12 Haziran seçimlerine az bir zaman kala siyasetin nabzını yokladığımızda; düzeyi hayli düşük, hiç de ahlaki olmayan yöntemlerle bir seçim kampanyasının yürütüldüğü, heyecansız ve sonucu belli bir süreç yaşıyoruz.

Ancak son günlerde CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun özellikle güneydoğu gezilerinde söyledikleri oldukça umut verici.

Aynı konuşmaları batıda da yapar mı, ya da yarın bunlardan da çarkeder mi, bilmem ama aksi söylenmediği sürece ben bu söylemlere inanmak istiyorum.

KCK davasını eleştiren, özerklik vadeden, “barış için her bedeli öderim” diyen bir Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerini tarihe not düşmekte yarar var. Çünkü siyasette barış dilinin kullanılmaya başlanması çok önemlidir.

Son günlerde MHP üzerine oynanan oyunlar, kaset skandalları, siyaset ortamını hayli germiş ve yeniden kışkırtıcı bir savaş dili kullanılmaya başlamışken Kılıçdaroğlu’nun ortamı yumuşatan barış dilinin, sürece büyük katkısı olacaktır.

Trabzonspor’u nasıl şampiyon yapar, ya da Çorumspor’ un kümede kalmasını nasıl sağlarız gibi konuları bırakıp bu tür, ülkemiz için yaşamsal öneme sahip yeni anayasa, barış, demokrasi gibi güncel siyasete dönmesi hem Kılıçdaroğlu, hem de CHP için olumlu adımlar.

Geçmişte yaşanan onca olumsuz, karanlık günlerin ardından toplum olarak ortak bir barış dili oluşturmaya çalıştığımız şu günlerde siyasetin bu yörüngede sürdürülmesi ülkemiz açısından gerçekten çok önemli.

Aksi halde, belden aşağı vurmalar, kişisel yaşama yönelik saldırılar, şantaj ve tehdit içeren nefret söylemleriyle bir yere varmak mümkün değil.

Tüm bu gelişmeleri de salt kişisel hırs, politik beklentiler, çıkar ilişkileriyle izah etmek yerine, hazırlanan bir senaryonun parçası olduğunun farkına varmak gerekiyor.

Cumhuriyet döneminden bu yana siyasete ve toplumsal yaşama hakim olan karanlık güçler, son çırpınışlarıyla siyaseti yeniden dizayn etmeye çalışıyorlar.

Bu durumu salt siyasi partilerin kendi iç iktidar kavgaları gibi göstermeye çalışanlar, bu konuda güçlü bir medya desteği de buluyorlar.

Öyle olunca da siyaset, halkın beklentileri, taleplerinden çok medya manipülasyonları üzerinden yürütülüyor.

MHP’nin baraj altında kalmasından AKP yarar sağlar, öyleyse bu kasetleri AKP hazırlamıştır ya da MHP’yi yeniden sokağa çekmek istiyorlardan tutun da ülkede kaos yaratarak AKP’yi devirmek istiyorlara kadar uzanan, birbiriyle çelişkili, hiçbir mantıklı kurgusu olmayan iddialar…..

13 Haziran itibariyle seçim sonuçları ne olursa olsun siyasetin yeniden şekilleneceği bir gerçek. Taşlar o kadar yerinden oynadı, siyasetin kodları o kadar çok değişti ki, yeniden bir ayar verilmesi zorunlu hale geldi.

Artık taşların yerine oturması, hangi sosyal katmanı, hangi siyasi partinin temsil ettiği, hangi siyasi partinin nerede durduğu, politik duruşu netleşmeden siyasi iklim düzelmez.

Şimdilerde siyasi fotoğrafa baktığınızda öylesine flu, öylesine muğlak bir görüntü var ki, eskilerin tabiriyle “at izi, it izine karıştı.”

AKP’ ye bakıyorsunuz, sol bir partinin figürlerini görüyor, CHP’ ye bakıyor, MHP’yi görüyorsunuz. MHP’ye hiç bakamıyorsunuz, erotik görüntülerden geçilmiyor.

Marjinal sol partilere bakıyorsunuz, neredeyse hepsinde Doğu Perinçek’in gölgesi düşmüş! Bir yanda siyasi partilerin lütfuna sığınmış Ergenekon sanıkları, diğer yanda mağduru oynayarak çeşitli bölgelerden bağımsız aday olmuş darbeciler.

Şimdi söyler misiniz, bu tür adaylar kimleri temsil ettiklerini sanıyorlar, ya da onlara destek verecek olanlar, kendilerini nasıl tanımlıyorlar?

Daha önce de sıkça yinelediğimiz gibi, Türkiye artık eski, bildiğimiz Türkiye değil.

Güneş balçıkla sıvanmıyor ve bu gidişin artık geri dönüşü yok.

Bu ülkede, herkese ve her şeye rağmen demokrasi yerleşecek, bir daha asla darbeler olmayacak, hiç kimse halk iradesine ipotek koyamayacak.

Her şeye rağmen barışa bu kadar yakınlaşmışken, barış yolunu dinamitlemeye çalışanların provakasyonlarına, Ergenekoncuların kışkırtmalarına, onları destekleyenlerin vicdan sömürüsüne aldanmamak gerekiyor.

12 Haziran seçimleri sonrası oluşacak yeni siyaset iklimi, inanıyorum ki bu günkünden çok daha uygun, çok daha yaşanır olacak.

Barış ve sevgi dolu bir dünya, demokratik bir Türkiye özlemiyle…