Önce ulusalcılar kızdı, sonra İslamcılar. Aşırı milliyetçiler de hedef aldı, Yahudi düşmanları da. Muhafazakâr mahalle baskısını belgelediklerinde de topa tutuldular, askeri vesayeti eleştirdiklerinde de. Komplocular doyamadı onlara. ‘Memleketi bölecek bunlar’ diyen de çıktı ‘Ilımlı İslam getirecekler’ yazan da.
Ama zor da olsa, ünlü ABD’li milyarder George Soros’un dünyanın birçok ülkesinde demokratikleşmeye katkıda bulunmak amacıyla kurduğu Açık Toplum Vakfı, Türkiye’de onuncu yılını doldurdu.
Vakfın geçen akşam Emirgan’daki Sabancı Müzesi’nde verdiği ışıltılı davette yönetim kurulu başkanı Hakan Altınay’a neden hep komplo teorilerinin göbeğinde olduklarını sordum. “Türkiye dünyaya şüpheyle bakan bir yer. Sadece Amerikan karşıtı değil, yabancı hey şey karşıtı. Ve tabii bizim asıl finansal kaynağımızı sağlayan Soros, Amerikalı, Musevi, zengin ve parasını mali piyasalardan kazanan biri. İnsanlar böyle birinin Türkiye’nin iyiliğini isteyeceğini düşünmekte zorlanıyor.”
Peki, ne yapmış 10 yılda bu pis-emperyalist-bölücü-tehlikeli vakıf? Aslında sadece önlerine sağlam bir proje getirenlere finans sağlamışlar. Mesela Roman vatandaşlara üniversiteye girebilmesi için dershane bursu vermişler. Türkiye’nin Avrupa Birliği davasını desteklemek için Finlandiya cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari liderliğindeki ‘akil adamlar’ heyetini organize etmişler. Batman’daki genç kızların intihar furyasının aslında ‘namus cinayeti’ olduğunu kanıtlamışlar. Akıl hastalarına anestezi verilmeden ‘elektroşok’ yapılmasına karşı hasta yakınlarıyla birlikte bir kampanya yapmış, yönetmeliğin değişmesine vesile olmuşlar. TESEV ya da 4+4+4 konusunda gittikçe sesini yükselten Eğitim Reform Girişimi gibi inisiyatiflerine yardım yapmışlar.
Binnaz Toprak’ın Anadolu’da muhafazakârlaşma ve mahalle baskısını anlatan meşhur saha çalışmasını desteklemişler.
Kısacası iyi şeyler yapmışlar.
Ama dönelim Emirgan’a... Boğaz’daki gecenin iki yıldızı vardı. Biri, vakfın kurucularından olan ve ileri yaşın verdiği cesaretle 1915 Ermeni olaylarıyla ilgili cüretli bir konuşma yapan İshak Alaton’du. İnanarak, haykırarak Türkiye’nin ‘inkâr politikası’ dışında bir şeyler yapması için adeta yalvardı. “İnsanların travmalarına duyarsız kalmayalım” dedi.
Ama gecenin asıl sürprizi, Silivri’den sonra özgür geçirdiği ilk akşam yemeğini ‘Başkaları için bir şeyler yapmaya çalışan’ insanlarla geçirmeye karar veren Nedim Şener’di. Nedim ve Vecide, Türkiye’nin duyarlı gazetecileri, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarının olduğu salona girince ayakta alkışlandılar.
Nedim’in orada olmasının özel bir anlamı var. Şu anda CHP milletvekili olan Binnaz Toprak’la birlikte Açık Toplum’un desteklediği ‘Mahalle Baskısı’ araştırmasını yapan isimlerden.
Hakan Altınay’a “Burada olmak için liberal görüşlü olmak şart mı? Mesela bir İslamcı ya da bir MHP’li de Açık Toplum’a proje sunabilir mi?” diye sordum.
“Tabii ki. ‘Türkiye’de bir sorun görüyorum ve şöyle çözmek istiyorum’ diyen herkese açığız” dedi. Mesela iyi bir fikri olan bir muhafazakâr ya da MHP’liye de mi? “Tabii ki. Haklar, bize en benzemeyen insanlar için savunabildiğimiz ölçüde anlamlı şeylerdir...”
Sahi bu lafı Türkçeye nasıl tercüme ederiz?