Gizli kayıtları gerçekleştiren ve dağıtıma sokanların hiçbiri, yaptıkları suç olmasına rağmen, bulunamıyor.



Siyaset; siyasal önerilerin, siyasal değerlerin ve programların çatıştığı bir alandır. Daha doğrusu böyle olduğu zaman siyaset toplumsal yaşamın kurucu ve yönlendirici asli alanı haline gelir. Elbette siyasal önerileri dile getirenlerin inandırıcılıkları, samimiyetleri de siyasal alanda değerlendirilir. Söylenenin yalan olduğuna inananların bunu ortaya çıkarmak için uğraşması doğaldır. Gereklidir de. Yalanın ortaya çıkacağının bilinmesi, yalana başvurmaktan caydırır. Basının önemli görevlerinden biri, siyasal aktörlerin iddialarının, söylediklerinin doğru olup olmadığını araştırmaktır. Bu, bir toplumu bilgilendirme görevidir. 



Siyasi tutarlılık

Siyasal alanda tutarlılık da aranır. Eşcinsel ilişkinin suç olmasını savunan bir muhafazakâr siyasetçinin kendi cinsinden bir kişiyle cinsel ilişkide olduğunun ortaya çıkmasının siyasal alanda bir bilgi değeri vardır. İçki içenlerin cezalandırılmasını isteyen bir siyasetçinin gizli içki içtiğinin ortaya çıkması gibi. Siyasal tarihte bu tür skandallar görece boldur ama siyasete yön verme kapasiteleri genellikle sınırlı kalmıştır.

Ses ve görüntü kayıtları elde etme, iletişimi takip etme olanaklarının son derece arttığı günümüzde, yasadışı yollarla özel hayatın izlenmesinin sınırı artık neredeyse kalmadı. Buna bağlı olarak, bu özel ortam bilgilerinin siyasal veya başka amaçlarla kullanılması yaygınlaştı. Bu elektronik olanaklara dünyanın dört köşesinde ve cüzi fiyatlarla sahip olmak mümkün. Ne var ki bu tür bilgilerin kritik anlarda kamuoyunun bilgisine sunuluşuna, birkaç yıldan beri Türkiye’de karşılaştığımız boyut ve yoğunlukta başka yerlerde karşılaşmıyoruz. Daha vahimi, bu bilgileri toplayan ve sızdıranlar, aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen, Türkiye’de meçhul kalıyor. Türkiye’ye özgü boyutları olan vahim bir sorun var önümüzde.

İtalya’da Berlusconi’nin başbakanken düzenlediği özel partilerden görüntüler ortaya döküldü. Bu görüntüleri davetliler şantaj amaçlı çekmişlerdi. Bir kısmı hatıra olsun diye görüntü almıştı. Berlusconi bu partileri düzenlerken bu bilgilerin kamuoyuna sızma riskini de biliyordu. 



Avrupa örnekleri

Britanya’da Başbakan David Cameron’un iletişim direktörü geçen yıl istifa etti. 2005-2006 arasında yayın yönetmeni olduğu News of the World gazetesinin, aralarında kraliyet ailesi üyeleri olmak üzere takriben üç bin kişinin telefonlarını dinlediği ortaya çıkmıştı. Bu dinlemelerde amaç, tabloid gazeteye magazin haberi sağlamaktı. Hakkında açılan davalar devam ediyor.

2008’de Polonya meclis komisyonu 94 yasadışı dinleme tespit etti. Çoğunlukla mahkemenin verdiği süreden daha fazla dinleme yapıldığı ortaya çıktı. Gene 2008’de Deutcshe Telekom’un yönetim kurulu üyeleriyle gazetecilerin yaptıkları telefon görüşmelerinin şirket içinde dinlenip kaydedildiği ortaya çıktı. Bunu yapanlar cezalandırıldı. Görüldüğü gibi yasadışı dinlemeler her yerde demokrasiyi tehdit ediyor.

Türkiye’de bu örnekleri katbekat aşan yoğunluk ve yaygınlıkta ortam dinlemesi ve gizli görüntü kaydı malzemesi, birkaç yıldan beri kamuoyuna boca ediliyor. Hatta bunlar asli siyasal mühendislik malzemesi haline geldi. Özel ortamda yapılan konuşmalar, suç olmasalar da ilgili kişiyi itibarsızlaştırmak için kritik anlarda piyasaya sürülüyor. Gizli kaydedilmiş ses ve görüntüler bugün siyasal alanın etkili bir aracı. Asıl dikkat çekici olan, Türkiye’de bu gizli kayıtları gerçekleştiren ve dağıtıma sokanların hiçbirinin, yaptıkları suç olmasına rağmen, bulunmaması. Büyük kulak ve derin göz güçleri yüksek bir korumaya sahip olmasalar bu mümkün olabilir mi? Yargı ve polisin son yıllarda gizli elektronik dinleme ve görüntüleme tekniklerine iştahla başvurması, gizli tanık kurumunun yaygınlaşması, “Bu yüksek korumanın kaynağı devlet içinde mi” sorusunu pekiştiriyor. 



Görünüşte ahlakçı

Ne ahlaki ne de yasal olan bu tür pratiklerle yönlendirilen siyasal yaşam, siyasetin çürümesi, kokuşmasıdır. Bu çürüme ve kokuşma, siyaseti de itibarsızlaştırır: Görünüşte ahlakçı ama esas nitelikleri otoriter olan güçlerin demokratik siyaset alanını daha da daraltmalarına uygun toplumsal kabul ortamını hazırlar.

AKP yöneticileri ve onların basındaki hınk deyicileri, bu gayri ahlaki ve yasadışı skandal araçlarına “İstemem ama yan cebime koy” tarzında yaklaşıyorlar. Büyük ve kutsal mücadelede destek silahları olarak görüyorlar. Bugün işe yarar gören bu silahlar, ortaklık bozulduğunda kendilerine karşı kullanılacak. O zaman feryat edecekler ama geç kalmış olacaklar.