Görünene, göründüğü gibi baktığımızda yani rakamların düz dilini dillendirirsek, AKP’nin ve özellikle Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de seçmenlerin en az yarısının desteğini alma başarısını gösterdiğini ama, fakat demeden açık yüreklilikle ifade etmeli ve başarı kazanını kutlamalıyız. Sandıkların henüz yarısı bile açılmamış olduğu şu dakikalarda ortaya çıkan sonuçlar AKP’nin yüzde 50’nin üstünde olduğunu gösteriyor. Bu demektir ki AKP hedeflediği 330 milletvekilini çok rahat olmasa da yakalayabilecek.

Başarı kazanan ikinci siyaset ise Kürt siyasetidir, BDP ve bağımsız adaylar. Şu saat itibariyle en az 28 milletvekili çıkararak Meclis’te etkili bir grup kurabilecekleri görülüyor. Kendi adıma beni en çok umutlandıran bu kazançtır. Çünkü açık ki, bu seçimlerde eşitsiz koşullarda yarışan siyaset Kürt siyasetiydi. Buna rağmen Meclis’e girmeleri ve grup kurabilecek sayıya erişmeleri demokrasimiz için bir umut ışığıdır. Kürt siyaseti için bundan böyle daha fazla amalar, fakatlar üstüne konuşacağız. Zira BDP Güneydoğu’da varlığını bir kez daha tartışmasız kanıtladı ama Batı’da eskiye göre gerilemiş görünüyor. Bu durum, başka şeylerin yanı sıra gelecek için çok düşündürücü olmalı. Kürt siyaseti kendini köklü biçimde yenilemek ve sol sekter söylemleriyle hesaplaşmak zorunda kalacaktır diye düşünüyorum.

MHP de kazanan partidir bana göre. Kaset olayı tersine tepmiştir diyorum. Fakat ne olursa olsun önce de yazdığım gibi MHP’nin barajı geçmesi de olumlu görülmeli.

CHP üstüne konuşmak ise şu saat itibariyle hayli zor. Kimileri bardağın yarısı dolu, kimileri boş diyecektir. Yani önceki seçime göre üç beş puan artışını bazıları başarı olarak görecekler, bazıları ise (Baykalcılar) başarısızlık olarak değerlendireceklerdir. Ancak İzmir başta olmak üzere Ege’de radikal ulusalcılığın kırılmakta olduğunu görüyorum ki bu sevindiricidir.

Bütün partilerin aldıkları oyun genel tablosu yine düz okumayla her siyasetin kendi otantik pozisyonunu koruduğunu söylüyor bana. Yani büyük sürprizler, büyük kaymalar yok. Bu durumu nasıl okumalı? Henüz çok emin değilim, verilere bakmak, üstüne düşünmek gerek ama ilk aklıma düşeni söylersem görünen tablo değişim açısından “araf” durumunu söylüyor. Yani değişim açısından güçler dengesi ibresi ortayı yani “0”ı gösteriyor. Her iki tarafa da kayabilecek bir kararsız denge durumu gözlemleniyor.

Bu denge ise AK Parti’nin bundan sonraki politikasına çok bağlı.

Artık devlet partisi durumuna gelmiş olan AKP devletin imkânlarını değişim yönünde mi kullanacak yoksa statükoyu koruma yönünde mi? Seçim kampanyalarındaki söylemden bakarsam ikincisi gibi görünüyor. Yani milliyetçi/devletçi söylem yüzde 50 oy kazanmıştır ki bu durum sevinilecek bir durum değildir.

Demokrat ve değişimci güçlere şimdi daha çok iş düşecek.