Metaverse’de arsa alma çılgınlığına ne demeli? Üstelik bu sanal arsa meselesinde en tutkulu yatırımcılar Türkiye’den çıkıyor (arsa ve binalara olan düşkünlüğümüzden olmalı)...

Son birkaç aydır yayılan haberlere göre, insanlar artık Metaverse’de evleniyor; arsalar, binalar, taşıtlar satın alıyor; toplantılara ve konserlere katılıyor. Öyle ki sosyal medyaya bakılırsa kimileri geç kalmadan (arsalar pahalanmadan!) Metaverse’de yerini alma konusunda telaşlı. Fakat bu hikayede küçük bir eksiklik var: Henüz Metaverse diye bir yer yok. Muhtemelen 5-10 yıl içinde olması da beklenmiyor.

2021’de yaşadığımız ve muhtemelen 2022’de devam edecek olan Metaverse çılgınlığı gerçekte bir vizyonun parlatılmasından ve mevcut teknolojilerin bu vizyon doğrultusunda yorumlanmasından ibaret. Aslında Gartner Hype Döngüsü’ne aşina olanlar her yeni (yıkıcı) teknolojik gelişmenin, ilk aşamada şirketler ve medya tarafından parlatıldığını (teknolojik tetikleme) ve böylece büyük bir beklenti yaratıldığını; ardından teknoloji ile ilgili beklentilerin tepe noktasına ulaştığını; üçüncü aşamada beklentiyi karşılayamayan teknolojinin bir hayal kırıklığı dönemine girdiğini; ve son olarak ortaya çıkan teknolojinin sağlam uygulama alanları bulduğu ve şirketlerin teknolojiyi verimli bir şekilde kullanmaya başladığı aydınlanma döneminin geldiğini bilirler. Ancak Metaverse’e gerçek anlamıyla bir teknoloji de diyemeyiz. Daha çok birçok teknolojinin bir arada yeniden yorumlanması, bir vizyon ya da konsept altında birleştirilmesi olabilir.

Facebook'un ismini Meta olarak değiştirmesi ve Metaverse alanına büyük bir yatırım yaptığını açıklamasından sonra, "Metaverse" kavramı hızla bir ‘hype’ patlaması yarattı. Factiva veritabanında yapılan bir arama, İngilizce haber makalelerinde, 2021’den önce 400, 2021’in ilk dokuz ayında 4.000'den az görünen Metaverse kavramının, 2021’in son üç ayında, 12.000'den fazla kez yer aldığını tespit etti.[1] Bu arada, Google Trends, Metaverse anahtar kelimesi içeren aramaların Ekim 2021’den beri yaklaşık yirmi kat arttığını gösteriyor.[2]

metaverse-bu-değil-1

Metaverse diye bir teknoloji yok bir vizyon var

Metaverse için yeni bir yıkıcı teknoloji diyebilir miyiz? Sanmıyorum. Daha çok sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, yapay zeka, blockchain, sosyal medya gibi teknolojilerin bir konsept içinde yeniden konumlandırılması, markalaştırılması ve anlamlandırılması diyebiliriz. Metaverse diye bir teknoloji yok bir vizyon var ve bu vizyon kullanıcının bir avatar vasıtasıyla internetin içinde üç boyutlu tasarlanmış sanal mekanlar içinde, çalışma hayatını, eğlence hayatını geçireceği; alışveriş yapabileceği, kısaca internet içinde yaşayabileceği bir deneyim vizyonu. Bu vizyonu dijital oyunlardan, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik deneyimlerinden ayıran özellik ise bağlantısallığı, yani sanal mekanlar arasındaki geçirgenliği. Tıpkı bir web sitesinden diğerine gider gibi tek bir tıkla ya da dijital bir kapı vasıtası ile mekanlar arasında dolaşabilme özgürlüğü. Bu anlamda Metaverse sadece sanal gerçeklik gözlüğü takmaktan ve avatarlarla etkileşime girmekten daha fazlası: Kullanıcıların sanal kimliklerini, sosyal bağlantılarını ve sahip oldukları dijital varlıkları taşıyarak hareket etmelerine olanak tanıyan, teknik standartlar aracılığıyla sayısız küçük dijital dünya ve deneyim arasında bir köprü oluşturma anlamına geliyor. (Örneğin sanal bir taşıt ile 3 boyutlu bir internet içinde dolaştığınızı hayal edin) Bu çerçevede Metaverse, “büyük ölçüde ölçeklendirilmiş ve birlikte çalışabilir, gerçek zamanlı 3 boyutlu sanal dünyalar ağı” olarak tanımlanıyor. [3] Bu olmadan Metaverse denilen yer bir şirketin oluşturduğu sanal gerçeklik uygulamasından öte bir yer olmuyor ki bu hiç de yeni bir şey değil.

Marc Zuckerberg ise Metaverse'i "sadece bakmakla kalmayıp deneyimin içinde olduğunuz somutlaştırılmış bir İnternet" olarak tanımladı. Bu tanım, Metaverse'in tek bir şirket tarafından oluşturulamayacağını verili olarak kabul ediyor. Birçok sanal dünyanın birlikte çalışabilmesi Metaverse kavramının anahtarı. Aynı zamanda, birdenbire "Metaverse" olarak adlandırılan hemen hemen her şeyde eksik olan şey de bu birlikte çalışabilirlik özelliği. Meta’nın sunduğu Horizon Worlds adlı sosyal VR platformunun da bu anlamda Metaverse olmadığını, sadece aşılmaz bir duvarla çevrili sanal bir bahçeyi, internete kapalı, bağımsız bir çevrimiçi ortamı ifade ettiğini söylemek gerekir. Bu bahçeye girebilmek için, Meta'nın 300 dolardan başlayan Quest kulaklıklarına ve Facebook hesabınıza ihtiyacınız var. Horizon Worlds, bir meta veri deposudur ve Horizon Worlds'ün ötesinde bir başka meta veri tabanı yoktur. Bu anlamda Horizon Worlds’ün sadece bir başlangıç ​​noktası olduğunu ve önümüzdeki 5-10 yıl içinde, Metaverse’i gerçeğe dönüştürmek için atılması gereken birçok temel adımdan biri olduğunu görmek gerekir. Tıpkı İnternet gibi Metaverse de tek bir şirket tarafından inşa edilmeyecek ancak Horizon Worlds, insanların yeni nesil sosyal alanları birlikte nasıl inşa edeceğinin ilk örneklerinden biri olacak.

Bununla birlikte, rakip şirketlerin ürünlerini tek bir Metaverse’in parçası haline getirmelerini sağlamak o kadar kolay değil. Her şeyden önce rakip şirketlerin, günümüzde pek görmediğimiz düzeyde şeffaf bir işbirliğine gitmelerini gerektiriyor. Tarihsel olarak, e-posta ve Web gibi birlikte çalışabilir teknolojilerin gelişiminin, Meta gibi kurumsal dev şirketler tarafından değil, hükümet, akademi ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından yönlendirildiğini unutmamak gerek. Bu anlamda Metaverse standartlarını belirlemek belki de şirketlerin değil; kamu kurumlarının, üniversitelerin ve kâr amacı gütmeyen organizasyonların görevi olabilir. Üstelik Metaverse ile ilgili birçok güvenlik ve gizlilik endişesinin var olduğunu hesaba katarsak belki de bu bir gereklilik olduğu kadar bir zorunluluktur da.

metaverse-arsa-alma-2

Metaverse’de arsa alma çılgınlığı

Peki durum buysa Metaverse’de arsa alma çılgınlığına ne demeli? Üstelik sosyal medyada okuduğum kadarıyla bu sanal arsa meselesinde en tutkulu yatırımcılar Türkiye’den çıkıyor. (arsa ve binalara olan düşkünlüğümüzden olmalı) Aslında bir Metaverse projesinden sanal bir arsa satın almanın; ilerde başarılı olacağını düşündüğümüz bir girişime yatırım yapmaktan bir farkı yok. Yani sanal arsa alarak bir Metaverse projesine yatırım yapıyoruz. Ancak proje başarısız olursa yatırımımızın da başarısızlıkla sonuçlanacağının farkında olmak gerekir. Yani sanal arsa aldığımız yerin bir Metaverse olmadığını, gelecekte bir gün Metaverse’ü oluşturacak sanal ortamlardan yalnızca biri olduğunu bilerek bu yatırımı yapmak gerekli. Başarısız ya da içi boş bir girişime yapılan yatırım sonucunda Milyon dolarlık sanal arasanın değeri bir gün içinde sıfırlanabilir. (Bkz: Kripto paralardaki değer değişimleri)

Kripto veri sitesi DappRadar verilerine göre, yılbaşından beri en büyük dört metaverse sitesi olan The Sandbox, Decentraland, CryptoVoxels ve Somnium Space'de 100 milyon dolardan fazla değere sahip arazi satıldı.[4] Bunlardan biri olan Decentraland[5] içlerinde en ilginç olanı. Decentraland, Ethereum blok zinciri üzerinde çalışıyor. Buradaki fikir, günümüzün teknoloji devlerinden bağımsız olarak var olan ve teorik olarak herkesin erişebileceği uygulamalar ve deneyimler oluşturmasına izin veren protokollerle bir meta veri deposu oluşturmak. Bu anlamda semantik web olarak da tanımlanan Web3 yaklaşımına sahip ki bence bugün asıl hype Metaverse değil Web3 olmalıydı.[6]

Sonuç olarak gerçek “Metaverse” bu değil ve gerçekte neye benzeyeceğini de henüz bilmiyoruz. Bugünkü hype patlamasının tıpkı 2016’da yapay zeka alanında olduğu gibi büyük bir beklenti yaratmasının ardından bunu bir hayal kırıklığının izlemesini, birçok projenin bu dönemde başarısız olmasını ve gerçek girişimci ve yatırımcıların ancak bu dönemden sonra ayakta kalanlar içinden çıkmasını bekliyoruz.