TBMM Başkanlığı’na Cemil Çiçek seçildi. Çiçek AKP hükümetlerinin “değişmezleri” arasındaydı. Partide “Türk-İslam sentezi”ni temsil ediyor. 1980 öncesi MHP’ye yakınken 12 Eylül sonrası Özal’ın Anavatan Partisi’nde yer aldı. Erdoğan ve Gül’ün Erbakan’a bayrak açtığı AKP’nin kuruluşunda etkin rol oynadı; partinin “milliyetçi muhafazakâr” tabanı ve “devlet”le ilişkilerinde belirleyici isimlerin başında geliyordu.
12 Haziran seçimleri ertesinde Meclis’te yaşanan “yemin krizi”nin de tetiklemesiyle Cemil Çiçek’in adaylığı ve dün MHP’li Tunca Toskay ile girdiği yarıştan başkan olarak çıkması Ankara siyaseti açısından “sürpriz” olmadı.
CHP ve BDP oylamaya katılmasalar da, Çiçek AKP oylarıyla TBMM Başkanı seçilecekti.
Asıl sürpriz, Başbakan Erdoğan’ın Meclis’te yaptığı açıklamaydı.
AKP lideri Simav’da yemin törenine girmeyen muhalefet için “tükürdüklerini yalayacaklar” sözüyle CHP ve BDP’yi köşeye sıkıştırmaya çalışırken MHP’ye “çiçek atmayı” ihmal etmedi.
Erdoğan, “MHP ile anlaşmaları halinde Anayasa konusunda seçimde verdikleri sözü tutabileceklerini” söyledi.
Bu sözler, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim krizi şartlarında oluşan parlamentoyu çağrıştırıyor.
MHP Meclis’e girince Gül’e Çankaya yolu açılmıştı. Ardından “türban sorunu”nu çözmeye dönük Anayasa değişikliği adımını AKP ve MHP birlikte atmışlardı. Gerçi o adım pek de “hayırlara vesile” olmamıştı. Değişiklik Anayasa Mahkemesi’nden dönmüş, o süreç başsavcıyı harekete geçirmiş, AKP kapatılmanın eşiğinden dönmüştü.
Türbanla ilgili girişim, Prof. Ergun Özbudun’a hazırlatılan geniş kapsamlı Anayasa taslağının tartışılmasını da gölgelemişti.
Bu deneyimler ortadayken AKP’nin, CHP ve BDP Meclis’e girmiyorlar diye, MHP destekli bir Anayasa değişikliğini gündeme getirmesi gerçekçi midir?
Türkiye’de sivil, demokrat ve özgürlükçü yeni bir anayasaya gereksinim duyuluyor.
12 Haziran seçimlerine katılan tüm partiler bu ihtiyacı dile getirdiler.
Yeni Anayasa, salt 12 Eylül askeri rejiminin ürünü 1982 Anayasası’nı ortadan kaldırmayacak, Kürt sorununun da “eşit yurttaşlık”, “ana dilde eğitim”, “yerel özerklik” ilkeleri çerçevesinde çözecek.
Böyle bir Anayasa CHP ve BDP’nin “katılımı” olmadan hazırlanamaz!
Tayyip Bey, “meydan okumayı” seven bir lider ama “tek başına” giriştiği reformlar toplumun neredeyse yarısınca kabul görmüyor. 12 Haziran’da AKP oylarını yüzde 50’ye çıkardı ama bir Anayasa değişikliğini referanduma götürecek 330 milletvekiline erişemedi. Şimdi bu eksiği MHP ile tamamlamak istese bile, Kürt sorununun çözüleceği bir Anayasa o ittifaktan çıkmaz.
Çünkü AKP-MHP ittifakı sonuçta, “Türk İslam sentezi”dir.
12 Eylül Anayasası da zaten bu “ideoloji” üzerine kurulmuştu.
Aynı yoldan gidilecekse, yenisine gerek kalmıyor!