İkisi de 1990’ları çağrıştıran iki güncel haber.Kamuoyunun Suriye’deki gelişmelere odaklandığı şu günlerde Milliyet ve Taraf’ın manşetinde yer alan “özel” haberler, emniyet ve yargı bürokrasisini geçmişte hayli yıpratan “eski alışkanlıklar”a dönüş kaygısı uyandırmaktadır.
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcılığı’na atanan Sedat Selim Ay’ın “komiser” olarak 1997’de yer aldığı MLKP operasyonu sırasında “işkence ve tecavüze uğradıklarını” savunan mağdurlar, başlarından geçenleri Taraf’a anlatıyorlar.
Mağdurlardan Asiye Zeybek, gözaltında yaşadıklarını 1999 yılında yayımlanan “İşkencede Bir Tecavüz Öyküsü” adlı kitapta yazmış. Zeybek, gözaltında kendisine işkence yapan timdeki polisleri gördüğünü anlatıyor. 1997’de aynı operasyonda öğretmen eşiyle gözaltına alınan Ayşe Yılmaz da Zeybek’in anlattıklarını doğruluyor.
“Filistin askısı” dahil en ağır işkenceye maruz kalmışlar.
Asiye Zeybek’in uğradığı “tecavüz”ü anlatan kitabın yayımcısı olan Yılmaz, işkenceci polislerin komik cezalar alması, davaların savsaklanması üzerine AİHM’ye gittiklerini ve Türkiye’nin 2008’de mahkum olduğunu anlatıyor.
O polisler arasında şimdi “terfi ettirilen” Sedat Selim Ay da bulunuyormuş!
Suçlanan Emniyet Müdür Yardımcısı Ay, Taraf’ta Mehmet Baransu’ya, AİHM’de etkin soruşturma yapılmaması nedeniyle Türkiye’ye ceza verildiğini öne sürerek, “İşkence ve kötü muameleden beraat ettik. O dönem komiserdim ama çok da söz sahibi değildik. Terfimi engelleyecek bir durum söz konusu değil” diye konuşmuş.
1990’larda İstanbul ağırlıklı operasyon ve “infazlar” hatırlandığında “işkence altında tecavüze uğradığını” söyleyen, yazan bir kadın tutuklu daha fazlasını mahkemede nasıl kanıtlayacaktı?!
Belli ki “korkuyla” başına gelenleri sineye çekip “canını kurtarmaya” çalışmış.
Çıkınca da “tecavüz”ü yazmış.
Eğer olay sağlık raporlarına geçen bir “travma” ise dosya yeniden açılır ve gerçeğe ulaşılır.
“İşkenceye sıfır tolerans”tan söz eden iktidar döneminde “terfi” nedeniyle de olsa bu iddialar “sümenaltı” edilemez.
İçişleri Bakanlığı müfettişleri olayı tüm boyutlarıyla soruşturmalıdır.
Milliyet’ten Tolga Şardan’ın “hayali ihracat” haberine gelince...
İstanbul Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’nca sürdürülen soruşturmada Çin’den ithalat yapan bir şirketin 100 milyon TL’lik usulsüzlüğünün ispatlanması üzerine yapılan takipte Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu’yu ziyaretler dikkat çekiyor. Yalçın Bayrak adlı kişiyle Danıştay Başkanı’nın “bir araçta görüştükleri” dosyaya giriyor.
Gündem Suriye olduğu için Ankara’da “yaprak kımıldamıyor!”
Oysa Çakıcı adına Yargıtay Başkanı’na yapılan ziyaret haberinde “kıyamet kopmuştu.”
Danıştay’dan daha somut bir açıklama beklemek şeffaflık ve etiğin gereğidir.