Kimi bölümleri basına sızdırılan ve bu bölümlerde tamamen Türkiye ve öldürülen insanların aleyhine yargılar bulunduğu ileri sürülen Gazze'ye yardım götüren filonun İsrail ordusu tarafından basılması ve 9 insanın öldürülmesi üzerine Birleşmiş Milletler Araştırma Komisyonu'nun nerdeyse bir yıl önce kaleme alınan ve bugüne kadar geliştirilen raporunun ham halini okuduktan sonra (http://www.freedomflotillafacts.com/uploads/A.HRC.15.21_en.pdf) şaşırdım doğrusu. Birçok paragraf değiştirilmiş ve aslındaki Türkiye lehine olan yargılar ters yüz edilmişti. Bu bir yıllık sürede ne değişmişti? Kimler değiştirmişti? Bir oyununa mı getirilmiştik? Sızdırılan eksik bilgilerden etkilenip aşırı tepki vermemiz mi beklenmişti? Biz de tam beklenen gibi hareket edip, haklı olmamıza rağmen 'saldırgan' bir ülke görünümü mü sergilemiştik? Çünkü A/HRC/15/21 no'lu raporun (Eylül 2010 tarihli) genelinde, özel olarak "sonuç" kısmında, İsrail'in bilinen tüm uluslararası yasaları çiğnediği ve aşırı şiddet kullanarak meşruiyet sınırları dışına çıktığı açıkça belirtiliyor.
Bu durum, Türkiye'yi İsrail ile gerekirse savaş durumuna sürükleyecek bir sürtüşme noktasına değil, hakkını Uluslararası Adalet Divanı'nda arayacak her türlü delile götürüyor. Bir insani yardım kuruluşunun "yardım" amacını aşıp "insani" amaçlarla da olsa siyasete yönelmesi, özetle Gazze ablukasını kırmak istemesi, mensup olduğu ülkenin siyaset rotasını ister istemez etkileyecektir. Bu durum tüm ülkeyi ve insanlarını o kurum ve mensuplarının tercihlerine mahkûm eder ki bunun iyi yönetilememesi o ülkeyi savaşa bile götürebilir. Nitekim geçen sene "okyanus ötesinden" bu ihtar yapılmıştı ama günün duygusal atmosferinde söz konusu bilgece uyarı yadırganmış hatta bazı çevrelerce lanetlenmişti. Şimdi durum daha iyi anlaşılıyor.
Süreç içinde "uyutulduk" sonra da aldatıldık mı? Yayımlanmadan önceki raporun önemli yargılarını çevirip, sunacağım. Buyurun siz karar verin.
262. İlke olarak İsrail Savunma Birlikleri'nin (İSB) Mavi Marmara gemisine açık denizde ileri sürdüğü şartlarda ve gerekçelerle müdahalesi açıkça yasa dışıdır... Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 51. maddesinde belirtilen şartlara uymamaktadır.
263. İsrail Gazze ablukasını güvenlik nedeniyle meşrulaştırmak istemektedir... Ama sivil Gazze halkının kolektif cezalandırılmasını içeren bu önlemi hiçbir şart altında yasal addedilemez.
264. İSB'nin filo yolcularına muamelesi orantısızdır... Tümüyle gereksiz ve inanılmaz derecede şiddetlidir. Bu muamele tarzı ne güvenlik ne de başka bir gerekçeyle hoş ve meşru görülebilir... Uluslararası insan hakları hukukunun ağır bir ihlalidir.
265. Araştırma Komisyonu aşağıdaki yasa ihlallerini tespit etmiştir: 4. Cenevre Sözleşmesi'nin 147. maddesinin yasakladığı 'isteyerek öldürmek, işkence ve gayr-ı insani muamele, isteyerek büyük acı, bedene ve sağlığa zarar vermek...
Komisyon daha başka suç delillerini de sıralamaktadır.
266. İsrail otoriteleri hâlâ ellerinde tuttukları kimi malların gaspı suçunu geri verilmesi istendiği halde ısrarla sürdürmektedirler...
268. Komisyon, İsrail Hükümeti'nin kendi askeri personelinin yol açtığı bir olay nedeniyle yürütülen soruşturmalarda bu kez de işbirliği yapmadığının farkındadır.
Bu deliller, Türkiye'yi uluslararası hukuk önünde haklı çıkaracak kadar sağlamdır. Bu yola gitmeyip de askeri çatışma imasında bulunmak bu ulusun gücünü iyi kullanamamak anlamına gelir mi biraz düşünmek gerekir. Hele Ortadoğu bu kadar karışık, siyaset kaypak, kim dost kim düşman belli değil ve iç sorunlar daha çözülmemişken...