MİT depreminin “ikinci plana” ittiği bir AİHM kararı, televizyon tartışmaları üzerinden gündemde hak ettiği yeri almaya başladı. Ergenekon davasıyla ilgili itirazları etkileyecek Tuncay Özkan kararından söz ediyoruz.
AİHM, Aralık 2011 tarihli ara kararında gazeteci Özkan’ın yanı sıra Ergenekon sanıkları Adil Serdar Saçan ve emekli Albay Mustafa Kemal Göktaş’ın “adil yargılama”yla ilgili şikâyetlerini değerlendirmiş. İtirazlardan bir kısmını “kabul edilebilir” bulmuş. Bir kısmını ise reddetmiş.
Eski AİHM yargıcı CHP İzmir milletvekili Rıza Türmen Cumhuriyet’te (16 Şubat’ta) kararı irdeleyen bir makale yazdı.
Tartışma bir “ara karar” olmasına rağmen AİHM’nin başvurucuların neyle suçlandıklarını bilmedikleri itirazlarına karşın, Ergenekon sanıklarıyla ilgili yargılamanın geçerli bir “suç şüphesi” üzerinden sürmekte olduğundan hareketle tutuklamaları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne “uygun bulması” noktasında ilerliyor.
Rıza Türmen, “AİHM’nin Ergenekon örgütünü kabul etmemesi söz konusu olamaz” demesine karşın “mevcut olguların tutuklamayı haklı gösterdiğine” karar verdiğini yazdı.
Ergenekon’un varlığına ve sanıkların bu “örgüt”le ilişkilerine karar verecek olan sonuçta ulusal/yerel mahkeme olacak.
Türmen AİHM’nin nitelemelerinin “iddianame esas alınarak” yapıldığını belirtiyor.
Özkan kararıyla ilgili açıklayıcı bir makale de dünkü Radikal’de yayımlandı.
AİHM davalarına giren avukat Orhan Kemal Cengiz’in yorumu şöyle:
“AİHM’nin kişilerin tutuklanmaları için ‘makul bir şüphenin’ olmadığını belirterek verdiği mahkûmiyet kararları (örneğin Fox Caphell İngiltere ve Lukanov/Bulgaristan davaları) Ergenekon sanıklarının açtıkları davalarda vardığı sonucun öneminin altını çiziyor. Eski Bulgaristan Başbakanı Lukanov’un yabancı ülkelere fon aktardığı suçlamasıyla tutuklanmasını AİHM, suçlamaların temellerinin ‘muğlak’ olduğunu belirtmiş ve Bulgaristan’ı mahkûm etmişti.”
Adil Serdar Saçan, “Ergenekon’un varlığını ortaya koyan delilleri karartmak”, Levent Göktaş, “silah saklamak”, Tuncay Özkan da, “Gizli belgeler temin etmek ve Ergenekon’un kullanacağı programları yayımlayacak bir televizyon kurmak ve yönetmek”le suçlanıyorlar.
Orhan Kemal Cengiz şunu vurgulamakta:
“Şüphesiz ki bu tutuklama gerekçelerini AİHM’ye hükümet sundu. Ancak AİHM tıpkı Lukanov davasında dediği gibi, bu dava için de iddiaların ‘muğlak’ olduğunu veya böyle bir tutuklama gerekçesi olamayacağını söyleyebilirdi. Ama öyle olmadı.”
AİHM’nin tutuklamaları Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak “şüphelenmek için makul nedenler temelinde” meşru, hukuki bulması Ergenekon davasını çökertme çabalarına set çekerken Özkan kararında suçlamaların “gazetecilik faaliyeti” olarak görülmesini de önlüyor.
Son kararı elbette Türk yargıçlar verecek.