Demek en azından “yarı final”e geldik!
“Muhafazakâr nesiller” iktidar iç savaşı yapacak kadar olgunlaştı.
İster merkezden çöreklensin, ister çevreden dolanıp gelsin; hepisi abisi, nihayetinde devletin yılmaz parçası olmaya, devleti kendi yanılmaz parçası yapmaya hevesli.
O yüzden…
Ne liberalin beklediği devletsizlik çıkar…
Ne demokratın hayal ettiği davetsizlik!
İçersin kahveni…
Açarsın falını…
Kısmet hep oyundan oyuna geçen ceberut devlettir!
Nasıl İttihatçı nihai stajı Saray ve Abdülhamit ile yapmışsa; bir gün Saray’a varıp Hamit olan da ilhamını İttihatçıdan alır.
Nasıl Cumhuriyet kurucu babaları, İttihatçı ağaları dışlayıp nihayetinde İttihatçı formatta Cumhuriyet kurmuşsa; onların bastırdığı “dindar nesiller” de, hatta kimi “devrimci” bile, Cumhuriyet devletçiliği ile İttihatçı darbeciliği taşır kalbinde!


***


Aynı güne sığanlar:
Çok etkili olmuş bir gazetenin yönetici telefonlarını dinleyen MİT…
Gazetenin bu meselelerde isim yapmış, bir süredir MİT’le kapışmış mensubunu izleyen MİT…
O MİT’çileri yakalayan polis…
Özel yetkili savcıların Oslo, KCK, PKK ifadesine çağırdığı MİT yönetimi…
KCK tutuklularından MİT ajanı çıktığına, hatta eyleme katıldıklarına dair haber…
PKK-Suriye işbirliğini “kanıtlayan”lar…
MİT yöneticileri ifadeye çağrılırken (çağrılınca) KCK operasyonu polis şeflerinin görevden alınması.
(KCK’nın küçücük fıçıcık, içi dolu MİTçik olması da iyi bir tartışma konusu tabii!)


***


Daha önce “Askeriye-İktidar” tadındaki “devlet iç(in) savaşı” artık “İktidar Koalisyonu” dahilinde harice taşıyor.
Muhtemelen “hücrede olmayan uyuyan eski hücreler” de uyanıp yeni duruma benzin döküyor!
ABD’deki Hoca’ya kapıyı aç(a)mayan Başbakan, adeta Cemaat tarafından KCK (PKK) köşesine sıkıştırılıyor…
Sıkıştırılmak istenen Başbakan, etraftaki Emniyet çemberini ayıklamaya uğraşıyor!
Elbette…
Hastalık üstüne söylentiler; cumhurbaşkanlığı, müstakbel başbakan, kilit bakanlıklarda kimlerin bulunacağı, TSK gibi “yerli” görünümlü meseleler kadar…
İsrail, ABD kaynaklı; Suriye, İran odaklı “bölgesel” manipülasyonlar da devrede.
Gong çalmadan yumrukların sıklaşması o yüzden.


***


“Muhafazakâr medya” da vakanın karbon kopyası zaten.
“MİT’i ifadeye çağıran sert irade” ile “MİT’ten sert ret” arasında bölünüvermiş.
“KCK’yı çökerten müdürler” ile “Müdür beyin yeşil kürkü” etrafında karşılıklı saflaşmış.
Dolduruş gani!
(Kavgadaki kritik olaylardan) “Dink suikastı” sonrası Emniyet gelgitleri; Zekeriya Öz’ün yükseliş ve gidişi; İstanbul Emniyeti’nden daha önce kesilen “operasyoncu”lar da kavganın elemanlarıydı herhal.
İş belli ki mutabakatı aşmış durumda şu anda.
Tamamen yerli de değil kökü biraz da dışarıda!
Fakat Kamil; şimdi kendine çarpan gücü, yargı ve polise veren de sen değil misin!


***


Tüm millet böyle düşünmez ama, devlet zaten kirlidir, kirletir!
İktidar lekeler; iktidar savaşı çamurludur.
Özgürlükçü, tahakküm edene; itilmiş itene; bastırılan basana; av avcıya; kurban cellada; mazlum zalime; mağdur mağrura; hak talepçisi hak haklayana; cesaret timsali esaret timsahına; vicdan cüzdana; isyankârlık riyakârlığa; muhalefet felakete; cemiyet eziyete; cemaat fecaate; hayaller hayalete dönüşür!
Başkasında lanetlenmiş her pislik; izleme, dinleme, pusu, tuzak, itibarsızlaştırma, hayat ve haysiyetle oynama, fişleme, karalama, çelme, tekme, tokat, parmak…
Bedenin, ruhun, eylemin, eylemenin asli parçası olur.
Bir zaman sonra; artık utanamayacak kadar kirlenir ve kirletirsin!
İster o kanatta, isten bu kanatta, buna nasıl “muhafazakâr ahlak” diyebilirsin?


***


Tabii şu da var.
Neticede, bu fani dünya.
Mutabakat, huyunda suyunda.
“İkimiz bir fidanın, güller açan dalıyız” da öyle manalı bir şarkıdır.