Başbakan Erdoğan 28 Şubat soruşturmasıyla ilgili son gözaltılar üzerine “beklenmedik” bir uyarıda bulundu.
“Bu dalgalar arka arkaya geldikçe ülke boğulur” diye konuştu.
Erdoğan’ın İtalya dönüşü yaptığı açıklamada “bir dalga, iki dalga, üç dalga falan bunlar toplumun huzurunu da kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi manada rahatsızız. Bu iş bence uzatılmamalı” demesi de önemlidir.
Başbakan henüz iddianamesi bile hazırlanmamış 28 Şubat soruşturmasından hareketle benzer nitelikteki davaların uzamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmekte ve artık “sonuca gidilmesini” istemektedir.
Tabii bu o kadar kolay değil.
“Cin şişeden çıktı” bir kez.
Türkiye darbelerle hesaplaşıyor.
Üstelik, bu hükümetin de isteği bir şey.
Başbakan’ın, “Bu dalgalar ülkeyi boğar” dediği gün Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’nı önlemeye dönük 27 Nisan “e muhtıra”sı için AKP’nin suç duyurusunda bulunacağını söyledi.
27 Nisan, TBMM’ye müdahaleydi. Anayasa Mahkemesi’nin toplantı yeter sayısı için “367 arayan” kararıyla askere destek verildi. “Hukuk darbesi” yapıldı. Mahkeme üyelerine baskı yapılarak bu karar dayatıldı.
Şimdi 28 Şubat, “Postmodern” darbe olarak yargılanırken, 27 Nisan 2007 -üstelik doğrudan AKP’nin başına gelmişken!- süreci dışında tutulabilir mi?
27 Nisan davası açılmazsa bu durum kaçınılmaz olarak “e muhtıra”yı veren eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın Başbakan’la Dolmabahçe’de gerekleştirdiği görüşmeye bağlanacaktır.
“Cin şişeden çıktı” demiştik.
28 Şubat davası, Batı Çalışma Grubu ve dönemin “istihbarat” faaliyetleri üzerine inşa edilecekse, “emir komuta” zinciri nasıl kurulacak? MGK üyesi kuvvet komutaları, 28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı Karadayı, “28 Şubat bin yıl sürecek” diyen Hüseyin Kıvrıkoğlu ne olacak?
Başbakan Erdoğan’ı “Bu iş bence uzatılmamalı” noktasına getiren ciddi rahatsızlıklar olmalı.
Örneğin eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “İnternet andıcı” davasından yargılanacakken, davalar birleştirilince “Ergenekon sanığı” haline getirildi. Duruşmalara çıkmıyor ve “Katillerle aynı sandalyede oturmam” diye tepki gösteriyor.
Haklıdır!
Danıştay saldırısı olduğunda Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda Hilmi Özkök oturuyordu.
Ve ilk anda bunun bir “şeriatçı kalkışma” olduğu düşüncesini o da seslendirmişti.
Ergenekon bağlantısı sonradan kuruldu.
Şimdi tüm sanıklar aynı “çuval”ın içine konuyor.
Bu gelişmeler muhtemelen Necdet Özel’in de ağırına gidiyordur.
Balyoz dahil, artık bu davalarda sonuca gidilmeli. Başbakan’ın çıkışı yerindedir ama pratiği nasıl olacak?
Ergenekon’da sayfa sayısı 1 milyona ulaşmış.
Sadece dalgalar değil bu kâğıtların külü de ülkeyi boğar.