Adaletin yerine gelmemesi için ittifak var, hükümet de duyarsız.
Hrant’ın göstere göstere katlinin üzerinden dört yıl geçti. Bu operasyonun başlaması için düğmeye basılmasının üzerinden ise beş ya da altı yıl. Bu bir devlet operasyonuydu. İçinde bazı asker ve sivil bürokratların bulunduğu bir susturma operasyon. Çünkü Hrant büyük tabuyu birkaç yerden sarsıyordu. Üzerine faşist milliyetçiliğin bindirilmiş kıtaları gönderildi. Bugün Ergenekon davasında yargılanan avukatlar, emekli subay-astsubaylar ve kutsal devlet milliyetçiliğinin ayaktakımı gönderildi. MİT görevlileri gönderildi. Kutsal devlet milliyetçiliğinin kirli işlerinin borazancıbaşısı gazeteciler gönderildi. ‘Türkiye Türklerindir’ gazetesinin manşetleri üzerine salındı. Yetmedi. Yargı devreye girdi. Yüksek yargı adalet duygusunu ayaklar altına alan bir karara imza attı. Snunda Trabzon’da mahallesinin, arkadaşlarının, jandarmanın, polisin ne yapacağını bildiği bir tetikçinin sıktığı kurşunlarla bu operasyon sona erdi.
İlk perde 19 Ocak 2007’de bitti. İkinci perdeyi, adaletin yerine getirilmemesi için oluşturulan ittifakın manevralarını isyan duyguları içinde izliyoruz. Tek yargı değil, AKP hükümeti de duyarsız. Hrant’ı öldürtenleri ortaya çıkartmaya niyetleri yok. Devletin zirvesinin dahil olduğu bir “omerta” işliyor. Bu bir kutsal devlet omertasıdır. Adaletin yerine gelmemesi ittifakıdır. Bu ittifak içinde yer alanlar, işlenmiş ağır insanlık suçunun ortağıdırlar.