Sanal dünya birkaç gündür cep telefonu ile çekilen bir video ile ‘yıkılıyor’. Olay Gölcük’ün Şirinköy Mahallesi’nde geçiyor. Görüntüde bir taşeron çöpçü ve bu çöpçüye dayılanan gergin ergeni görüyoruz. Öncesinde ne olduğu, olayın bu noktaya nasıl geldiği bilinmiyor. Sosyal medyanın dilindeki en geçerli iddia ne yazık ki fazla entrika barındırmayan ikinci sınıf bir Hollywood filmi kıvamında. ‘Çöpçünün kekeme olduğu, kekemeliği ile dalga geçen bir çocuğa tokadı yapıştırdığı ve çocuğun abisinin de kardeşinin öcünü almak için çöpçünün peşine düştüğü’ söyleniyor. Video kaydı işte tam bu noktada başlıyor. Gergin ergen koşarak bir elinde odun saplı çalı süpürgesi, diğer elinde yine odun saplı çöp toplamaya yarayan aleti ile (adı neydi yahu bunun) çöpçünün peşinde koşturuyor. Gergin ergen ilk olarak belindeki kalın deri kemeri çıkartıyor. Şöyle iki ucunu birleştirip çöpçüye tehditkâr bir biçimde savurmaya başlıyor. Çöpçü gayet ‘cool’. “Olum bak git...” diyor. Ancak gergin ergen yatışacak gibi değil. Yılanların Öcü filminden fırlamış bir hınç ile kabardıkça kabarıyor. Çöpçüye bakışları ve tehditleri, dokunma mesafesine kadar geliyor. Özgüveni o kadar yüksek ki dövdü dövecek! Hayatımızın erken dönem psikopat filmlerinden Taxi Driver’da Robert de Niro’nun meşhur ‘are you f.kn talkin to me!’ tiradı kıvamında saydırıyor. Belli ki gergin ergen mahallenin Polat Alemdar şubesi. Çöpçü ise her seferinde istifini bozmadan aynı repliği tekrarlıyor: ‘Olum bak git...’
Gergin ergenimiz havada savurduğu kemer çöpçüyü teyet geçince, çöpçüde ipler kopuyor. Odun saplı çalı süpürgesini Jackie Chan filmlerine taş çıkartan bir kıvraklıkla bir anda ters çevirip gergin ergenimizin kafasına indiriyor. Böyle bir hamleyi beklemeyen gergin ergen anında topukları yağlayıp kaçmaya başlasa da çok geç. Çöpçünün sürekli ‘Olum bak git’ ve üç noktalı sessizliğinin ne anlama geldiğini, süpürge ikinci kez gergin ergenin kafasına indiğinde daha iyi anlıyorsunuz.
Gergin ergen bir anda ağlak ergene dönüşüyor!
Gül gülebildiğin kadar
Birkaç gündür biz de bu gergin ergene ve çöpçüye ulaşmaya çabalıyoruz. Gerçi çöpçüye ulaştık ancak çalıştığı taşeron firma konuşmasına izin vermiyor. Gergin ergenin kafasına olay sonrasında 12 dikiş atıldığı, ailesinin önce karakola gidip şikâyetçi olduğu ancak malum video sosyal medyaya yansıyıp görüntüleri seyredince şikâyetlerinden vazgeçtiği yine iddialar arasında.
Bu bir dakikayı bile bulmayan video kaydı bizlere aslında yaşadığımız toplum ve kendi hayatımız hakkında çok şeyi özetliyor. Mesela ben işin geyik muhabbetini çevirmeye başladığımda bir izleyicim “Gergin Ergen’in baştan sona tutumu bana Türkiye’nin dış politikasını hatırlattı” dedi.
Haksız mı? Sıfır sorundan, önüne gelene rest çekmelerden, onca afradan tafradan sonra dışişlerinde geldiğimiz nokta İsrail’e Ankara Adliyesi’nde dava açmak, Kürecik’in butonunu ABD’ye vermek ve Suriye ile kapışmaktan öteye gidemedi. Şimdi yeni bir sorunda yine kalkıp ‘One minute!’ dediğimizde birileri de bize ‘Olum bak git...’ demesin de ne desin!
Bir de şu var: Özellikle büyükşehirlerin orta ve üst mahallelerinde ‘gelecek vaat eden çocuklar’ için bu görüntüler tanımadıkları başka bir ülkede geçen filmlere benziyor. Ne yazık ki özel okul, psikolog, korunaklı site içindeki steril hayat üçgeninde ya da bağımlısı oldukları video game dünyasında çöpçüye kemer çözüp diklenen bir versiyon icat edilip oyun konsollarına giremedi.
İtiraf edeyim, ben de bu gergin ergen gencin büyüdüğü mahallelerden birinde büyüdüm. Ankara’nın Keçiören semtine o zamanlar Başbakan henüz taşınmamıştı. Oldukça belalı ve bu yüzden de renkli bir mahalleydi. Mahalle abilerinin çocukları dövüşe tutuşturup üzerine bahis oynadıkları eğlenceler her gün yaşanan rutin ‘eğlencelerden’ sayılıyordu. Mahallenin fonunda Deli Bekir’in darbuka ile ‘Esmerim biçim biçim’ çaldığı, ev kadınlarının camlara çıkıp el çırparak eğlendiği renkli bir mahalle düzeni madalyonun bir yüzüydü. Aynı madalyonun diğer yüzünde ise bir delinin elinde darbuka ile gün boyu sokaklarda dolaşması bile eğlence için gergin ergenlere yetmiyor ve Deli Bekir’e bira içirip, sarhoş bir deliye olmadık şakalar yapılmasında hiçbir sakınca görülmüyordu. Çağan Irmak’ın sterilize mahalle güzellemelerinin tersine, bizim toz toprak içindeki mahalle hayatımızda kavga dövüş hiç eksik olmuyordu.
Az dayak atmadık, az da yemedik
Bugün mahalle kültürü ve kültü özellikle büyükşehirlerde yerini sanal dünyaya bıraktı. Arkasından ağlayacak değilim. Gelin görün ki bu sanal dünyanın gerçek hayatı da alıp götürdüğünün farkındayım.
Emin olun, kafasındaki o 20 dikişin izi, adını bilmeyip kafa bulduğumuz gergin ergen için pek çok hayat dersini de beraberinde getirecektir. Mesnetsiz özgüvenine mafya dizilerinde atılan reset ile bundan sonra kendi gücünü ve sınırlarını abartmayacak, insanları ‘çöpçü’ diye hor görüp belindeki kemer ile gözdağı vermeye kalkmayacaktır.
Zamanında yenilen bir dayak, sonrasında yenilecek pek çok dayaktan daha iyidir.
Bu yüzden ‘Olum bak git...’ diyen sabırlı çöpçü kardeşimize “Ellerine sağlık” derken içim inanın hiç mi hiç sızlamıyor.