12 Haziran seçimlerinin galibi AKP oldu. AKP, oylarını yüzde 50’ye çıkararak, Cumhuriyet tarihinde az görülen bir siyasi başarıya imza attı. Demokrat Parti’nin Menderes’le kazandığı 1957 seçimlerinden sonra Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP 326 milletvekiliyle Parlamento’da rahat bir iktidar çoğunluğu elde etti. Başbakan Erdoğan, balkon konuşmasında Türkiye’nin ve demokrasinin kazandığını ilan etti.
Beklenti AKP’nin bu seçimden de birinci parti çıkmasıydı.
Ancak son haftalarda sertleşen seçim kampanyası ve Başbakan’ın üslubu nedeniyle oyların yüzde 47’nin altına düşeceği öne sürülüyordu. AKP, bu çıtayı aştı. Yüzde 50’yle iki seçmenden birini aldı. Milletvekili sayısı ise 326’da kaldı.
Parlamento’daki 326 sandalye AKP’ye Anayasayı tek başına değiştirme ve referanduma götürme şansı tanımıyor.
Başbakan Erdoğan, yeni Anayasa konusunda muhalefetle “uzlaşma” arayışı içinde olacaklarını belirterek, muhalefeti de sözlerinin arkasında durmaya çağırdı.
2011 seçim sonuçları iki açıdan önemli sonuç doğurmuştur:
Muhalefet partileri başta CHP Türkiye’yi daha yönetme iddiasında uzak ara AKP’nin gerisine düşmüştür.
CHP’nin 8 yıllık açığı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir yılda kapatması elbette zor olacaktı. Hatta mümkün görülmüyordu. Ancak Kılıçdaroğlu bu umudu uyandırmak için hayli emek harcadı. Anadolu’yu dolaştı. 81 ile giden tek lider oldu. Ancak hata da yaptı. CHP’yi sağa açma politikası tutmadı. Ergenekon sanıklarına listelerde yer vermesi de AKP’den gelecek oyları bloke etti. Soldan alacağı oyların bir bölümü BDP’nin desteklediği bağımsızlara gitti. MHP’nin yüzde 10 barajını geçmesinde de CHP’nin katkısı azımsanamaz.
AKP’nin seçimi kazanacağını gören ancak başkanlık rejimiyle ilgili Anayasa değişikliğinin önlenmesini isteyen laik-Cumhuriyetçi tabandan MHP’ye oy kaydı.
CHP’nin Kürt açılımı da inandırıcı bulunmadı.
Güneydoğu’da bağımsızlar büyük başarı kazandı.
Demokrasi bloğunun adayları Sırrı Süreyya Önder, Sabahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü seçimi kazandılar.
BDP, AKP’den sonra seçimin asıl kazananı oldu.
MHP’nin Parlamento dışında kalması, yeni Anayasayı hazırlayacak TBMM açısından bir meşruiyet krizi doğurabilirdi. Bu risk de ortadan kalktı.
Anayasa süreci açısından temsil sorunu aşıldı.
Şimdi sivil toplum örgütlerinin hazırladığı taslaklardan yararlanacak bir Meclis kompozisyonu doğuyor.
2011 Meclisi’nin iki temel işlevi olacak.
12 Eylül Anayasası’nı tümüyle tarihe havale etmek.
Kürt sorununu silahtan arındırarak çözebilmek.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da 12 Haziran gecesi yaptığı değerlendirmede, partisini ve kendisini başarılı gördüğünü açıkladı. Ancak CHP’de Kemal Bey’in işi o kadar da kolay olmayacak. Söylem düzeyindeki kampanya ana muhalefete yetmedi.
Futbol jargonuyla söylerken, ilerki seçimlere bakacaklar!