28.09.2021, 10:46

Kemerleri Bağlayın "Euroleague" Başlıyor!

Herkese merhaba. 2 sezondur sürdürdüğüm ve 3. sezonuna başladığım Euroleague Podcast programıyla paralel olarak basketbol ve daha da özelinde Euroleague sevenlerle bu heyecanı paylaşmak için bu sezon Euroleague ve spor yazılarımla Demokrat Haber’de olacağım. Geride kalan sezon, Anadolu Efes’in şampiyonluğu ile tamamlanmış ve böylece Fenerbahçe’den sonra bir başka Türkiye kulübü de bu başarıya mazhar olmuştu. Fenerbahçe gibi futbol kaynaklı olarak ülkenin en büyük taraftar kitlesine sahip kulüplerinden birinin, Zeljko Obradovic’in koçluğu döneminde Euroleague’de üst üste 5 kez Final-Four görmesi ve bunların ikisinden ikinci, birinden de şampiyon dönmesi, doğal olarak Türkiye’den Euroleague’e ilginin artmasının sebebi oldu. Buna son 3 sezonda Ergin Ataman yönetimindeki Türkiye basketbolunun lokomotif kulübü Anadolu Efes ile başlayan rekabet de eklenince belki de basketbol, hiç olmadığı kadar popülerleşti. Tabi sporseverlik yönünden oldukça iyi olarak karşılanması gereken bu durum, esasen ülke basketbolunun gelişimine de katkı sunuyor. Bunun nasıl ve hangi istikamette olduğuna ileriki yazılarımda daha detaylı değineceğimi de belirterek şimdi sezon öncesinde Euroleague’de durum nedir ona bakalım.

Euroleague’in Bu Sezonki Favorileri ve Sürpriz Adayları

Bu sezon “Turkish Airlines” Euroleague’de geçen sezona göre sadece 2 takım değişti. Euroleague’in alt organizasyonu olan Eurocup’ın iki finalisti Unics Kazan ve Monaco, lige bilet alırken İspanya kontenjanından Valencia ile finansal sıkıntılarla boğuşarak sezonu sonuncu bitiren Khimki Moskova’ya veda edildi. Böylece uzun zamandır ligde takımı bulunmayan Fransa, iki sezon içinde takım sayısını 2’ye ( ASVEL, Monaco) çıkarırken Rusya tarafında ligin abilerinden (A Lisanslılar) CSKA Moskova ve geçen sezon Play-Off yapan Zenit ile beraber olan Khimki gitti, yerine UNICS geldi takım sayısı yine 3 oldu. Türkiye’den Fenerbahçe ve Efes, Yunanistan’dan Panathinaikos ve Olympiakos, İspanya’dan Barcelona, Real Madrid, Baskonia, İtalya’dan Milano, Litvanya’dan Zalgiris Kaunas, İsrail’den Maccabi, Almanya’dan Bayern Münih, A Lisanslılar olarak yine devam ediyorlar. Yine Almanya’dan Alba Berlin bu sezon sona erecek sözleşmeli lisanslı olarak ve Sırbistan’dan Crvena Zvezda (Kızılyıldız) da Adriyatik Ligi ABA kontenjanından ligde yerini alacak. Bu sezon Euroleague’de yer alacak 18 takımı, bu şekilde hatırladıktan sonra favoriler ve sürpriz adaylarına geçebiliriz.

Geçen sezonun şampiyonu Efes, yine Ergin Ataman’ın talebi ve yönetimin gayreti ile kadrosunu tamamen korudu ve tek fireleri, takımın en etkili 3 isminden biri olan Sertaç Şanlı’nın Barcelona’ya gidişi oldu. Böylesine önemli bir boşluğu da 21 yaşındaki geleceğin yıldız adayı, ABA Ligi MVP’si Filip Petrusev ile doldurdular ki bana göre bu sezon onu çok konuşacağız. Efes ile final oynayan Barcelona ise Sertaç dışında Zalgiris’ten Jokubaitis ve Real Madrid’den Laprovittola’yı alarak iddiasını daha da güçlü hale getirdi. Final Four yapan takımlardan CSKA Moskova, Milutinov ve Shengelia’lı kadrosuna eski yıldızı Alexey Shved ile Zalgiris’ten Grigonis’i takviye ederek yine favorilerin arasında. Geçen sezon birçok oyuncu kaybı ve sakatlıklarla çalkalanmasına rağmen Pablo Laso yönetiminde yine de Play-Off yapan ve hatta Efes’i de elemeye yaklaşan Real Madrid, yenilenmiş kadrosuyla yine favorilerden. Obradovic’in başına geçtiği Partizan’a Kevin Punter ve Zach Leday gibi iki kilit oyuncusunu kaptıran Milano ise Nicolo Melli, Mitoglou, Jerian Grant gibi önemli transferlerle hocaların hocası Messina’nın elinde yine play-off adayı.

Geçen yıl, bir geçiş sezonu yaşayan Fenerbahçe Beko ise esasen yukarıda bahsettiğim 5 yıllık sürekli başarı dönemi ve Obradovic gibi dominant bir ismin ardından Kokoskov yönetiminde çok kritik krizler de yaşamasına rağmen Play-Off yaparak bitirdi ve hatta Final – Four umudu da vardı. Sezon bitimiyle beraber bu geçiş sezonunu tamamlayıp yeniden şampiyonluk hedefiyle aksayan- olmayan/oldurulamayan isimlerle vedalaşıp Pierria Henry, Achille Polonara, Devin Booker, Marial Shayok, Metecan Birsen, İsmet Akpınar ve son olarak Şehmus Hazer’i transfer ederek iddialı bir kadro oluşturdu. Ancak bu kez de Kokoskov’un aniden Dallas Mavericks’e yardımcı koç olarak gitmesi ile koç krizi baş gösterdi. Yönetim de bu koltuğu, geçen sezon Virtus Bologna ile İtalya şampiyonluğu ve Eurocup yarı finali gören ama takımdan sezon sonu ayrılan eski basketbol efsanelerinden Alexander “Sasha” Djordjevic ile doldurdu. Bu da sarı lacivertlilerin üst üste 3. Sırp koç tercihi oldu. Hazırlık döneminde iyi sinyaller veren ekip, koç da dahil “Başarıya aç” bir profille bana göre sezonun favorilerinden.

Fenerbahçe Beko’nun yeni baş antrenörü Sasha Djordjevic

Geride kalan sezonun sürpriz takımları olan Bayern Münih ve Zenit Petersburg, bu sezon da aynı başarıyı tekrarlar mı, soru işareti. Baldwin ve Reynolds’ı kaybeden Bayern ve Pangos’u yitiren Zenit, elbette bu isimlerin yerine aldıklarıyla bir denge tutturmaya çalışacak. Zenit’in Washington Wizards’tan transfer ettiği ama sezon öncesi yaşadığı sakatlık nedeniyle takımdan bir süre ayrı kalacak Shabazz Napier’nin de lig için iyi bir kazanım olduğunu söyleyelim. Başantrenörler Trinchieri ile Pascual de yine görevlerinin başında ancak bu sezon, bu iki takım için geçen yıla göre daha zorlu geçecek. Bu takımların yeni yapılarını sezon içinde detaylı değerlendirmeye çalışacağım.

Henry ve Polonara gibi iki as kartını Fenerbahçe’ye kaybetmesine karşın Wade Baldwin, Granger, Marinkovic, Fontecchio transferleri ile iddiasını koruyan Baskonia ile Mike James transferiyle bu seneki transferlerle dolu pastasına çileği koyan ligin yeni takımı Monaco, play-offu zorlayacak takımlar olarak görünüyor. Olympiakos ve Panathinaikos ise son 3-4 sezondur uzak kaldıkları zirveye yaklaşacak hamleleri, yaz döneminde yine pek yapamadılar ancak onlar her zaman Pana’dır, Olimpiakos’tur. Tıpkı bu iki takım gibi isminin karşılığından uzak kalan Maccabi Tel Aviv ise bana göre bu sezonun play-off adaylarından. Ancak detayına 2-3 maçlarını izleyip girmek daha doğru olacak.

Bu sezonun sürpriz adayları ise bana göre UNICS ile ASVEL. Özellikle UNICS Kazan, yeni koçu Perasovic ile geçen sezon Pascual’in Zenit’le başardığını başarabilecek bir potansiyele sahip. ASVEL ise geçen sezonki ısırıcı ve tadında dar rotasyon kadrosunu Karşıyaka’dan Morgan, Bayern’den Gist ve Lakers’tan Yannis’in kardeşi Kostas’la takviye ederek tehlikeli bir hal aldı. Koç TJ Parker da göreve devam ediyor.

Ligin tartışmasız en sempatik ve seyir zevki iyi basketbolunu oynayanlarından biri olan Alba Berlin ve eski Fenerbahçeli Kalinic’in bu sezon transfer olduğu Kızılyıldız, şu anda en zayıf halkalar olarak görülse de çantada keklik takımlar olmayacaklardır, en azından kendi evlerinde. Geçtiğimiz sezon Martin Shiller ile Jasikevicius sonrasını play-off yapamadan ama çok da yıkılmadan tamamlayan Zalgiris’i ise Jokubatis, Grigonis ve Walkup kayıplarından sonra daha da yeni bir kadroyla yine zor bir sezon bekliyor. Fenerbahçe’de kaotik ve talihsiz bir sezon yaşayan Edgaras Ulanovas’ın da yeniden yuvası Zalgiris’e döndüğünü belirtelim.

Hazırsanız Başlıyorlar

30 Eylül Perşembe Efes’in deplasmanda Real Madrid ile ve 1 Ekim Cuma da Fenerbahçe’nin evinde Kızılyıldız’la karşılacağı ilk hafta maçları; Perşembe 20:00’de Monaco – Panathinaikos maçıyla başlayıp Cuma 22:00’de başlayacak Barcelona – Alba Berlin maçıyla tamamlanacak. Bu sezon da Euroleague maçlarının yayınları Digitürk yani Beinsports kanallarında olacak. Aslında bu yazıda Euroleague’in geleceği ve yapısı üzerine de kalem oynatmayı planlamıştım ama sezon öncesi bir merhaba yazısı olunca elimde olmadan geniş bir girizgah oldu. O halde biz biraz susalım ve parkedekiler konuşsun biz de konuşacaklarımızı, tüm sezona yayarak ve basketbolun tadını çıkararak özlemimizi giderelim. Eğer hazırsanız kemerlerinizi bağlayın, Euroleague 2020-21 sezonu başlıyor.

Yorumlar (1)