Zor bir yıl olacak.

Toplumun büyük çoğunluğu yeni anayasa ve yapısal sorunların çözümü konusunda istekli olmasına rağmen, henüz bir adım atılmadı. Ekonomik, sosyal sorunlar ise, hükümetin sahip olduğu neoliberal politikalar nedeniyle çoğalıyor. Toplumun taleplerini seslendirdiği demokratik pratikler zayıflatılmaya çalışılıyor. Bu sayede, yönetenler ve yönetilenler ayrımı tescillenmiş oluyor.

Toplum dinamikleri muhatap alınmadıkça, toplumsal sorunları çözebilme aşamasına geçilemiyor ve sonuçta, senelerdir aynı sorunlar, sıkıntılar, acılarla yaşanıyor. Hayat, bu sarmalın içine tıkılmış eskitiliyor.

Seçim yılına girdik.

Vitrindeki partilerin kamuoyunun karşısına, yine polemikle çıkacaklarını kestirmek zor değil. Bu davranışın, onlara siyasi maliyeti son derece az. Çünkü mevcut yapı ile toplumun alternatif siyasi parti üretebileceğine inanmadıkları gibi, çözüm yolu ve iradesi sunmadıkça, iş başına gelindiğinde çözüm yükümlülüğü üstlenmelerine de gerek kalmıyor.

Ülkeyi yönetecek olanlar, yine % 10 barajlı seçim sistemi ile seçilecek. Barajın gerekçesi: ‘istikrar’. Oysa, siyasetin alanı çoğulculuğu kapsamadıkça, siyasi istikrar dedikleri olgu toplumu yansıtmıyor. Şimdiye kadar gündemine seçim sistemini değiştirmeyi almayan partiler, o yüzden ajandalarında, büyüyen toplumsal istikrarsızlığı gidermeye yer verme gereği duymuyor.

Devlet toplum ilişkisizliği, siyasi parti toplum ilişkisizliğine dönüşmeye başladıkça, sokaklar, üniversiteler ve hayat savaş alanı haline geliyor.

Kısaca bu seçim sisteminin amacı: mevcut güç dengesini sabitleştirerek, siyaseti boğmaya çalışmak. Senelerdir seçim barajı taktiği ile, iki partiden birine paranoyak bir zorlanmayla yöneltilen toplum, aslında bu sahte istikrarın bedelini demokrasiden feragat ederek ödemiş oluyor.

Bütün bunlar bilinen, yaşanan gerçekler. Ama bu sahte güvenceye kapılanma eğiliminden kurtulmak, siyasetin alanını yeniden yapılandırmak sanıldığı kadar zor değil.

Yenilenmek, sorunları çözmek, talepleri hayata geçirmek, umutları gerçekleştirmek, hayatı mutlu yaşayabilmenin yollarını açmak kimseye armağan edilmeyeceğini göre, insanın mevcut kalıplardan kurtulması için uzağa gitmesi gerekmiyor. Kendi iradesini, korkulardan arınarak sandığa yansıtması bile, mevcut hareket alanını genişletebilir. İnsanı, siyasetten ayıran ayıklayan bu mekanizmayı tersine çevirebilir. Bu yıl siyaseten, yeni bir yıl pekala olabilir.