Hocalı, Adıyaman, Pozantı, Uludere. Acının adresleri. “28 Şubat, postmodern darbe ve medya” tartışmalarıyla geçen hafta boyunca kimi olaylara yeterince değinemedik. “Ermeni Soykırımı”nın inkârını suç sayan ve cezalandırmayı öngören yasa Fransa Anayasa Konseyi’nden döndü. Teklif Türkiye kamuoyunda “ifade özgürlüğü” açısından sorunlu görülmüştü. “Soykırım yoktur” diyenleri cezalandırmaya çalışan Sarkozy yönetimine yargının verdiği ders, 1915 olaylarının akademik ve siyasi çevrelerde kendi tarihselliği içinde tartışılmasına olanak sağlayabilirdi. Fransa’nın kararı bu yönüyle alkışlanırken, “Hocalı katliamı”nın anıldığı Taksim mitinginin şoku atlatılmamıştı.
Irkçı şiddet Taksim’de boy gösterdi.
“Hepiniz Ermenisiniz, Hepiniz Piçsiniz” pankartları açıldı.
“Bugün Taksim, yarın Erivan, bir gece ansızın gelebiliriz” sloganları atıldı.
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in nefret söylemini kınamak yerine “kan yerde kalmaz” diye nutuk atması rahatsız ediciydi. Tepki topladı.
Hocalı mitinginde açılan pankartlara koşut “münferit” bir olay da Adıyaman’da gözlendi.
Alevilere ait evleri işaretleyen çocuklar ortaya çıktı.
Çorum, Kahramanmaraş, Sivas katliamlarının yaşandığı bir ülkede bu tür “çocukluklar”, her zaman provokasyona açıktır. Hafife alınamaz. Alınmamalı.
Malum, Hrant Dink suikastını Pelitli’deki çocuklar gerçekleştirdi!
Adana Pozantı M Tipi Çocuk Cezaevi’nden gelen haberler ise “büyükler”in kurbanı olan çocuklarla ilgiliydi. Aralarında “taş atan çocuklar” da vardı. 200’e yakın çocuk, aylardır dayak, taciz ve tecavüze uğramışlardı. 16 yaşındaki Yasin Akyüz koğuşta asılı bulunmuştu. Cezaevindeki kötü uygulamaları haber veren mektuplara “sakıncalı” diye yönetimce el konuluyordu.
Bir CHP heyeti Pozantı’ya giderek, çocuklara yönelik eziyeti rapor etti.
Taciz ve tecavüzün yanı sıra, kafası basketbol potasına sokularak işkence gören çocuklar vardı.
Geç de olsa Adalet Bakanlığı duruma el koydu.
200 dolayında çocuk Sincan Cezaeevi’ne naklediliyor.
Cezaevi yönetimi hakkında soruşturma açılmış.
Utanç verici durumun aylardır gizlenmiş olması da skandal.
Oysa Adana-Pozantı Cezaevi’ndeki çocukların şikâyetleri İHD Mersin Şubesi tarafından valilik, savcılık ve bakanlığa iletilmiş.
MİT, 28 Şubat gibi siyasi tartışmalar arasında, insani-vicdani gündem çoğu zaman geri plana düşüyor.
“Uludere katliamı” da neredeyse unutuldu!
Sorumlular ortada yok; çoğu genç 34 köylünün yaşamını yitirdiği bombalama unutulmasın diye bir ay süreyle bir dakika ışık söndürme eylemi yapılacak.
Aileler tazminat yerine faillerin ortaya çıkarılmasını istiyor.
Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tutuklulukları üzerinden bir yıl geçmiş.
Gazetecilerin özgür olduğu bir ülke istiyoruz.