Ahenk ve Denge

Tanrım çok mutsuz geldim dünyaya. Dünyayla uyum sağlamam çok zaman aldı.

Her insanda doğuştan var olması gereken denge ve ahenk ben de hiç var olmamış. Kırık bir bebek olarak dünyaya gelmişim. Ruhum benimde hiç rahat etmemiş. Dünyamın ahengi hiç dengeli salınım görmemiş. Kırık bir bebek, hep içi sıkılan bir genç, melankolik bir yaşlıyım ben.

Hayatımın en kötü günleri zihnimin içinde kaybolduğum anlardı. Kayboldum.

Zihnimin sokaklarında karanlıkta koşarken ayak seslerimin yankısı yüzünden bedenim hiç uykuya dalamadı.

Nasıl karanlığa gömüldüm biliyor musunuz? Bunu size nasıl anlatabilirim, bilmiyorum. Çünkü sizi tanımıyorum.

Zihninizdeki dünyadan haberiniz var mı? Bilmiyorum.

Ben zihnimin yarattığı bir dünyada yaşadığıma inanıyorum.

Bir akşam kafamın içinde bir şimşek çaktı. Sanki tüm elektrik kabloları kıvılcımlar saçarak serbest kaldı kafamın içinde. Her yer karardı.

Korktum. Koşmaya başladım kafamın içinde hapis olmuştum. Dışarıyla iletişimim koptu.

Kafamın içinde sürekli konuşan insanlar vardı. Hiç birini tanımıyordum. Sürekli konuşuyorlardı.

Sonunda ruhum bedenimden çıktı. Gölgesi gibi bedenimi yukarıdan seyretmeye başladı.

Kimse fark etmedi çekip çıktığımı. Bir tuhaflık olduğunun farkındaydılar. Onları yargılamayacağımı hissettiklerinde maskelerini çıkarıp çırılçıplak yanıma sokuldular. Çok çirkinlerdi. Aynaya baktıklarında kendilerinin bile görmediği yanlarını gördüm ben. Hiç sevmedim onları. Beni çok korkuttular.

Uyumadım. Uyursam ölüm beni teslim alır sandım.

Geceleri karanlıkta zihnimdeki yabancılarla konuştum.

Koştum, zihnimin karanlık dehlizlerinde kayboldum.

Öyle çok arzuladım ki güvende olmayı. Huzur istedim. Öyle bir yerin olduğunu hayal ettim ama hiç bulamadım.

Bedenime yazılar yazdı hocalar.

Zeytinyağı sürdüler bedenime her gece. Yüzüme dualar okudular.

Kadın bedenine sıkışmış erkek ruhları yıkadı beni. Sadece ben gördüm erkek yanlarını.

Çok ağladım, neden ağladığımı hiç bilemediler.

Uyumadım. Zorla yatağa soktular beni. Üzerime ağır yorganlar örttüler, yataktan kalkamayayım diye.

Huzurla uyumak istediler. Ben uyursam hayatlarında her şey yoluna girecek sandılar. Yatağımda kabrimde yatar gibi yattım, korkumdan.

Uyudun işte dediler, huzurla. Uyumadım demedim, ahengi bozmamak için.

Ama hiç uyumadım. Nefret ettim, ben karanlıkta dolaşırken rahat nefes alan uyku sesinden.

Sonra bir sabah ruhum bedenime sokuldu usulca.

İkisi de değişmişti. Değişmiş ruhum bedenime tıpa tıp oturdu. Rahatça sığdım içime.

Ahengime ve dengeme kavuştum artık ben. Tüm kırıklarımı onardım sonunda. Artık geldiğimden çok farklı terk edeceğim dünyayı.

YORUM EKLE

Tıkla, Demokrat Haber’e Şimdi Destek Ol >>>