İnsan Kaçakçılığında Devlet Faktörü

Hatay’da 03 Aralık 2017 Pazar günü saat 15.00 sıralarında 11 insanın ölmesi ile sonuçlanan trafik kazası hakkında Hatay valiliği şöyle açıklamada bulundu;

Trafik Kazası Konulu Basın Duyurusu

03 Aralık 2017 Pazar günü saat 15.00 sıralarında İlimiz Altınözü ilçesi Yolağzı Mahallesi ile Kansu Mahallesi arasında seyreden ve yasadışı göçmen taşıyan 63 AK 7.. plakalı minibüs ile karşı yönden gelen kamyonun karıştığı bir trafik kazası meydana gelmiştir.

 Kazada 6’sı çocuk 4’ü yetişkin 10 yabancı uyruklu şahıs ile minibüs sürücüsü hayatını kaybetmiş, yaralanan yabancı uyruklu 9 kişi ise ilimizdeki farklı hastanelerde tedavi altına alınmıştır.

Yaralıların tedavilerine başlanılmış olup, minibüste bulunan tüm şahısların kimlik ve uyruklarını belirleme çalışmaları sürdürülmektedir.

Kaza ile ilgili soruşturma başlatılmıştır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Resmi açıklama budur. Olay neydi? Nasıl oldu? Daha önemlisi sınır kentlerinde yaşanan insan kaçakçılığı meselesi nedir?

6 çocuk 5 yetişkin toplam 11 kişi öldü. Peki sonra ne olacak?

Ölenlerin isimleri bizim insanlarımızın isimlerine benziyor muhtemelen. Mahmut, Muhammed, Fatima, Ğalya, Ali. Suriye ve Irak iç savaşından kaçarak önce Türkiye’ye sonra başka ülkelere belirsiz bir yolculuğun erken biten hikayesi.

Bu tür bir ölümler olduğunda süreç nasıl işler? Önce Türk olan vatandaşın cenazesi hemen gömülür. Resmi makamlar, insan kaçakçılığı yapan, onlarca gruptan birine operasyon düzenler. Üç beş kişi yakalanır. Resmi makamlar tekrar açıklama yapar. Bir olay oldu ve olayın failleri hemen yakalandı. Dosya öylece kapanır. Dosyanın tam kapanması için göçmenlerin gömülmesi gerekir. 15 gün içinde cenazelere sahip çıkan olmazsa kimsesiz mezarlığına gömülürler. Genelde cenazelere sahip çıkan olmaz ve insanlar toprağa gömülerek, hem resmi hem de gerçekte olay kapanmış olur.

Bir Ansiklopedik Bilgi Olarak; Kaçakçılık Nedir?

Kaçakçılık, bir malın yasalara aykırı olarak gizli yollardan bir ülkeye sokulması ya da bir ülkeden çıkarılması. Kaçakçılık yapan kişiye kaçakçı denmektedir. Gümrük vergisinden kaçmak, ihracat ya da ithalat yasağını aşmak için başvurulan bir yoldur. Kaçakçılığa genellikle yüksek gümrük duvarları veya vergilerle ticari değeri yükselen ürünler (örn. çay, kahve, şeker, sigara, içki, akaryakıt) ya da yasak altına alınan mallar (örn. altın, döviz, uyuşturucu, silah, tarihi eser) konu olur. İnsan kaçakçılığı özellikle 20. yüzyılda kaçakçılık kategorilerinin arasına katılmıştır. Kaçakçılığın geçmişi ticaretle ilgili ilk vergilerin konmasına ya da ilk ticari düzenlemelere kadar indirilebilir. Tarih boyunca pek az değişen kaçakçılık yöntemleri, temelde kaçak malı gümrük denetimine takılmayacak bir yolla sınırdan geçirmeye ya da kaçak malı başka bir yük içinde, taşıtların gizli bölümlerinde ya da kişilerin tahmin edilemeyecek bir yerinde saklayarak gümrük denetimini atlatmaya dayanır.

2 TÜR KAÇAKÇILIK

A-) DEVLET ELİYLE YAPILAN KAÇAKÇILIK

Locard Prensibi… Locard s exchange principle… Türkçe’de, her temas iz bırakır…

Sınır kentlerinde tarih boyunca iki tür kaçakçılık yapılmıştır. Birinci kaçakçılık devlet eli ile yapılır. Suriye iç savaşından sonra bu tür kaçakçılık çok yapılmıştır. Çünkü Türkiye, Suriye iç savaşında taraftır. Taraf olduğu için, desteklediği gruplara;

a-)Malzeme

b-)Silah

c-)Eleman giriş çıkışı

d-)Yaralı giriş çıkışı

Bu başlıklarda ve buna benzer konularda destek sunmuştur.

Bu tür kaçakçılık ciddi bir gizlilik ve profesyonellik içinde yapıldığı için, insanlar pek bilmez. Fakat kriminolojik bir yasa var ki her temas iz bırakır.

Daha somutlayalım. Altınözü’nün sınır mahallesi Karbeyazlı Mehmet amcanın ifadesi ile;

Bu şahıslar, namaz kılmak için camiye, sigara almak için bakkala, yemek yemek için lokantaya, eve sebze meyve götürmek için pazara, bazı sevkiyatlarında kullanmak üzere ambulanslara, minibüslere, yolu iyi bilen köylüye, muhtara velhasıl birçok şeye ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaçların hepsi küçücük sınır ilçelerinde bir temastır ve küçücük şehirlerin insanların hayatlarında büyük iz bırakır.

Bunun yanında klikler arası çatışma, kaza, kurarsız bir davranış gibi vakalardan da öğrenebiliyoruz bu olayları.

Size bazı örnekler sıralayalım.

Devlet içinde bazı kliklerin savaşı nedeniyle MİT tırlarının silah taşıdığını öğrendik.

Bir ambulansın kaza yapması sonucunda ortalığa silahlar saçıldı. Ambulansların bu işlerde kullanıldığı bilgisine eriştik.

Suriye’ye gidecek bir yabancı şahsın, zamanında buluşacağı insanlarla buluşamaması sonucu kaybolur. Şahıs kaybolur, camiye sığınır. Cami cemaati polise haber verir. Polis şahsı gözaltına alır, bunu duyan, esas adamlar (devletin diğer kanadı) polisin elinden şahsı almaya çalışır. Tüm köylü bu kavgaya şahit olur. Devletin polisi ile devletin başka kanadı, saçı sakalı karışmış bir adam için bağıra çağıra cami önünde yaşanan kavgaya şahit olmuştur.

Antakya hastanelerin Suriye’den getirilen yaralıların trafik yoğunluğunu biliyorsunuz zaten.

Bu gibi durumlar sonucunda devlet eli ile yapılan bu kaçakçılık işlerinden haberdar olabiliyoruz.

Bu vakaları resmi makamlar hemen inkar eder ve üstü kapatır.

Mesele şehir efsanesine döner.

Bu bilgilere kazara velev ki bir gazeteci veya herhangi biri erişmişse başı fena halde derttedir demek ki.

Can Dündar, Enis Berberoğlu ve bir nebze benim başıma gelenler (başka bir yazı konusu benimki) herkesin malumu.

Çünkü bu işleri hayalet insanlar yapar. Hayalet insan şudur; Her yerdeler ve hiçbir yerde kayıtları yoktur. Bunlar aynı zamanda her türlü mülki idarenin üstünde ve dışında oldukları içinde geniş bir yetki alanına sahipler.

Bu hayalet insanlar, davranışlarından sorumlu insanlar değildir. Yani cezasızlar. Çünkü yoklar.

En önemlisi de yaptıkları şeyi devletin bekası adına yaparlar.

Her şeyin dışında ve üstünde olmaları

Cezai sorumluluk olmaması

Ve

Devletin bekası söylemi onlara müthiş bir serbestlik sağlar.

Biz şehir hatta ülke bile bunları bir şehir efsanesi olarak biliriz.

SINIR KENTLERİNDE YAŞAYAN VATANDAŞLARIN DEVLET DESTEKLİ KAÇAKÇILIĞI

Şu bir kurardır; devletten habersiz kaçakçılık yapma imkânı neredeyse sıfırdır. Tabi çok az örnek olabilir. Bunun sonucu Roboski olur.

Hatay’da kaçakçılık diğer sınır kentlerinde olduğu gibi tarih boyunca yapılmıştır. Son yıllarda kaçakçılık şekli değişmiştir.

Sigara, mazot, zeytinyağı ve insan kaçakçılığı.

Devlet, tamam artık bitiriyorum, dediği zaman, buna karar verdiği zaman, en geç bir ay içinde bitirmek istediği kaçakçılık bitmiştir. Mazot ve sigara kaçakçılığını buna en iyi örnektir.

Yerel halk ne kadar dirense de boşuna.

Hatırlayınız Reyhanlı’da Beşaslan köyünün külli itirazı bir işe yaramamıştır.

Altınözü Antakya arasında olan Tanışma mahallesinde 9 kişinin ölmesi ile sonuçlanan olayı hatırlayın.

Birçok olay yaşansa da devlet iradesi tamam derse o iş biter veya sıfıra yakın azalır.

Çünkü hiçbir kaçakçılık devlet izni olmadan yapılamaz. Yapılırsa yeraltına inmek zorunda kalır.

Zeytinyağı kaçakçılığı mevsimseldir ve o yılın zeytin ağaçlarının bereketi ile ilgili yapılmıştır.

İnsan kaçakçılığı ise şimdi tüm hızıyla devem etmektedir.

İnsan kaçakçılığı Nasıl Yapılıyor

1000 Dolar, 1000 Euro ya da fiyat yolda belirlenir. Yani bu bir çeşit İNSAN BORSASI

Sınır kentlerinin hepsinde durum aynıdır. Hatay’da şimdi süre gelen insan kaçakçılığı Yayladağı, Altınözü, Kırıkhan ve Hassa üzerinden yürütülüyor. En çok yakalanmalar Kırıkhan’da oluyor. Çünkü gelen mülteciler genelde Kürt. Hassa’da ise resmi makamlar mümkün mertebe bu işe izin vermemekteler. Yine gerekçe aynı. Sınırın karşı tarafının Kürt olması.

Reyhanlı, Altınözü ve Yayladağı içinde en kolay geçiş yolu, dönem dönem değişir. İnsan kaçakçılığı yapan gruplarına, talep, arza ve oralarda görev yapan resmi kişilerin mahiyetine göre.

Ortalama bir kişinin Türkiye’ye giriş fiyatı 1000 dolardır. Bu fiyat girecek kişinin önemine göre bu değişir. Daha önemlisi bazen pazarlık bozulur ve yolda tekrar yapılır. Çoğu zaman silahlar patlasa da, gerçek göçmenler kaderlerine razı gelerek Türkiye’ye giriş yaparlar.

İnsan Kaçakçılığının ilk adımı

Her şey arz talep ile başlar. Suriye iç savaşında ve Irak’ta yaşanan çatışmalardan büyük kitleler göç etmek zorunda kalmıştır.

1 Ocak 2015’te Türkiye makamları, Suriyelilerin geçerli seyahat belgesine sahip olmasını gerektiren yeni bir dizi kuralı yürürlüğe koydu.

Mart ayı başlarına kadar Suriyeliler sadece, o esnada halen açık olan iki resmi sınır kapısını kullanarak Türkiye’ye giriş yapıyorlardı. Bunlardan biri Antakya’nın yaklaşık 30 km doğusunda, Reyhanlı yakınlarındaki Cilvegözü/Bab al-Hawa sınır kapısı ile Antep’in yaklaşık 50 km güneydoğusunda, Kilis civarındaki Öncüpınar/Bab al-Salama sınır kapısıydı.

9 Mart’ta Türkiye makamları iki geçiş noktasını da kapattıklarını ve yalnızca yardımların ve izin verilen ticaret için gidenlerin geçişine izin vereceklerini bildirdiler.

Mart ayından beri bu iki sınır kapısından yalnızca iki grup insanın ülkeye girişine izin veriliyor: Çok ağır yaralı olan ve Suriye’de tedavisi mümkün olmayan kişiler ile Türkiye’nin acil yardım kuruluşunda kayıtlı olan ve kısa süreliğine Suriye’ye gidip dönmek için özel izin verilenler.

Durum öyle olunca devreye insan kaçakçıları girdi.

İnsan kaçakçılığı yapan onlarca grup var. Bu gruplar dönem dönem kendi içlerinde çatışırlar. Dönem dönem bir kaçakçı grup diğerlerinde daha güçlü hale gelebilir. Kurarları ve piyasayı o grup belirler.

Bağlantı işte bu yerel gruplarla yapılır. Bu grupların genellikle, Suriyeli bağlantıları olabilir. Olmak zorunda da değil, sınırda yaşayan insanların çoğunun akrabası Suriye’dedir zaten.

Nakliye

Kaçakların nakliyesi çok önemli bir sorundur. Bir minibüse 50 kişiyi sığdırıp üstüne selfi çekip hava atan şoförler bile vardır. Bu nakliye işinde araç sahibi kaçakları götüreceği yere göre para alır.

Genel fiyat kişi başı 70 ila 100 tl arasındadır.

Güvenlik

İşte burada devletin bir takım unsurları devreye girer. Yani yolu açan veya açtıran yetkililerin aldığı ücret kişi başı alınan paranın yarasıdır.

Şu soruya bir cevap bulalım son üç yılda kaç devlet görevlisi (asker, polis, istihbaratçı) bu olaylardan dolayı tutuklandı veya hala yargılanıyor.

Rakam bu hali ile bile korkucudur.

Bölgede çalışan tüm güvenlik kuvvetleri işin işinde yaklaşımı çok yanlıştır. Ahlakide değildir. Her gün onlarca göçmen yakalanmaktadır.

Bu meseleye asla toptancı yaklaşım sergilememeli, görevini gerçekten hakkıyla yapanları ayrı tutmalıyız.

Son Söz; Esas Tehlike

İnsan kaçakçılığı meselesinde esas mesele Suriye’de savaşan bazı unsurların Türkiye’ye girişinde bu yolu kullanmalarıdır.

DAİŞ olmak üzere birçok terör grubu bu kaçakçılar üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyor. Sonuç ise canlı bombalar, Ankara, Suruç gibi katliamları.

Sonuç olarak, insan kaçaklığı bir insanlık suçudur. İnsan kaçakçılığı bir devlet politikasıdır.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >