Bir grup gazeteci ve akademisyen Ekopolitik’in Köln’de düzenlediği Kürt diyasporasıyla buluşma toplantısına örgütlü Kürtlerden katılım azdı. Diyasporanın iki önemli ‘sivil’ örgütü YEK-KOM ve KOMKAR’dan maalesef kimse yoktu. Çağrılmış olmalarına rağmen... Kendilerine göre geçerli sebepleri vardır. Ben Ekopolitik toplantısının akşamında KOMKAR.eu Genel Başkanı Kovan Amedi’yle görüşüp sohbet etme imkânı buldum. Önce bilmeyenler için KOMKAR nedir, anlatayım: 

***

1970’lerde Almanya´da Kürt göçmenlerin kurduğu derneklerin sayısı arttı. 20’ye ulaştığında yıl 1979’du. Ve Frankfurt’ta bu 20 derneğin temsilcisi bir araya geldi. Kürdistan İşçi Dernekleri Federasyonu’nu yani KOMKAR’ı kurdu. Sonra KOMKAR da çok büyüdü, tüm Avrupa’ya yayıldı. Aralarında koordinasyon sağlanabilsin diye 2009’da bu kez Avrupa Kürdistan Dernekleri Konfederasyonu-KOMKAR.eu kuruldu. İşte Diyarbakırlı Kovan Amedi bu konfederasyonun başkanı. 

***

Siyasi kerteriz alabilmeniz için KOMKAR’la ilgili şu bilgileri de vereyim: Hak-Par’la yakın, BDP’yle uzak, Almanya’da Yeşiller Partisi’yle iletişim halinde. Amedi de durumu şöyle özetliyor: “Herhangi bir siyasi parti ve ideolojiye bağlanmadan çalışma yollarını arıyoruz. Biz PKK’ye yakın değiliz, herhangi bir organik bağımız yok. 1990’larda PKK’nin üstümüzdeki baskısı yoğundu. Hamburg’daki başkanımızı öldürdüler. Ama şimdi aramızda mesafe var. Bu mesafe zaman zaman kısalıyor, zaman uzuyor ama hep korunuyor. Siyasete bakışımız farklı.” 

***

Tahmin edeceğiniz üzere KOMKAR’ın BDP’yle de siyasi duruşu en temel konularda dahi uyuşmuyor. “Örneğin” diyor Amedi, “Biz Kürt sorununa çözüm olarak federasyon formülünü görüyoruz. BDP’nin demokratik özerklikten ne demek istediğini de biz buradan anlayamadık. Birbirini tutmayan, muğlak görüşler çıkıyor temsilcilerinin ağzından. En son referandum sırasında da BDP’yle ayrı düştük. Biz o dönemde diyasporadaki Kürt aydınlarını toplayıp bir konsey kurmuştuk. O konsey sonucu ‘yetmez ama evet’ kararı çıktı. BDP de bizi eleştirdi. Ama hâlâ bu kararımızın doğru olduğunu düşünüyoruz çünkü eğer evet çıkmasaydı, anayasanın yeniden yapılması söz konusu bile olmayacaktı.” 

***

Bunları anlattım çünkü biraz sonra aktaracağım sözlerin nasıl bir siyasi konumdan söylendiğini bilmek, sözlerin ehemmiyetini arttıracaktır.
Kovan Amedi, Avrupa’daki güncel durumu şöyle özetliyor: “Uludere, buradaki Kürtleri derinden etkiledi. Özür dilemekle de olmaz. Önce ortaya suçluları çıkarmalı, hesabını sormalı, sonra da özür dilemelidir. Hükümet bu işin siyasi muhatabı olduğunu gösterecek yürekliliği sergilemeli. Hepimiz böyle düşünüyoruz. Bu tavrın, Kürtleri PKK’ye daha çok yaklaştırdığını söyleyebilirim. Bakın çok mühim bir konu; Türk ve Kürt gençler arasındaki ilişkiyi geçmişle karşılaştırıyorum. İki taraf da ciddi biçimde politize olmuş durumda, ilişkiler hiç de sıcak değil. Türkiye’de bir çatışma yaşandıktan 45 dakika sonra burada sokağa dökülüyorlar. Birbirlerinin bulunduğu mekânlara doğru yürüyorlar. Çok endişe verici. Ciddi bir kopuş var ama kimse Türkiye’deki savaşın buraya sirayet etmesine şaşırmasın.” 

***

Bunda şaşırılacak bir şey yok, doğal sonuç: Bu kadar çekiştirir, bu kadar yıpratırsan, bu kadar kışkırtır, bu kadar yorarsan, kafanın her tarafı, tel tel koparak dökülür. Koparak dökülmeyi tedavi için gerekli ilaç damarlarımızda vardır belki ama berberi değiştirmek şart oldu. Bu kadar kendi görüntüsüne âşık, bu kadar kibirli, bu kadar umursamaz berberin makasının altından kurtulmamız farz oldu. Bilmem anlatabildim mi? Ja, natürlich.