İnsanlar günlük hayatlarında başa çıkamayacakları zorluklarla karşılaştıklarında, işleri ters gittiğinde, umutlarını yitirdiklerinde genellikle üç tür tepki verirler.

1- Geri çekilir ve tevekkül ederler. 2- İsyan ederler. 3- Yeni duruma ne kadar zor olsa da uyarlar. Uyuculuğu tercih ettiklerinde birçok şeyden ama en çok kişiliklerinden ve özgürlüklerinden ödün vermek zorunda kalabilirler. İsyanın bedeli de bir hayli ağır olabilir. İnsanlar hayatları dahil pek çok şeyi kaybedebilirler.

Bu nedenle geri çekilip farklı bir duygu ve düşünce âlemine sığınmak daha kolay ve işlevsel gelebilir. Hem kişiliklerini korurlar hem de ruhsal tatmin olanakları bulabilirler. Sayıları giderek artan bunca tarikat veya felsefi akımın, manevi bir önderin etrafında oluşan tinsel grupların oluşması tesadüf olmasa gerekir. Modern yaşamın bireyi pek çok gelenekten azat ederken onu yalnızlaştıran ve yolunu bulmasında tek başına bırakan doğasıyla, kişinin özünde bulunan güçleri açığa çıkarmak ve yüksek insani değerlerle buluşturmak arayışında yol yordam ihtiyacı giderek yaygınlaşıyor. Bu ihtiyaç, modernleşme ve gelişme ile düz orantılı.
Bu konuda eksiklik duyulan (fazlaca materyalist bulunan) Batı'dan Hindistan'a gidip insan ruhunun derinliklerinde saklı gizemleri keşfetmeye azmetmiş o kadar çok kişi oldu ki. Biz sadece ünlüleri gazete ve dergilerden izledik.

Benim şahit olduğum

Bir dost meclisinde konuşurken bana mesafeli duran muteber bir meslek sahibi hanımın (tıp profesörü) neden soğuk davrandığını ortak bir tanıdığımıza sordum. "O sıkı Kemalist ve laiktir, senin sınıfının değerlerinden uzaklaştığını düşünüyor" dedi.

Konuşmanın ilerleyen sürecinde o hanımın da benim de benzer bir dertten muzdarip olduğumuzu keşfettik. (Dolandırılmıştık.) O sıkıntılarını aşabilmek için Anadolu yakasında türbesi bulunan bir evliyaya gidip her hafta dua ettiğini, benim de aynı şeyi yaparsam rahatlayacağımı; kim bilir belki yeterince yakarırsam ilahi adaleti çabuklaştıracağımı söyledi. Bu sefer şaşırma sırası bana gelmişti.

Ama şaşırmamam gerekiyordu. Her insanın inanmak ve sığınmak ihtiyacı vardı ve fark galiba bunu toplu olarak mı bireysel olarak mı yaptığında yatıyordu. Daha gelenekçi topluluklarda bu ihtiyaçlar toplu olarak, daha kentli ve kozmopolit toplumlarda bireysel olarak karşılanıyordu.

Pekiyi bize hiç benzemeyen, tek tanrılı olmayan din mensupları, "doğru davranışı" ve ruhsal huzuru, acaba hangi ilkelerde arıyorlardı? Birkaç günlük taramayla Hint felsefesinden bir demet derledim.

İnsanlık ilişkileri üzerine

İnsanlara beklediklerinden daha çok şey ver ve bunu zevk alarak yap. Cömertlik sarfiyatı az, kazancı çok olan bir yatırımdır.

Başkalarının düşleriyle asla alay etme.

Anlaşmazlık durumlarında dürüst ol.

Kimseyi kırma, hakaret etme.

İnsanları akrabalarına göre yargılama.

Kişisel disiplin

Yavaş konuş ama hızlı düşün.

Biri sana, yanıt vermek istemediğin bir soru yöneltirse, gülümse ve en büyük aşkın, en büyük başarıların daha büyük riskleri olduğunu hatırla.

3 'S'yi unutma: Kendine saygı; başkalarına saygı; her şeyde sorumluluk.

Küçük bir anlaşmazlığın büyük bir arkadaşlığı bozmasına izin verme.

Telefona cevap verirken gülümse. Görmese de seni arayan kişi bunu sesinden anlayacaktır.

Zaman zaman yalnız kal ve kendinle konuş. Hayat muhasebesi yap. Kârlı çıkarsan mutlu, zararlı çıkarsan daha dikkatli olursun.

Hata yapabilirsin, yaptığını fark ettiğinde onu hemen düzelt. Tamir edilmiş her hata eşiz bir derstir.

Sevgi üzerine

Sana sevgi gösteren birini sakın engelleme. Bir daha bu şansı bulamayabilirsin.

"Seni seviyorum" dediğinde, samimi ol, yoksa söyleme.

"Üzgünüm" dediğinde, o kişinin gözlerinin içine bak.

Evlenmeden önce en az 6 ay nişanlı kal.

İlk bakışta aşka inan.

Konuşmaktan, sohbetten hoşlanan bir kadın/erkekle evlen. Yaşlandığınızda, konuşma yeteneğiniz her şeyden daha önemli olacak.

Tutkuyla ve derinden sev. Sonradan yara alabilirsin belki ama hayatı dolu dolu yaşamanın tek yolu budur.

Evde sevgi dolu bir atmosfer önemlidir. Huzurlu ve uyumlu bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.

Sevdiklerinle anlaşmazlığa düştüğünde, neler kaybedebileceğini düşün. O an vereceğin ödünün gelecek kazanç için bir kapora olduğunu bil.

Genel tavsiyeler

Değişikliklere kucak aç ama değerlerini yitirme.

Gezegenimize karşı duyarlı ol. Zarar verdiğin her doğal şey senin de bir parçası olduğun yaşamın yok oluşunu hazırlar.

Suskunluğun bazen, en iyi yanıt olduğunu unutma.

Dua et. Duada, ölçülemeyecek bir güç saklıdır.