IMC Tv’de yayınlanan programlarımızın yeni bölümleri için birkaç gündür yollardayım. Rotamız Dersim. Katliamlar ve hüzünlerle anılan Dersim bir haftadır Munzur Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki en eski ve tanınmış festivallerden biri olan ve ismini de Dersim’in ortasından geçen buz gibi suyu ile Munzur nehrinden alan bu festival, bölgeyi hareketlendirmiş.
Her yıl olduğu gibi.
Bugün kapanış konserinde Tunceli Atatürk Stadı’nda Kardeş Türküler, ardından Rojda ve Mikail Aslan’ı dinlemekteyim. Stadyumun dışında köfte ekmek kokuları arasında küçük bir dolapta satılan biralardan biri ile kapatılan stad yolunun üzerinde asfaltta oturmaktayım. Saat 23:00, hava 40 derece.
Gündüzleri 44 dereceye kadar çıkıyor Dersim’in havası dün de kum fırtınası nefes alamaz hale getirdi bizleri…
Konumuz değil ama olsun söylemekteyim. Uzun süredir yazmamayı bahane etmemek gerek bloguma (arisnalci.wordpress.com) yazmaya devam ettim ancak Demokrathaber okuyucularını pek de ilgilendirmeyeceğini düşündüğüm özel notlar ve hikayelerin bulunduğu yazıları sizlerle paylaşmamaktaydım.
Artık düzenli yazmaya döndüm diyebilirim. Özellikle siz Demokrathaber okuyucuları benim iki aydır ne yazdığımı merak ediyor iseniz bloga bakabilirsiniz…
Dediğim gibi içeride Mikail Aslan çalmakta. Ermenistan’da bu yıl festivalde çalmaya gelen iki gruptan biri olan ‘Van Projesi’ ile dün Ovacık’ta konser öncesinde Aslan’ın son hazırladığı Petag (Dersim Ermeni Türküleri) albümünden konuşurken Mikail Aslan’la sohbetimiz sırasında şöyle diyordu: “Birileri bu toprağın altındakileri çıkarmak için kazmayı vurmalıydı. Ben de vurdum. Gerisi gelir umarım”
Arslan’ın dediği kazmadan açılan delik Hrant’ın dediği suyun yolunu çatlaktan bulmasına vesile oldu belki de. 11.’si düzenlenen Munzur Festivali bu yıl Ermenistan’dan iki grubu konuk etti. Agunk ve Van Projesi. İkisi de birbirinden güzel şarkılarıyla Ovacık, Hozat, Mazgirt ve Dersim Merkez’de konserler verdiler. Sanatçılarla görüştüler dost sofralarına konuk oldular. Bir de İstanbul’dan iki otobüs insanın festivali izlemeye bölgeye gelmesine.
Dersim bu yıl Ermeni akrabalarıyla dolu insanların Ermenilerle kaynaşmasına vesile oldu. Van Projesi grubunun şefi ve kurucularından Norayr Kartaşyan’ın otobüste Ovacık’a giderken söylediği sözler anlamlıydı: “Belki birbirimizin dilini bilmiyoruz ama ihtiyacımız da yok. Müzik anlatıyor derdimizi”.
İşte böyle duygular içerisinde 11. Munzur Festivali’ne konuk oldum izledim dinledim. Çoğunlukla da gözlemledim. Kimseyi kırmak niyetinde olmadığımdan iyi şeylerden bahsettim, birkaç gözlem ile yazıyı tamamlayayım ki daha fazla kimseyi sıkmayayım:
Dersim’de herkes Munzur Nehrine Baraj yapılmasına karşı,
Siyanürlü arama için afiş asan Dedeler, Ovacık Göze’lerinde içki içilmesin diye de bakanlığa başvurmuşlar ilginç…
Eskiden bir merkezde düzenlenen festival şimdi ilçelerdeki siyasi oluşumlara göre farklılaştırılarak sayısı artırılmış, bu da her ilçede bir festivalin başlamasına sebep olmuş. Ama söylemem gerek katılan insan sayısı bu çeşitlilikten etkilenmiş kim neye gideceğini bilmiyor bu yüzden de alanlar boş kalıyor.
İlçelerde ve merkezde organizasyonu aynı şirket üstlendiği için sahne aksamında sorun yaşanıyor. Bu da festivalin profesyonelliğine gölge düşürüyor. Ama dert kaliteli müzik dinelmek değil de Rojda’nın, Mikail’in çınlayan sesleri arasında ne dediği anlaşılmasa da saz ile halay çekmek ise devam…
Dersim’den iki CHP’li milletvekili çıkması şehirde karmaşa yaratıyor. Halk tam bir akıl karışıklığında. Konuştuğum herkes Kamer Genç’i sevdiğini, içten konuştuğunu ve propagandist konser ve etkinliklerden korktuğunu söylüyor. Ancak bu seçimlerde istemeden de olsa CHP’ye oy verilmesi kimseye yaramamış. Seçimlerde oyunu alan CHP’nin şehirde adından eser yok. CHP seçimi kazanmış olabilir ama Dersim BDP’nin, bu çok bariz. Şimdi sadece CHP’ye giden oylara yanan insanlar ve Kamer Genç’e festivalde konuşmacılar arasında yer vermeyen organizasyonlar kalmış. Ovacık Belediyesi’nin düzenlediği ilçe festivalinde Kamer Genç’e yumurta atılırken oradaydım. Vallahi de billahi de “halkım canım cicim” şeklinde konuşan ve bizi koyun yerine koyan milletvekillerine artık sahnelerde yer yok. Yumurtayı hak etmişti sanki…
Öte yandan festivallerin bir propaganda aracı haline dönüştüğü doğru bir tespit. Açılış gününde konuşmacılar özür dileye dileye bir hal oldu “sabrınıza sığınarak biraz daha konuşacağım” diye. Karar vermek lazım. Evet uzun bir süre Kürtçeye söz alanı bırakmayan devlet sebebiyle festivaller bir iletişim aracı oldu.
Geçtiğimiz yıl Van Festivali’ndeki coşkuyu hatırlıyor ve takdir ediyorum. Ama artık sanki olayı festivallerden dışarı çıkarmak, sanatı sanatçılara bırakarak araya siyasi reklamlar almamak gerek. Zira mitingler siyaset konserler sanat için…
Haftaya aynı gün aynı linkteyim…