Utku Çakırözer, iyi bir gazetecilik yaptı, Şam’a giderek Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a “Uçağı neden vurdunuz?” sorusunu yöneltti.
Cumhuriyet gazetesi, Esad röportajını iki gündür manşetten yayımlıyor.
Söyleşinin ilk günü, düşürülen F-4 uçağına ayrılmıştı.
Esad, “iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren” olay hakkında ayrıntılı bilgiler vermiş.
Uçağın Suriye sahilinde çok alçaktan uçtuğu için radarda görünmediğini, o koridorda daha önce İsrail uçaklarının hava sahasına girmeye yeltendikleri için F-4’ün “düşman” olarak algılanıp uçaksavarla düşürüldüğünü söylüyor.
Türkiye’ye göre asıl “düşmanca tavır” uçağın bilerek düşürülmüş olması.
Esad ise ancak Türkiye bir uçağının kayıp olduğunu bildirdikten sonra, “Türk uçağını düşürdüklerini” anladıklarını savunuyor. “Asla merkezi bir kararla olmamıştır” diyor.
Suriye lideri, Utku’nun “Keşke olmasaydı diyor musunuz?” sorusunu şöyle yanıtlamış:
“Kesinlikle. Düşman hariç hiçbir uçak için arzu etmem. Hele bir Türk uçağına yüzde yüz, ‘keşke olmasaydı’ diyorum.
Erdoğan’ın politikaları Suriye halkına gözyaşı, kan ve yıkımdan başka bir şey getirmiyor, ama biz Türk halkı için yine de en iyisini düşünmeye devam ediyoruz.
Pilotlardan birisinin babasının, ‘Benim oğlum öldü, ama ben savaş istemiyorum’ sözlerinden çok etkilendim. Onun duygularını paylaşıyor bu onurlu tavrının önünde saygıyla eğiliyorum.”
Suriye ile ilişkiler, geçen on yılda “altın devrini” yaşarken iki ülke ilişkileri bu duruma sürüklendi?
Esad, Erdoğan’daki değişimden; Suriye’nin iç işlerine müdahalesinden, Müslüman Kardeşlere desteğinden ve mezhepçi politikasından yakınıyor.
“Öcalan krizi”ni hatırlatıyor.
O dönemde bile “sınıra yığınak yapmadıklarını” bugün de “yapmayacaklarını” söylüyor:
“Türkiye hükümetinin Suriye’ye düşman olmasının bir önemi yok. Eğer Türk halkı düşmanlık beslemeye başlarsa işte o zaman sorun var demektir.”
Esad’ın sözleri Birinci Körfez Savaşı’nda Ecevit’le bombardıman altında kalan Irak halkıyla yaptığımız söyleşileri anımsattı.
İki ay süren hava saldırıları sonunda Bağdat harabeye dönmüştü.
Saddam Hüseyin, doğal olarak ABD’yi suçluyor, Türkiye’yi doğrudan hedef almıyordu.
Türkiye Özal’ın baskısıyla İncirlik Üssü’nü ABD’nin kullanımına açmış, Bağdat’ı bombalayan uçakların çoğu İncirlik’ten kalkmıştı. NATO o zaman da yan çizmiş, savunma amaçlı “Patriot”ları göndermekte direnmişti.
Bağdat’ı çevreleyen hurma bahçelerinde Ecevit’i tanıyan Iraklılar onu “dostça” evlerine davet ettiler. Savaşın yıkıcı sonuçlarından söz edilirken Iraklı aile “Bizi en çok Türkiye’den kalkan Amerikan uçakları yaraladı” demişti.
Suriye ile savaş asla düşünülmemeli.