Karanlık Turizm ve Ölümle Yüzleşme

Dark Tourism hakkında ne biliyorsunuz? Bilmiyorum.

Ben ilk defa Dark Tourist adlı bir belgesel sayesinde öğrendim, böyle bir turizmin olduğunu.

Karanlık Turizm, ölüm ve trajedi ile ilişkilendirilen yerlere yapılan seyahati içeren turizmin adıymış.

Bu seyahatlere katılan insanlar adrenalinlerin yükselmesini istiyorlar. Dağa tırmanmak, paraşütle atlamak yerine buralara gidiyorlar.

Bu kadar basit değil elbet. Belki de bu cümle onların niyetlerini küçümsemek, bilemiyorum. Henüz bu bilgi bende taze, onlarla tam manasıyla empati kurmuş değilim.

Belgeselden bahsetmek istiyorum.

Netflix’te seyretmeyi arzuladığım üç belgeselden ilkiydi Dark Tourist. Diğerlerini de seyrettikten sonra yazmayı düşünüyorum.

Yeni Zelandalı gazeteci David Farrier, ki onların ülkesinde polisler bile silah taşımıyormuş, böyle gizemli ülkelerdeki yaşanmışlıklara merak salmış ve araştırmaya karar vermiş.

Haberci Farrier, sekiz bölümde sekiz ülkeye gidiyor ve orada bazen yanında bir rehber bazen bir dark tourist oluyor. Bazen de Dark Tourism’e katılıp çekimler yapıyor.

İlk bölümde Latin Amerika’da Pablo Escobar’ın yaşadığı yerlere gidiyor. Orada onun sağ kolu olan bir adamla konuşuyor. Adam Escobar’dan tanrısı olarak bahsediyor. Birlikte içki içip uyuşturucu kullandıklarını, grup seks yaptıklarını anlatıyor.

Farrier, sana sevgilini öldürttü, onu neden hala bu kadar seviyorsun diye, soruyor. Orada yaşayan birçok insan gibi o da memleketi için Escobar’ın bir kahraman olduğunu, sevgilisinin onlara ihanet ettiğini söylüyor.

Bu bölümde en sevdiğim yer “Ölüler Günü” festivali. Meksiko City’nin eski yerleşim yeri Tepito’dan festival görüntülerine yer verilmiş. İnsanlar günahları affedilsin diye dizlerinin üstünde mabede yürüyorlar. Ellerinde adakları var.

Festivalin esas amacı ölümle yüzleşmek, onu kabul etmek.

Eylemlerimle söylemlerimin denk olmasıyla övünen ben ölümün kıyısında bir durduğum için bu festivali sevdim.

Hangi bölümde olduğunu hatırlamıyorum başka bir toplumda her sene ölülerini mezardan çıkarıp temizleyip yeniden toprağa gömüyorlar.

Bu da ölümü soyut manasından çıkarıp somutlaştırıyor.

Ben henüz ailemin mezarlarına yaklaşmış biri değilim.

Bu ölümlerini kabul etmek istemediğimden mi yoksa ölümden korktuğumdan mı bilmiyorum.

Ülkeden çıkarken normal yollardan değil sınırdan tıpkı bir kaçak Meksikalı gibi çıkmayı deniyor. Bunun için bir Dark Tourist grubuna katılıyor.

Bu grup büyük ihtimal Avrupalı ve Amerikalılardan oluşuyor. Görüntülerinden tahminim bu. Sınırda onları yüzü maskeli bir adam karşılıyor. Bana kumandan diyeceksiniz diyor. 6 saat süren zorlu bir yolculuk yapıyorlar.

Yolda Meksikalı insanlar bazen soygunlarla karşılaşırmış. Bunlara tiyatral olarak böyle bir olay düzenleniyor. Kadınlardan biri üç bin dolarlık yüzüğünü takıp çıkmış yolculuğa, onu veriyor hırsızlara.

Etraftan silah sesleri geliyor. Çömeliyorlar. Yere yatıyorlar. Yolun başında işin ciddiyetinde olmadıkları için, yerde gülenler oluyor. Adamlar saçlarından çekip, ne sırıtıyorsun diye, onlara çemkiriyor.

Altı saatin sonuna yaklaştıklarında artık bir Meksikalı kafasına giriyor turistler. Yorgun ve tedirginler.

Onları almaya gelen sınırdaki minibüse koşarak gidiyorlar. Oh be bitti kafasında, coşarak. Tam bu sırada sınır devriyesi çıkıyor ortaya ve hepsini tekrar yere yatırıp kollarını bağlıyorlar.

Tur hüsranla sonuçlanıyor. Sınırı geçemiyorlar.

Turistler Meksikalıları anladıklarını, bu sınır geçme serüveninin çok zorlu olduğunu söylüyorlar.

Güneydoğu Asya da bu turizmde insanların ilgisini çeken yerlerden biri. Myanmar’da cumhuriyet kurulmasına rağmen başta bulunan kişi bir diktatör. Adamın asıl mesleği dişçilik. Ama gitar çalışıyor, televizyonda tek kişilik gösteriler yapıyor elinde gitarı. Silah kullanıyor. Memleket onun canı ne isterse yapıyor işte.

Orada bir olimpiyat düzenleniyor. O da olimpiyatları izlemek üzere bir gazeteci sıfatıyla giriyor ülkeye. Bir rehber veriyorlar yanına ve bir de kadın sürekli her hareketlerini kayda alıyor.

Olimpiyatların yapıldığı yerde tek gazeteci o. İnsansız, fazla rağbet görmeyen yine diktatörün kendi başına çalıp oynadığı bir gösteri seyrediyor, ülkenin kadınları ve tek tip giyinmiş öğrencileri ile birlikte.

Kamboçya’da turistlerin parasını ödediklerinde istedikleri silahla atış yapabilecekleri alanlar var.

Bu işletmelerin sahibi ordu, canlı inek bile vurabilirsiniz. İnsan vurulduğu şaibeleri de var ama yalanlıyor elbet bunu oradaki insanlar.

Afrika’nın bir bölgesinde beyazlar kapalı bir alanda yaşıyorlar. Sürekli teyakkuz halindeler ve tatbikat yapıyorlar. Siyahların baskınına uğramayı kafayı takmışlar. Böyle bir risk taşıdıklarına inanıyorlar.

Neden buradan gitmiyorsunuz, sorusuna karşı da, burası bizim memleketimiz diyorlar.

Kazakistan, Türkmenistan gibi ülkeler de karanlık turizmin en çok ilgisini çeken ülkeler.

Kazakistan, bir dönem Rusların nükleer denemeler yaptığı alan olarak kullanılmış. Otuz sene sonra insanlar üzerindeki etkisini görmek istiyor gazeteci ve oraya gidiyor, bir rehber eşliğinde.

Yerel rehbere soruyorlar, burada insanlar ne kadar etkilendi. Onlara bu bombaların atışı çıplak gözle seyrettirilmiş, diyorlar.

Yerel rehber hiçbir bilgim yok, diyor.

Oranın başka bir yerlisi ile konuşuyorlar. Ailesinden iki kişiyi kaybetmiş, devletin ülkeyi atış sahası olarak kullanması yüzünden. Adam diyor ki, gidin kimsesizler yurduna bakın, orada her şeyi anlayacaksınız.

Orada şekil bozukluğu olan çocuklar var. Hiç yürüyemeyen, yatağa bağımlı çocuklar.

Ağlayarak ayrılıyor ekip yetimhaneden.

Bir aile dostumuz Novartis ilaç firmasında çalışıyordu. Şartların diğer iş yerlerine göre çok iyi olduğundan bahsetmişti. İşini seviyordu.

Firmanın sahipleri ya da ortaklarından olan yaşlı çift kalan ömürlerini Türkiye’de geçirmek için buraya yerleşmişler.

Nedenini sormuş insanlar, ben arkadaşımın yalancısıyım. Monotonluktan sıkıldık demişler.

Bu Dark Tourism olayı da turizm olduğu için herhalde bana tuhaf geldi.

Belki de insanların niyeti değil ticari adıdır. Öyle düşünmek bana daha iyi geldi bak şimdi.

Bir dahaki yazımda gazeteci Christiane Amanpour’un Seks&Love belgeselini anlatmak niyetindeyim.

Amanpour dünyayı gezip ülkelerin aşka ve sekse yaklaşımını konu etmiş belgeseline.

Güzel günlerde görüşelim ve görüşmelerimiz iyiliklere vesile olsun.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e destek olmak isterseniz tıklayın >>>