen Nuran Yıldız. İşte O Nuran Yıldız ve İlker Başbuğ ile ilgili ciddiye alınması gereken bir iç yazışma Zaman gazetesinin manşetinde yayımlandı. Aklıma nedense “Seni besleyen seni öldürür” sözü geldi...
* Mavi’nin İstanbul tişörtleri çok yaratıcı... Özellikle İzzettin Çalışlar’ın torunu olan İzzettin Çalışlar’ın tasarladığı ‘İstavrit’ benim favorilerimden. Darısı diğer markaların başına.
* The Economist’in Türkiye’ye Fransız kalması mümkün değil. Adamlar İngiliz.
* Nâzım ile Vera’nın görüntüleri ilk kez NTV Anahaber’de yayımlandı. Vera’nın şiirlerde anlatılan tasvirini gerçeğine tercih ederim.
* Sami Ofer evinde ölü bulunmuş haberlerinde bana tuhaf ve üzücü gelen, milyonlarca doları olan bir adamın yapayalnız ölmesi. Evinde ölü bulunması...
Siyasi değil de ticari bakış
İnan Kıraç olayına bir de siyasi değil de ticari açıdan bakalım. En son WikiLeaks belgelerinde yayımlanan Mustafa Koç’un 2007 seçim tahmini MHP-CHP koalisyonunu gösteriyordu. Şimdi ise Koç grubunun bir diğer önemli ismi İnan Kıraç CHP’nin yüzde yüz tek başına iktidar olacağını ‘tahmin’ ediyor. Ben ilki için “Böylesine yanlış tahminler ticarette dükkân batırır” demiştim, İnan Kıraç’ın öngörüsünü görünce az bile demişim...
Denetlenenle denetlenmeyen
Sahte içkiden ölümler sonrasında TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusuoy’un haklı bir isteği var; “Uçak, otel, tur operatörlerini denetliyoruz, olay tekne turlarında ya da özel restoranlarda patlıyor, tüm turizmi töhmet altında bırakıyor. Buraları kimin denetlediği belli değil” diyor. Yüzde yüz haklı. Bir tek satan değil denetlemeyen de suçlu olmalı. Hükümetin kanal ve yol yapmaktan fırsatı olur mu bilmiyorum ama turizm işletmelerinin denetiminin tek bir merkezde toplanması şart.