Tayyip Erdoğan’ın son genel seçimlerden bir hafta önce ortaya attığı yenilikler arasında en beklenmedik olanı bakan yardımcılığıydı. 3 Haziran günü yayımlanan KHK’da şapkadan çıkan bu yeni siyasal konumun görev ve yetkilerinin tam ne olacağı muğlaktı. Meclis’te tartışılmadığı için gerekçelerini tam olarak bilmek mümkün değildi. Bakanlık teşkilatını düzenleyen, 1983’te yayımlanmış KHK’ya ilave edilen maddede, bakan yardımcısının, ‘bakana ve bakanlığa verilen görevlerin yerine getirilmesinde bakana yardımcı olacağı ve bakana bağlı olarak çalışacağı’ belirtilmişti. Atamanın kimin tarafından yapılacağı muğlak bırakılmıştı. Ama kâğıt üzerinde bakana karşı sorumluydu. Görevi hükümetin görev süresiyle sınırlı olacak, bundan önce de görevden alınabilecekti.
Bakan desen, tam değil; müsteşar desen, o da değil, deve mi kuş mu belirsiz bir ara siyasal kademe yaratmıştı Başbakan. Başbakan yardımcılarının görev ve yetkilerini belirten yönetmelik ise daha yayımlanmadı. Şimdilik 21 bakanlıktan 8’inde bakan yardımcısı var. Ne yaptıklarını bilmiyoruz.
Bakanla müsteşar arasında yer alacak, parlamento dışından gelecek bu kişinin, bakanlıkla siyaset arasında köprü görevi görmesinin beklendiğini Başbakan ilan etmişti. Bu görev tanımında ciddi bir sorun var. Yasa; müsteşarı da ‘bakanın emrinde olup, onun yardımcısı olan, bakanlık hizmetlerini bakan adına, bakanın direktif ve emirleri doğrultusunda’ yürüten kişi olarak tanımlıyor.
Yeni düzenlemeden sonra bakanın iki yardımcısı olacak. Müsteşar, bakanlığın hizmetlerini yürütecek, bakan yardımcısı ise bakanlığın siyasal ilişkilerini. Bu durumda “Bakan tam olarak ne yapacak” sorusu ortaya çıkıyor. Bakan yardımcısını bakanlıkla siyaset arasında köprü olarak tanımlamak, bakanlığı, dolayısıyla bakanı siyasetin dışında bir yere konumlandırmak anlamına gelmez mi? Köprünün bir yakasında siyaset, diğer yakasında bakanlık varsa bakan siyaseten nerede olacak? 

Bakan yardımcılığı
Bakanlık sayısının azaltılmasına paralel olarak yaratılan bakan yardımcılığı makamı, başkanlık sistemine geçişin ara aşaması olarak tasarlandığı izlenimi veriyor. Ya da başkanlık sistemine geçilmemesi durumunda Başbakan’ın etrafında eskisinden daha fazla güç yoğunlaşmasını sağlayacak bir araç olarak.
Bugüne kadar atanan bakan yardımcılarının hemen hepsi Başbakan tarafından seçildi. Altısı eski AKP milletvekili veya milletvekili aday adayıydı. Geri kalan bakan yardımcılığı atamaları için, eski milletvekilleri veya AKP’den aday olmuş ama seçilememişler arasında beklenti yüksek. Tayyip Erdoğan’ın, bu vesileyle milletvekili adayı göstermediği veya seçilememiş kişileri siyasal olarak hazır durumda tutacak ve kendisine doğrudan bağlı aktif siyasal kadroyu daha da genişletebilecek bir araç aynı zamanda bakan yardımcılığı.
Bakanların siyasetle ilişkisini azaltmak, bugünkü durumda siyasetin doğasına aykırı olacağı için, o zaman bakan yardımcısının daha dar bir siyaset alanıyla bakanlık arasında köprü işlevini yerine getirmesinin tasarlandığı ihtimali güçleniyor. Doğrudan Başbakan’ın atadığı bakan yardımcılığı, siyasetle bakanlık arasında olmaktan ziyade, AKP teşkilatıyla bakanlık arasında köprü işlevini yerine getirmek üzere tasarlanmış gibi gözüküyor. Diğer yandan da Başbakan’ın bakanlık içinde gözü kulağı, hatta doğrudan eli olmak işlevini de yerine getirecek olmaları kuvvetle muhtemel. Buna siyasal literatürde siyasal komiser adı verilir. 

Bakanların direnci
Bugüne kadar bakan yardımcılığı atamaları beklenen hızda gerçekleşmedi. 21 bakanlıktan sekizine atama yapılabildi. Direncin büyük kısmı doğal olarak bakanlardan geldi. Bakanlık teşkilatları da bu siyasal komisere karşı kuşkulu yaklaştılar. Başlarına iki siyasal yetkili gelmesi, hangisine öncelikle tabi olunacağını belirsiz kıldığı için, bürokrasi açısından huzursuzluk kaynağıydı. Bakanlar, kendilerine bütünüyle bağlı, kendi seçtikleri kişileri atayamayacakları için de rahatsızdılar. Bakan yardımcısının kendilerini parti ve başbakan adına denetleyeceği hissi, bu makama karşı tepkili olmaları için yeterliydi. Birkaç bakan, Başbakan davranmadan, kendi seçtikleri bir güvenli kişiyi bakan yardımcısı olarak hemen atamayı tercih etti.
Siyasal komiserlik kurumu, siyasal alanda iktidar yoğunlaşmasının ve tekelleşmesinin anlamlı tezahürlerinden biridir. Seçmene karşı değil, partiye veya şefe karşı doğrudan sorumlu olan siyasal komiser, şefin ve partinin direktiflerinin uygulanmasını, alınan kararların parti veya şefin çıkarlarına uygunluğunu denetler. Bakan yardımcıları için tarif edilen köprü görevi bu tanıma çok benziyor.
Bakan yardımcısının parti ile bakan arasında bir baraj çekmesi ve bakanın çok fazla parti teşkilatının baskısı altında kalmasını engellemesi için de tasarlanmış olması mümkün. Bu durumda, başbakan komiseri tanımı siyasal komiserden daha doğru bir tanım olabilir.
Tayyip Erdoğan veya AKP’nin neden siyasal komiserlik veya başbakan komiserliği kurumu ihdas etme ihtiyacı duyduğunu çok tartışacağız. Şimdilik Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda alacağı kararı bekleyelim.