Devletleşen Erdoğanizm ve Çokluk Ağı

Recep Tayyip Erdoğan doğrusu önemli şeyler yapan biri değildir. Onun yaptığı her şey tipik üçüncü dünya ülkelerinde yapılmış uygulamalardır.

Üçüncü dünya ülke tarihlerinde Erdoğanvari tutum ve davranış tarihi ile doludur.

Esas mesele bundan sonrasıdır.

Bundan sonrası devletleşen bir Erdoğanizmi olacak?

Kısa Bir Hatırlatma

Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi 14 Ağustos 2001 yılında kuruldu. O tarihten günümüze dek tüm seçimlerden zaferle çıkmıştır.

Bazı seçimlerin tartışmalı olması önemli değil. Çünkü üçüncü dünya ülkelerinde, güç çoğalıp merkezleştikçe seçimde şaibe olabilir. Sürecin doğasına uygun bir durumdur bu.

Çünkü demokrasi ve hukuk eksiktir. Muhaliflerde zaten bunun kavgasını vermektedir.

Erdoğan, resmi ideolojinin baskılarına karşı, İslamcı mağduriyet üzerinden, popülist, halkçı, kabadayı söylemler ile politika oluşturdu.

Tarihsel İslamcı mağduriyeti iktidarla tanıştıkça, daha bir hırs, heves ve oyunu usulüne uygun halde davaya sarıldı.

Bu dava şöyle izah edilebilir. Biz tüm İslam ümmeti için varız bu nedenle,

1-Bürokraside

2-Ekonomide

3-Yerelde ve ülke yönetiminde elbette biz olacağız.

Bunun için ne gerekirse yapılmalıdır. Haktır, davadır.

Demokratik teamüller, hukuk, adalet çok önemli değerler değildir. Çünkü onlara göre bir dava var. Bu dava yolunda her şey mubah.

İşte süreç öyle öyle bu güne gelindi.

Recep Tayyip Erdoğan gerçekten bu ülkede Askeri vesayete, Bürokratik vesayete ve Ekonomik vesayete karşı mücadele vermiştir. Bu mücadelede en büyük destekçisi Şimdi FETO adını verdiği Fetullah Gülen Hareketi olmuştur.

Hatta bu cemaat, bazen cellat, bazen savcı, bazen polis, bazen yetişmiş eleman, bazen finansör, bazen oy olmuştur.

15 Temmuz hadisesinden sonra karı koca pozisyonunda ki bu birliktelik kavgalı ve gürültülü bir şekilde sona erdi.

Bu anlattıklarımın hiçbir önemi yok. Bu ülkede ortalama okur olan herkes tarafından biliniyor.

Esas mesele şimdiden sonrası.

Şimdi ne olacak?

Erdoğan bir Amok Koşucusu gibi devletleşecek mi? Yoksa yine Türkiye fabrika ayarlarına dönecek mi? Türkiye’nin fabrika ayarlarını öyle iyi güzel bir şey değildir. Sadece ehveni şerdir.

Erdoğan 15 Temmuz’dan sonra büyük bir tasfiye girişiminde bulunmuştur. Askeri, bürokrasi, ekonomik tasfiye sürüyor.

Bu kendi cephesinde olan biten şeyler.

Birde karşı cephe diye tanımlayacağımız muhalif cephede de hukuku hiçe alan kitlesel bir tasfiyeye gitmiştir.

Tarih boyunca devletin baskısını yaşayan muhalif cephe için bu durum yeni değildir.

Bu cephede değişen bir şey yok. Zülüm, baskı, hukuksuzluk, ölüm tutuklama önceki yönetimler gibi sürüyor.

Recep Tayyip Erdoğan dönemi elbette farklıdır. Daha kişisel davranışlarıyla, daha geniş kitleri kapsayan zulümlerle, daha kinci, daha agresif bir saldırganlık içinde.

Şimdi

Bugün, yürütme, yasama, yargı, ekonomi ve medya Erdoğan’ın elinde toplanmış durumda. Bir Amok Koşucusu hoyratlığı devleti ele geçirme, devletleşme yolunda dört nala gidiyor.

Erdoğanizm devletleşirse bunun adı açık faşizm olacaktır. Bu tespiti yaparsak eğer ülkede birçok meseleyi yeniden tartışmak gerekecek.

Şimdi bu yolda ilerliyor.

Buna mecbur, artık duramaz, dursa, kurulan yeni sistem buna izin vermez. Yürütme, yasama, yargı, ekonomi, medya ve diplomasi izin vermez.

Erdoğan devletleşmek isteyecek, yeni argümanları ve eski argümanlarla kolojlayarak bir Türkiye uyarlaması yapacak.

Peki Erdoğan’ın partisi dışında kalanlar ne yapmalı

Çokluk Ağı

Michael Hardt, Antonio Negri kaleme aldığı ve Türkiye’de Ayrıntı Yayınevi’nden çıkan ÇOKLUK kitabında işin reçetesi yazıyor.

Bu sürece dur demek için tek bir çare var Çokluk Ağı oluşturmak. Yeni bir cümleye, teori ve pratiğe ihtiyaç yok. Çünkü bu dönem, her yeni bir ayrıştırıcı özellik taşımakta. Bugünün çözümü Çokluk Ağı kurulmasından gelişiyor.

Siyasette, medyada ve mağduriyetlerde bu ağın örülmesi gerekmekte.

Bu ağ herkes durduğu yerde, durduğu fikir ve pratikte yine durarak fakat yanındakine el vermesi anlamı taşır.

Siyaseten HDP-CHP-ÖDP-EMEP ve diğer muhalif kesim arasında bir ağ örülmesi şeklinde de okunabilir. Bu fikri tartışarak yeni önermeler yöntemler geliştirmek gerekir.

Çokluk Ağı tartışılmaya değer bir çözümdür.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >