1. AKP Kazandı:

Çünkü;

a) Böylesi hiç görülmedi: “Milletin seçimi”yle üç dönem, 14 yıl için iktidar olabilen; üstelik tek başına iktidar olabilen; üstelik oyları ilk kazandığı seçime göre 15 puan kadar daha yükseğe çıkan bir parti yok.

b) Onca krize rağmen: AKP kazandı diyoruz ama özneyi “Erdoğan kazandı” şeklinde değiştirmek de mümkün. Dünya ekonomik krizi, yurtiçinde Kürt sorunu, Ergenekon gerilimi, şu bu… Demek ki, artı eksi yapınca, bu ülke insanının yarısı, hakikaten tam yarısı, bir partiye, bir lidere inancını koruyor; ki onca seneden sonra “korumak” hafif kalır; zerre eksiltmeyip bir de arttırıyor!

c) Herkesle kapışarak: AKP, Batı’dan Doğu’ya, bütün partilerle sert rekabet, şiddetli çekişme ve atışma yürüttü. Medyadan meydana, sık sık azarlama yöntemini tercih etti. Dolayısıyla tabiri caizse, “millet kafadan ikiye yarıldı.” Ama bir yarıyı onca parti paylaşırken; diğer yarı tek partinin oldu!

d) CHP umudunu ezerek: Hem CHP’nin umudunu, hem CHP’den umutları ezdi AKP. “Yeni” denen CHP, bir rüzgar estirdiği varsayılan yeni genel başkanına rağmen, iktidar erozyonundan dahi yararlanamadan, belki de “en ehven” şartlarda bile… yukarı doğru kıpırdasa dahi, yukarıya hareketlenmiş bir iktidar karşısında yerli yerinde!

 

***

 

2. AKP Kaybetti:

Çünkü;

a) Onca oya rağmen: Anayasa’yı değiştirecek gücün altında kaldı.

b) Onca darbeye rağmen: Hem zaten kasetle vurulmuş MHP’ye vurarak, hem de bazı sorunlarda MHP gibi vurarak MHP’yi barajın altına itmek istemişti; olmadı. Belki de yanlış oyunla MHP’yi baraj üstüne çekti.

c) Onca sertliğe rağmen: “Kürt sorunu yok”tan “Biz asardık”a kadar bir sözlü şiddet, Güneydoğu’da zaten ters tepecekti; tepti. Daha fazla “bağımsız” BDP adayı artık Meclis’te.

 

***

 

Her iki kategoride de daha bir sürü şey sıralayabilirsiniz.

Ama kesin olan şu:

Türkiye’de artık aynı parti… hem (artarak) kazanıyor, hem (arttığı halde) kaybediyor.

Kazanan da tek parti; kaybeden biri varsa da o.

Diğerlerinin kazanma ihtimali o kadar yok ki; kaybetme ihtimalleri de sıfır!

Bu yüzden, onca zigzağa, onca çatışmaya, onca cephede kavgaya rağmen…

Bir milletin yarısının tepkisini çekse bile, öteki yarısının gönlünü tek başına sürekli fethederek…

Üç seçim ve bir referandumla, genel seçim oylarını hep yükselterek; dünya tarihine geçecek bir “seri zafer” partisi AKP.

Bunu ne kömürle, ne pirinçle açıklayabilirsiniz…

Açıklarsınız da, bu ülkeden milim bir şey anlamamış olursunuz.

Bunu, ister sevin ister sevmeyin, bir şekil demokrasiyle, “muhafazakâr dinamik”le değil, “dinamik muhafazakârlık”la açıklayabilirsiniz ancak!

Belli ki, öyle ya da böyle, “sabit merkez” haline gelerek AKP bu ülkenin ülke çapındaki tek partisi; daha önceki seçimlerde yazdığım gibi, “onca matkaba rağmen çimento”.

İşte tam da bu nedenle;

AKP çimento sorumluluğunu unutur, kendini kaybederse, Türkiye daha çok kaybeder!

AKP çimentoluğu ötekilerle arasına duvar örmek, başkalarını duvarlar arasına sıkıştırmak zannederse; “darbeli matkap” heveslilerine karşı kendisi de bir başka matkap halinde kırıp dökerse…

Partinin büyük zaferine rağmen, Türkiye yine kanar!

 

***

 

Bu arada…

CHP, “Ergenekon sanıklarından ve Demirel listelerinden aday” göstererek, umut veren muhalif bir seçmen koalisyonu yerine, “eski rejim insanları”yla koalisyon oluşturarak ne kadar yeni olunabildiğini…

Metal yorgunu” olması gereken bir iktidarın oylarının yükselmesini seyrederken, sizin oylarınız birkaç puan artsa ne olur!

Muhtemelen kurultay olur!

Bence, CHP MHP ile aynı tahterevalliye bindi.

AKP’ye kızanlar CHP ile MHP arasında gidip geldi. MHP’nin başına gelenlerden sonra, en az bir, iki puan CHP’den MHP’ye kaydı.

Bir de Diyarbakır:

Kılıçdaroğlu gitti, Bahçeli gitti… İkisinin toplam oyu yüzde 2.8!

Diyarbakır’da sıfırsan, nasıl Türkiye partisi olabilirsin ki!

 

***

 

BDP’den “bağımsız aday”lar ama…

Ertuğrul Kürkçü, Levent Tüzel, Sırrı Süreyya Önder öncelikle “sosyalist”. Onları sık sık “sosyalist pist”te de görmek isteriz.

 

***

 

Kendini hala merkez sananlara da bir not:

AKP ile BDP bağımsızları toplamı sandıkta yüzde 55’i, 550’de 360’ı geçiyor!

 

***

 

Şu arada:

Gazetede bana düşen “İstanbul’un nabzı”nı tutmaktı ya…

Şöyle yazmışım İstanbul için:

AKP yüzde 44, CHP yüzde 31, MHP yüzde 10.

AKP’de az yanılmış olabilirim ama sonuç kaça kaç çıktı, bilmiyorum!

 

Not: Keşke bir önceki seçimin yazısını yeniden yayınlasaydım: “Çimento ile matkap” (Sabah, 23.07. 2007)