CHP tarihinde bir ilk yaşanıyor.
Tüzük değişikliği için “çifte kurultay”a gidilirken muhalefetin “boykot”u halinde pazar günü toplantıyı açmak için gerekli 650 delegenin bulunamayacağı öne sürülüyor.
Bu hesabın tutması zor ama imkânsız değil.
Deniz Baykal kurultaya katılmayacağını açıkladı.
Önder Sav cephesi zaten 365 imzayla kurultay çağrısı yaptıkları için “blok” bir güce sahip.  
12 Haziran seçimleri ertesinde muhalifler 500’ün üzerinde imza toplamışlardı.
Baykal-Sav ittifakı sağlanırsa kurultay boykotu, CHP’yi “kurultay bile toplayamayan parti” konumuna düşürebilir. Kılıçdaroğlu yönetimi bu tehlikeyi sezdiği için yoğun bir kulise girdi. “Tüzük” unutuldu, mücadele “hangi delege nereye gidecek” sorununu çözmeye odaklandı.
Sav’ın önderliğindeki muhalifler, pazar sabahı Anıtkabir’de toplanacaklar.
Kemal Bey’i Atatürk’e şikâyet edecekler!
Genel Merkez ise delegeyi salona çekmek için “Anadolu Ateşi” gösterisine güveniyor.
Deniz Bey’i salona getirebilmek için de yoğun kulis var.
Kılıçdaroğlu’nun çağrıları da Baykal’a yönelmiş durumda.
Ancak Baykal cephesi fazlasıyla kırgın. CHP’ye yıllarını vermiş Baykal’a yakın bir isim duygularını şöyle dile getirdi: “İçimiz kan ağlıyor; partiyi kendi yatağından uzaklaştırdılar, CHP yabancıların elinde kuruyan bir nehir gibi çöle doğru akıp gidiyor. Buharlaşıyor. Çifte kurultay partiye kurulmuş büyük bir tuzaktır. Dileğimiz partinin bu kavgadan bölünmeden çıkması. Deniz Bey’in kurultaya gitmeyecek olması partinin içine düşürüldüğü hazin manzarayı görmekten kaçınmak istemesindendir.”
Kuşkusuz CHP’nin Baykal’ın şikâyet ettiği duruma düşürülmesinde “eski Politbüro”nun rolü bugünkü liderlikten daha az olmasa gerek.
Partinin geleneksel CHP çizgisinden uzaklaştığı ve dışardan gelen “kadro”nun partiyi sosyal demokrasiye “yabancılaştırdığı” iddiası kabul edilebilir bir eleştiriyle bu yolu 2007 seçimlerinde “milliyetçi sağ”dan oy alma iddiasıyla sayın Baykal açtı.
Askere yakın, adı Ergenekon’da geçen isimleri partiye taşıdı.
Kılıçdaroğlu da Silivri’ye ayırdığı kotalarla, Sinan Aygün tercihiyle 2011 seçimlerinde Baykal’ın izinden gitti.
CHP’de bugün asıl savrulma ideolojiktir.
Yelpaze solculuktan, ulusalcılığa kaymıştır.
Tüzük demokratikleşse bu defa da “program” sorunsalı çıkacaktır.
CHP nereye yönelecektir?
AKP karşısında iktidar seçeneği oluşturacak mıdır?
26-27 Şubat kurultaylarında kamuoyu CHP’nin “içe dönük” mücadeleden nasıl çıkacağını görmek isteyecektir.
Genel merkeze göre “boykot” tutmayacak ve kurultay en az 900 delegenin katılımıyla toplanacak.
Ve demokratik bir tüzük yapılacak.
Kemal Bey, CHP kurultayının bir “demokrasi şöleni”ne dönüşeceğini söylemişti.
Umarız öyle olur.
Kavgasız, gürültüsüz bir kurultay izleriz.