İstihbarat kelimesi, Dil Kurumu sözlüğünde "yeni öğrenilen bilgiler, haberler, duyumlar; bilgi toplama, haber alma" olarak geçiyor.

Yani öğle mistik, gizemli bir tarafı yok. Gizemli olan veya gizli tutulan, toplanan bilgilerin ne amaçla kullanılacağıdır.

Bilinen istatistiklere göre haber alma örgütlerinin kullandıkları kaynakların yüzde 60'ı bilimsel dergiler veya think tank denilen düşünce ve araştırma kuruluşlarının herkese açık, muntazaman yayınlanan raporlarıdır. Üniversitelerin akademik çalışmaları, gazete yazıları, TV tartışmaları ve belgeselleri, web siteleri ve diplomatların hükümetleri için hazırladıkları raporlar istihbaratın yüzde 25'ini oluşturur. Yüzde 10-12 kadarı ise teknik verilerdir. (Uydular, dinleme ve izleme cihazları ile elde edilen.) Yüzde 3-5 oranındaki bilgi iyi yetiştirilmiş ajanlar aracılığıyla, "casusluk" denen riskli yöntemlerle ve Batı'nın intelligence dedikleri zeka işi çabalarla toplanmış saklı/gizli bilgilerdir.

Toplanan bilgi, ham bir araçtır. Anlamayı sağlar. Mesele bu bilgiyle ne yapılacağıdır. Yani bu ham maddeden nasıl bir ürün elde edileceğidir. "Nasıl" sorusunun yanıtı devletlerin, hükümetlerin "stratejik hedefleri"nde saklıdır. Stratejik hedefin iki boyutu vardır: 1) Bir devletin kısa-orta-uzun vadeli politikalarını gerçekleştirmek için toplanan bilgiyi yaptırım (uygulama) aracı haline getirmek. 2) Rakip ve düşman olarak görülen devletlerin planlarını, bunları gerçekleştirme potansiyellerini ve ellerindeki uygulama araçlarını (kaynakları) öğrenmek ve karşı tedbir almak.
Stratejik hedefler değişebilir. Rakipler ve düşmanlar farklılaşabilir ama istihbarat eylemleri sürer ve birikimli olarak devlete haber alma kapasitesi kazandırır.

Derlenen bilgiler ne kadar değerli ve doğru olsa da onların hangi ulusal amaca hizmet edeceği ve bu amacı gerçekleştirecek kapasitenin ve kadronun olması bir o kadar önemlidir. Eğer bu kadrolar ve kapasite olmazsa toplanan tonlarca bilgi, belge ve görüntü sadece arşiv malzemesi olur. Alın PKK konusundaki istihbaratı. Artık bu örgüt ve elemanları hakkında bilinmeyen hiçbir şey yok. Ama hâlâ sonu getirilemedi. Neden acaba? Stratejik bakış açısında bir yanılsama olabilir mi? Bir örnekle bu sorunun yanıtını arayalım.

Hükümetimiz, en yetkili ağızdan Kürt analardan çocuklarını, onlardan çalan PKK'dan kurtarmaları çağrısı yaptı. İyi de yaptı. Kim çocuğunun dağ başlarında helak olmasını ister? Ama aynı çocuklar taş attıkları veya gösterilere katıldıkları için yıllarca hapiste yatırılabiliyor ve cezaevi müdürü onları cezalandırılması için tecavüzcülere teslim ediyor!

Kürt coğrafyasında kızlara kiminle evlenmek istediği sorulmaz. Küçük yaşta evlendirilir. Kadına şiddet de yaygındır. PKK bir yandan devlete karşı bir (özerklik adı altında) bağımsızlık mücadelesi verirken diğer yandan da Kürt kırsalında erken evliliği, çok eşliliği ve kadına karşı şiddeti engellemek için kadınlara propaganda yapmakta, erkekleri (babaları ve kocaları) de bu yolda devam ederlerse cezalandırılacakları tehdidinde bulunmaktadır.

Birisinin önemsiz kızı olmaktan, birisinin önemsiz (kim bilir kaçıncı) eşi olmak arasındaki yatay hayatı reddederek örgüte katılan ve yaşamını anlamlandıracak (kısa sürse de) "kurtarıcı" bir davaya katılan kadın sayısını örgütün içindeki kadın oranından anlamak mümkün. Yani bu gençler sadece aldatıldıkları veya örgüt onları ailelerinden çaldığı için değil, yüz yıllık ihmal ve geri kalmışlık nedeniyle süren ve onları öldürürken isyanlarının nedenleri konusunda hâlâ sorumluluk duymayan bir resmi stratejinin varlığını düşünüyor muyuz? Bunu elbette düşünen var ama bunun bir devlet stratejisine dönüşmesi önemli. Onca bilgiye rağmen bu strateji geliştirilmemişse bir algı ve kapasite sorunu var demektir.

Gelelim Stratfor olayına... Bu kuruluşun müşterileri arasında ABD Kamu Güvenliği Teşkilatı, Savunma Bakanlığı İstihbarat Ajansı, Deniz Piyadeleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri yanında pek çok özel şirket ve askeri kuruluş varmış. (Taraf, 11-3-2012, s.9) Sormak gerekir: Bu teşkilatların kendi veya devletlerinin zaten haber alma teşkilatları yok mu? Tabii var. Mesele Stratfor gibi düşünce ve analiz kurumlarının topladığı veya yararlandığı bilgileri damıtıp ondan strateji belirleyecek, yol haritaları çıkartacak analizler hazırlanmasıdır. Bu tür kuruluşlardan yararlanmak isteyenler, Türkiye'de de yarım düzine benzerinin olduğunu internete girerlerse bulurlar. Üstelik has Türk malı.