Diyarbakırlı Cüneyt Aydınlar, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 3. sınıftaydı. 10 Şubat 1994’te Kemal Göngü adlı arkadaşıyla buluştu. Buluştuğu sırada İstanbul Terörle Mücadele tarafından gözaltına alındı. Onu bir daha gören olmadı. Daha doğrusu şöyle oldu: 

***

Gözaltı süresi içinde Cüneyt’e yer göstermeler yapılmıştı. 28 Şubat 1994, saat 19.30 sıralarında Cihangir Kadirler Yokuşu Ekmekçibaşı Camii Sokağı’nda bulunan bir evin önüne getirilmiş ve yer gösterme esnasında kaçtığı, ‘dur’ ihtarlarına rağmen durmadığı, kovalandığı ama yakalanamadığı İstanbul Terörle Mücadele Şubesi polislerince tutanak altına alınmıştı. 

***

Halbuki, Cüneyt’le birlikte aynı gün gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi’ne konulanlar 17 Mart’ta yaptıkları açıklamada, Cüneyt’i en son 2 Mart’ta gördüklerini söylemişti. Onlara göre 6 polis Cüneyt’i “Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun” diyerek koma halinde yerde sürükleyerek götürmüştü.
Polis ise “Bu adam kaçtı” deyip duruyordu. 

***

Bunun üzerine olayı araştıran İnsan Hakları Derneği (İHD) avukatı, Cüneyt’in en son götürüldüğü eve gitti. Ev sahibi Esmer Bardakçı, Cüneyt’in çok kötü vaziyette olduğunu, ayakta duramadığı için onu sürekli ayakta tutmaya çalıştıklarını, Cüneyt’in kendisine “Teyze bu beni götürdükleri 25’inci ev. Ne yapmak istiyorlar anlayamadım” dediğini anlattı. Bardakçı, daha sonra polislerin eve gelip “Çocuk elimizden kaçtı, bunu imzala” dediklerini ve bir kâğıda bir şey yazdırıp, karakolda da parmak bastırdıklarını söyledi.
O gün bugün Cüneyt yok. 

***

Şimdi bu yürek rendesi bir film senaryosu değil, yaşanmış hikâyedir. İstanbul’daki tüm mezarlıkları sayısız kez gezen baba Abdülkadir Bey ve Menekşe Hanım için katmerli yaşanmıştır.
En iyisini amcası Recep Aydınlar dile döküyor: “Cüneyt, ailemizin en zeki ve en yakışıklı çocuğuydu. Emin olun 17 yıldır nasıl bir duyguyla yaşadığımızı size anlatmaya yardımcı olacak kelime bulamıyorum, bu acıları tarif etmeye. O gün bugündür yaşama sevincimiz kursağımızda kaldı. Ölümcül bir umutla yıllardan beri belki bir haber duyarız diye beklemekteyiz. ‘Fırat kenarında bir keçi kaybolsa da sorumlusu devlettir’ diyen dönemin cumhurbaşkanı, nasıl olur da gencecik, yeşil gözlü, sarışın kıvırcık saçlı, yakışıklılığı yüz metreden fark edilen biricik evladımızı kaybeder, bundan nasıl bihaber olur? O gün ne oldu, Cüneyt’e ne yaptınız? Lütfen bizleri oyalamayın, kayıplarımızı bulun, faili meçhul cinayetleri ortaya çıkarın, toplu mezarlardaki evlatlarımızın katillerini cezalandırın.”

NOT: Gözaltında kaybedilişinin 18. yılında, Cumartesi Anneleri 25 Mart Cumartesi 12.00’de, Galatasaray Meydanı’nda Cüneyt Aydınlar için buluşacak. Ailesi için o gün oradaki kalabalık, görecekleri şefkat ve şevk çok kıymetli, haberiniz olsun.
Annesi ve babası sırf bu kalabalıkla yan yana dursunlar diye göçtükleri Almanya’dan geliyor.