Hatip Dicle krizinin 35 bağımsız milletvekilini Meclis’i “boykot”a sürüklediği bir ortamda Kürt sorununun siyasal çözümüne yönelik bir rapor daha tartışmaya açıldı.

TESEV’in “Geçiş Sürecinde Türkiye” konferansına sunulmak üzere hazırlanan rapor Cengiz Çandar imzasını taşıyor.

Raporda Kürt sorununun bir “PKK sorununa” dönüştüğü ve Habur’u canlandıracak yeni adımlarla PKK’ya silah bıraktıracak bir “müzakere süreci”ne gerek duyulduğu belirtiliyor:
Öcalan’a “ev hapsi” öneriliyor.

Çandar, “Dağdan İniş-PKK Nasıl Silah Bırakır?” başlıklı raporunu dün TBMM’nin yeni üyeleri Aysel Tuğluk (BDP), Galip Ensarioğlu (AKP), Sezgin Tanrıkulu’nun (CHP) katıldığı toplantıda kamuoyuna açıkladı. Gece de, Çankaya’dan Kandil’e uzanan yorucu bir saha çalışmasının “arka planı”nı bir grup gazeteci ve akademisyenle paylaştı. Çandar’ın “metodoloji” başlığı altında yaptığı sunum, raporun içeriği kadar önemliydi. Ekleriyle birlikte 101 sayfalık raporun “görüşülen”ler listesinde Cumhurbaşkanı Gül’den, eski Adalet ve İçişleri bakanlarına, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dan, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’ye, Kandil’deki Murat Karayılan’dan Brüksel’deki Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal’a, Leyla Zana’dan Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala’ya kadar pek çok isim yer alıyordu.

TESEV raporu, sorunu gerçekten çözmek isteyen taraflara radikal öneriler sunuyor.

Sadece Habur sürecinin “başarısızlığı”nı sorgulayan tespitler üzerinde düşünmek bile, 12 Haziran seçimleri ertesinde PKK’nın silah bırakmasının nasıl sağlanabileceği konusunda önemli ipuçları verebilir.

Çandar’ı dinlerken gazeteci refleksiyle takıldığımız noktalar, aynı zamanda yeni bir başlangıcın zeminini oluşturuyordu. Raporun şanssızlığı BDP destekli 36 bağımsızın daha ilk gündem Meclis’i boykot kararı aldıkları ortamda açıklanmasıydı. Çandar’ın kendisi de bu durumu “meleklerin cinsiyeti” tartışmasına benzeterek ironi yaptı. Ancak otuz yıldır süren çatışmaları sona erdirecek adımların ciddiyeti karşısında güncel krizlerin etkisi azalıyor.
Örneğin PKK’nın ilk kez silahları bırakabileceğini gösterdiği Habur sürecini “sabote etmek” yerine, toplu girişlere olanak veren sabır ve kararlılık gösterilebilmiş olsaydı bugün barışa çok daha yakın olurduk.

Raporda bu sürecin İmralı ile yapılan temasları da içeren en az 5 yıllık bir hazırlığın sonucu olduğu belirtiliyor. MİT’in koordine ettiği bir “devlet planı”ndan söz ediliyor. Ancak askeri ve sivil otorite arasındaki yaklaşım farklılıkları nedeniyle “tek devlet” görüşü oluşmadığı için dağdan inişlerin erken son bulduğu, KCK operasyonlarıyla sürecin durdurulduğu ifade ediliyor. Anayasada eşit yurttaşlık, Kürtçe eğitim, yerel özerklik ve genel aftan söz edilen bu plan askıda tutuluyor.

Yeni bir başlangıç için “güven” ortamına ihtiyaç var.

Oysa TBMM, “boykot”la açılıyor.

Zor bir dönem olacak.