Dev bir şenlik alanına dönüşmüştü meydan. Hayatın bütün renkleriyle donanmıştı her yer. Farklı bir bahar havası esiyordu her yerden. Yüz binlerce heyecanlı yürek içinde bir yandan geçmişten bugüne taşınan acıların keskin öfkesi dillendirilirken; diğer yandan hayatı ve dünyayı yeni baştan tarif edecek bir umudun şarkısı söyleniyordu.

 

Dünyanın en büyük korosu, ülkenin bütün meydanlarında tek bir ağızdan aynı güçlü sesle haykırıyordu: “Faşizme karşı omuz omuza!”

Yıllardır ağır bedeller ödemek zorunda kalan yüz binlerce emekçi bugün, hayatlarını kaybederek aralarından ayrılmış olanları tek tek sayarak onların seslerini de Taksim’den dünyaya duyuruyordu.

1 Mayıs, bütün dünyada kutlanan tek evrensel bayram. Bugün, bütün dünyadaki yüz milyonlarca emekçi, kendi dilleriyle ve kendi renkleriyle yani dünyanın bütün dilleriyle ve hayatın bütün renkleriyle emekçilerin taleplerini dile getirdi.

 

Taksim meydanı, belki de 1 Mayıs kutlamalarına en çok yakışan meydan. Kuşkusuz bu meydana en çok yakışan bayram da 1 Mayıs’tır.

 

1 Mayıs 2012’de Taksim Meydanı’nda, işçilerden kamu emekçilerine, öğrencilerden işsizlere, Sosyalistlerden, Sosyal Demokratlara, Alevilerden antikapitalist Müslümanlara, Kürtlerden Çerkeslere, Türklerden Ermenilere, travestilerden ev kadınlarına, taraftar gruplarından sanatçılara, gazetecilerden hekimlere kadar hayatın ne kadar farklı rengi ve sesi varsa hepsini görmek mümkündü.

 

Yüz binlerce emekçiyi 1 Mayıs alanında bir araya getiren onlarca ve hatta yüzlerce neden saymak elbette zor değil. Ancak bütün bu çeşitliliğin ortak paydası kuşkusuz antikapitalizm ve emekçiden yana tutum belirleme olmuştur. Bugün Taksim Meydanı’nı hınca hınç dolduran yüz binlerce emekçinin pankartları ve sloganları ile dile getirdiği en önemli taleplerinden biri de 1 Mayıs 1977 ve daha sonraki yıllarda öldürülen onlarca emekçinin katillerinden hesap sorulması oldu. Taksim Meydanı’nda, sekiz yüz metrekare büyüklüğündeki dev bir pankartta “1 Mayıs 77 suçluları yargılansın” isteği yer almıştı.

 

35 yıl önce Taksim’deki 1 Mayıs kutlamaları, onlarca emekçinin ölümüyle sonuçlanan provokasyonla yarım kalmış bir emek şenliği idi. O gün de emekçiler ayrı kollardan Taksim Meydanı’na akmış, yüz binleri bulan sayılarıyla, Türkiye işçi sınıfı hareketinin en muhteşem eylemlerinden birini başlatmışlardı. Ancak bugün, 1980 darbesine gerekçe oluşturmak amacıyla yapıldığı artık anlaşılmış olan ve devlet içindeki odaklarca planlanan provokasyon, bu görkemli kutlamanın devam etmesini engellediği gibi, 35 emekçinin de ölümüyle sonuçlanmıştı. 12 Eylül 1980 darbesiyle bu ülkenin üstüne çöken karabasan ile onca temel hakkın gaspı yanı sıra 1 Mayıs kutlamaları da “yasa dışı” ilan edildi. Yıllar boyunca 1 Mayıs kutlaması yapmak isteyen insanlar “yasa dışı örgüt elemanı” veya “yasa dışı eylem gerçekleştirme” gerekçeleri ileri sürülerek “terörist” sayıldılar.

 

Bugün, Taksim Meydanı’nda, yarım kalmış olan 1 Mayıs hikâyesini tamamlamak üzere bir satır daha tarihe not düşülmüş oldu. 1977’de acı bir yarayla yarım bırakılan ezgi, yüz binlerin sesiyle yeniden hep bir ağızdan söylenmeye devam etti. Elbette Taksim Meydanı, Türkiye’deki 1 Mayıs kutlamaları açısından son derece önemli ve değerli bir meydandır. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının önemi, kuşkusuzu oldukça fazladır. 2009 yılından itibaren Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarının yapılabilmesi ve yine 1 Mayıs’ın resmi tatil olarak ilan edilmesi hiç kimsenin emekçilere bağışladığı bir lütuf değildir. Son 35 yıl içinde, Türkiye emek mücadelesinin en önemli başlıklarından biri kuşkusuz 1 Mayıs kutlamaları olmuştur. 1 Mayıs kutlamaları denildiğinde de ilk akla gelen mekân, elbette Taksim Meydanı’dır. Yıllar süren bu mücadelede hayatını kaybeden, alanlarda şiddete maruz kalan, gözaltına alınan ve ceza evlerine gönderilen emekçilerin ödedikleri bedel sonucunda 1 Mayıs, resmi tatil olarak kabul edilmiş ve Taksim Meydanı da kutlamaların merkezi haline gelmiştir. İşte bugün Taksim Meydanını dolduran hayatın rengârenk coşkusu, bu görkemli mücadelenin sonucunda elde edilmiş bir kazanımdır.

 

Ancak başta 1 Mayıs 1977 cinayetlerinin failleri olmak üzere, halka ve emekçilere karşı suç işlemiş olanların tamamı yargılanıp hesap vermedikçe, bugün yüz binlerin yaşadığı coşku hep yarım kalacak.

 

Bugün, Taksim Meydanı’ndaki en büyük pankartla dünyaya bir kez daha ilan ettiğimiz 1 Mayıs 1977 suçlularının yargılanması talebinin gerçekleşebilmesi için, 12 Eylül paşalarının yargılandığı davanın bir komediye dönüşmesinin engellenmesi, bütün bu cinayetlerin, darbelerin asıl mağduru olanların bu davaya müdahil olarak dava sürecini yönlendirmeleri gerekmekte.