Tarihte en çok tartışma yaratan bilim adamlarını ve filozofları sayarsak bunların başına Galile, Darwin ve Marx’ı yerleştirmek gerekir herhalde. Bu büyük beyinler, yaşadıkları dönemi derinden etkilemiş olmalarının yanı sıra, bugün bile tükenmeyen tartışmaların odağındalar.

Çünkü ilk ikisi, varlığımızın temelleriyle ilgili teorileriyle yerleşik inançları kökünden salladılar. Marx ise ekonomik ilişkilerimizi, üretimi, paylaşımı sorguladı.

Bu yüzden, kapitalizmin her krizinde Marx’a referans yapmak moda haline geldi. Çünkü Marx, bildiğiniz gibi sosyalizmi, kapitalizmden sonraki aşama olarak tanımlamıştı.

Son olarak, krizleri önceden bilmiş olmasıyla ünlenen, “kriz kâhini“ unvanını alan kapitalist ekonomist Nouriel Roubini de Marx’a başvurmuş ve şöyle demiş: “Eğer Karl Marx haklıysa, bu noktadan sonra kapitalizm kendisini yok edebilir.” Sonra eklemiş: “Artık piyasalar çalışmıyor.”

Roubini’ye göre global ekonomi, ABD, Euro Bölgesi ve Japonya öncülüğünde bir resesyon uçurumunun kenarına gelmiş.

***


Harvard İş İdaresi Okulu’nun yönetim kurulu üyesi olan bir arkadaşım, bir Boston toplantısı dönüşünde, bu önemli kurulda tartışılanları anlatmıştı.

Herkesin üzerinde birleştiği nokta, kapitalizmin artık böyle devam edemeyeceği, mutlaka biçim değiştireceği gerçeği olmuş.

***


Marx, genellikle yanlış yorumlanan bir düşünür oldu. Bundaki en büyük etken onun kendi eserleri üzerinden değil de, Sovyetler Birliği’ndeki uygulamalar açısından eleştirilmesiydi.

Oysa Marx, sosyalizmi Çarlık Rusyası gibi, işçi sınıfı olmayan, Asyalı bir köylü toplumunda değil, kapitalizmin en çok geliştiği zengin Batı ülkelerinde bekliyordu.

Marx’ın adına eklenen Leninizm, onun düşüncelerinin bir devamı değil, aşırı derecede değişikliğe uğratılmış haliydi.

Ama Marx’ın ölümünden yıllarca sonra, dünya bu teoriyi; “Marksizm, Leninizm, Maoizm” gibi eklektik, günlük politikaya uyarlanmış, çarpıtılmış biçimiye tanıdı.

Herhalde bir düşünüre yapılabilecek en büyük kötülük, ona ait olmayan düşünceleri, onunmuş gibi sunmak olmalı.

***


İlginç bir değişim sürecinden geçiyoruz. Batı’da Marx, her geçen gün biraz daha derinden tartışılıyor. Kapitalizmin biçim değiştirme olasılığından söz ediliyor.

Yazıyı çarpıcı ve üzerinde düşünmemiz gereken bir örnekle bitireyim:

Bugün Çin’de herkesin sağlık sigortası yok. Fabrika işçileri bile ancak çalıştıkları kentte sınırlı sigortaya kavuşabiliyor.

Ama ABD’de Obama’nın sağlık sigortası reformu, halkın bütününü kapsıyor.

Komünist Çin ile kapitalist ABD arasındaki bu ilginç karşılaştırma bile, bildiklerimizi yeniden gözden geçirmeyi ve Marx’ı tekrar okumamız gerektiğini anlatmıyor mu?

Ama kaynağından okumak şartıyla.