Türkiye'deki Hizbullah'ın IŞİD ile hiçbir ilgisi yok

Eski adı IŞİD olan İslam Devleti adlı radikal İslamcı örgütün Rojava’nın Kobani kentine yönelik kuşatması büyük bir direnişle karşılaştı.

Kobani’de örgütlü Kürt güçleri İslam Devleti adlı örgütün Kobani’yi işgaline ve yeni cinayetler işlemesine geçit vermezken Dünya’nın ve Türkiye’nin dört bir yanında Kürtler ve dostları da bulundukları her yeri Kobani’ye, bir direniş mevzisine çevirdi.

Ancak, çok haklı gelişen bu eylemler zaman zaman yanlış bazı yönlere kayıyor, ya da bazı güçler bu tür bir manipülasyonu örgütlüyor. Bunlardan biri bazı illerde Hizbullah ve onun yasal uzantısı olduğu iddia edilen Hüda Par’lılarla yaşanan çatışmalar.

Sokaklara çıkan Kürt gençleri ve dostlarının bu konuda oldukça dikkatli olması ve hiçbir provokasyona gelmemesi çok önemli.

Geçmişte devletin Hizbullah’ı PKK’ye karşı nasıl Hizbulkontra olarak kullandığı akıllardan çıkmamalı.

O nedenle böyle bir çatışmayı en çok devletin isteyeceği görülmeli.

Asıl önemli olan ve gözden kaçan ise şudur: Türkiye’deki Hizbullah’ın eski adı IŞİD olan İslam Devleti adlı örgütle neredeyse hiçbir ortak noktası yoktur.

Tıpkı Türkiye’deki birçok radikal İslamcı grubun IŞİD ile hiçbir yakınlığının olmaması gibi.

Her gördüğümüz sakallıyı, ya da islamcıyı IŞİD’çi sanmayı bırakmak gerekiyor.

Türkiye Hizbullah’ı bir kere Kürt ağırlıklı bir gruptur, hatta “İslami bir Kürt grubudur” denilebilir.

Bakın ikisi de Kürt hareketi olan PKK ve Hizbullah’ın çatışmasını yanlış bulan ve bunu engellemeye çalışan Azadi İnisiyatifi’nden Sıdkı Zilan bu konuda ne diyor:

“PKK ile Hüda-Par'ın Suriye meselesine yaklaşımı tıpatıp aynıdır... Hüda-Par ile silahlı Suriye muhalefeti arsında hiçbir organik veya dolaylı bağ yoktur... Hüda-Par'ın en büyük rakibi IŞİD ve diğer El Kaide ve Selefi gruplardır... Kobani için seferber olan bir Hüda-Par camiası vardır...”

LÜBNAN HİZBULLAH'I DAHA DA BAŞKA

Yeri gelmişken bir yanlış bilgiyi daha düzeltmekte yarar var. Türkiye’deki Hizbullah ile Suriye’de adı geçen Hizbullah’ın da hiçbir alakası yoktur. Suriye’de adı geçen Hizbullah, Lübnanlı Şii bir toplumsal hareket ve örgüttür. Özellikle Suriye-Lübnan sınır bölgesinde Tekfirci-Selefi radikal İslamcı grupların sivilleri katletmesine karşı savunma amaçlı bazı bölgelerde harekete geçmiş bir örgüttür.

Lübnan Hizbullah’ı, hem sivil hem de askeri kanadı olan Şiî inançlı siyasi bir partidir. Milletvekilleri, bakanları olan güçlü bir toplumsal harekettir.

1982 yılında İsrail'i, o zamanlar işgal etmekte olduğu Güney Lübnan'dan çıkartmak amacıyla kurulmuştur. Hizbullah'ın şu anki genel başkanı Hasan Nasrallah'dır.

Genelde Arap ve Müslüman dünyasında yasal bir direniş örgütü olarak kabul edilen Hizbullah ABD, Kanada, İsrail ve Avustralya tarafından terörist ilan edilmiştir. Avrupa Konseyi ise bu konuda kesin bir tutum almamayı tercih etmiştir.

DEMİRTAŞ’IN PROVAKASYON UYARISI

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Kobani’ye destek eylemlerinin bazılarında Atatürk heykeli ve Türk bayrağı yakılmasıyla ilgili provokasyon uyarısında bulundu ve şöyle dedi: “Bayrak ve Atatürk büstünü yakanları kınıyorum. Bunlar batıdan doğuya destek gelmesin diye yapılan provokasyondur".

Bence aynı şekilde Hizbullah’a bağlı kesimlerle yaşanan çatışmalar da büyük bir provokasyondur. O nedenle Kürtler ve dostları bu provokasyona karşı da uyanık olmalıdır.

MHP’DEN SAĞDUYU ÇAĞRISI

MHP İstanbul İl Başkanı M. Bülent Karataş da partililerine şöyle bir çağrıda bulundu: "Sosyal medyada MHP ilçe binalarımıza saldırıldığı söylenmektedir. Bu haberler asılsızdır. Provoke haberlere itibar etmeyin".

“POLİS KORUMASINDA GERÇEKLEŞEN SALDIRILAR”

Provakasyon uyarıları bunlarla da sınırlı değil. Bakın Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak ne diyor:

“Sadece Diyarbakır’da yapılan HÜDA-PAR saldırıları değil, tüm Türkiye çapında aslında hükümetin bir B planı vardı. Bütün paramiliter güçleri halkın karşısına çıkardılar. İstanbul’da faşistleri, Iğdır’da Azerileri, Diyarbakır’da Hizbul-kontra güçlerini devreye soktular. Bu bir plan. Buna zemin yaratan durum iç savaş çıkartır. Çok tehlikeli bir durum. Bütün bu saldırıların tüm Türkiye’de aynı anda dört bir yanda olması normal değil. Hizbul-kontrayı, faşistleri sokaklara döktüler. Bunlar polis korumasında gerçekleşen saldırılar.”

DERİN DEVLET İŞBAŞINDA

Gelişmelere bakınca Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Yeni Türkiyesi’nin yeni derin devletinin işbaşında olduğu görülüyor. O nedenle direnişin hedefinin de Recep Tayyip Erdoğan devleti olması büyük önem kazanıyor. Derin güçlerin Kürtlerin ve dostlarının karşısına başka güçleri devreye sokma planı boşa çıkarılmalıdır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
alkjdhaşd
alkjdhaşd - 4 yıl Önce

ulan yanlış saat bile günde iki kere doğruyu gösterirmiş

cemal
cemal - 4 yıl Önce

gözlerim yaşardı... sizden böyle hakkaniyetli laflar duymak, gözyaşı bezlerimde travma etkisi yaptı. bu seferlik hakkımı helal ettim sana...