Sonunda bu da oldu. MİT yöneticilerinin PKK ile Oslo’da yaptıkları görüşmelerin ses kayıtları internete düştü!
“Dinleyenlerin de dinlendiği” bir ortamdayız!
Gerçi “Oslo kaseti” eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in “samimi” konuşmalarından farklı olarak “ortam dinlemesi”nden çok görüşmelerin “teybe alındığı” ve zamanı gelince de “sızdırıldığı” izlenimini uyandırıyor.
Nitekim MİT-PKK zirvesiyle ilgili ses kayıtları PKK’ya yakınlığı ile bilinen Fırat Haber Ajansı ve Dicle Haber Ajansı tarafından yayınlandıktan sonra “sanal saldırı”ya uğradıkları gerekçesiyle kaldırılmış.
Eskiden “devlet” kaynaklı bilgiler uzun süre arşivlerde gizlenir, kamuoyu “kapalı kapılar ardında” olanları üzerinden 25-30 yıl geçtikten sonra öğrenirdi. “Johnson mektubu” gibi gazetecilik başarıları geçmişte kaldı.
Wikileaks belgelerinde olduğu gibi şifreler kolayca kırılabiliyor ve kamuoyundan gizlenen olaylar internet üzerinden dolaşıma giriyor.
Yönetimi ve zamanlaması “etik” sorunlar doğursa da özellikle Türkiye’de de internete düşen ses kayıtları üzerinden bir “şeffaflaşma” yaşanıyor.
Oslo’daki MİT-PKK görüşmelerinin içeriği de aslında 2009’daki “demokratik açılım” sürecinde yaşananları teyit ediyor.
Gerçekte, “bilinmeyen şeyler” değil konuşmalar.
Devletle-Öcalan’ın görüştüğü defalarca açıklanmıştı.
Son olarak Öcalan, PKK’nın “demokratik özerklik” ilanıyla eşzamanlı Silvan saldırılarına tepki olarak, “Devletle Barış Konseyi kurulması konusunda anlaşmıştık” demişti.
PKK’nın silahı bırakması ve BDP’nin Kürt hareketinin siyasallaşma sürecinde de MİT’in devrede olduğu yazılıp çizilmişti.
Habur girişleri kesintiye uğramasa, PKK’nın Kandil’i boşaltması planı işleyecekti.
Oslo’daki görüşmelerin o aşamada yapıldığı anlaşılıyor.
Sonradan MİT Müsteşarı olan Hakan Fidan, eski müsteşar yardımcısı sıfatıyla “risk alarak” Başbakan adına PKK yöneticileriyle görüşmüş. MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş de buluşmada yer almış. Zübeyir Aydar, Sabri Ok ve Mustafa Karasu da PKK adına toplantıya katılmışlar.
Görüşmeden sonra Öcalan’a bir mektup iletilmiş.
“Sayın”, “Önderlik” gibi hitaplar dışında Oslo’daki görüşmelerin İngilizce konuşan bir “moderatörü”nün olması ilginç.
Buluşma ortamı olarak Norveç’in seçilmesi Filistin-İsrail barış görüşmelerine zemin hazırlayan “Oslo süreci”ni çağrıştırıyor. Başbakan Erdoğan’ın “Arap Baharı” turuna çıktığı bir sırada kaydın internete düşmesi de dikkat çekici.
PKK’ya karşı Kuzey Irak’a operasyon hazırlığı yapılan bir ortamda Oslo’daki müzakerelerin açıklanması “nostaljik” rüzgârlar estiriyor.         
Keşke ETA, IRA deneyimleri gibi PKK da barışçı yoldan silahları bıraksaydı.
Bu yaz onca can kaybı yaşamazdık!