04.10.2021, 09:25

Şendoğan Yazıcı; O Bir Vicdani Retçi!

26 Haziran 2010 tarihinde ‘Barış İçin Vicdani Ret Platformu’ olarak Harbiye Orduevi’nin evi önünde Türkiye’nin savaş/şiddet politikalarına karşı bir araya gelmiştik. Çok kalabalık değildik, ancak Orduevinin önünde böylesi bir açıklama yapacak olmamız büyük bir polis/çevik kuvvet yığınağına sebep olmuştu. Yapacağımız eyleme izin vermediler, tartışmalarda eyleme dair çekilecek fotoğraf karelerinde Orduevi’nin görünemeyeceği söylendi, ancak TRT binasının önünde basın açıklaması yapmamıza izin verdiler.

İşte biz vicdani retçiler için önemli olan bu eyleme Şendoğan Yazıcı biraz da gecikerek bisikleti ile geldi; 'Onlar savaşa jetlerle gitsinler, biz barışa bisiklet sürüyoruz' sözü ile listedeki 121. kişi olarak vicdani ret mücadelesi içinde yer aldı. Hep söylerim; ‘Türkiye’de vicdani retçi olmak sadece zorunlu askerlik hizmetini reddetmek değil, bir bütün olarak ırkçı/militer sistemin erkekler/muteber yurttaşlar için kurduğu “konforlu” alanı terk ederek yeni bir yaşam inşa etmektir’ diye. İşte Şendoğan Yazıcı da bu başka bir yolu inşa edenlerden. Uzatmadan sözü kendisine bırakıyorum:

“ sık sık soran arkadaşlar oluyor; askerlik yapmak istemiyorlar, vicdani red açıklamayı düşünüyorlar, süreci, yaptırımlarını merak ediyorlar. buradan, dilim döndüğü, bilgim yettiğince bir açıklama yapayım, daha çok kendi sürecim üzerinden.

26 haziran 2010 tarihinde harbiye orduevi önünde vicdani reddimi açıkladım. üç-dört yıl devletin değişik kurumlarından gözle görünür herhangi bir tacizle karşılaşmadım. 2014 yılında artvin’e taşınınca işin seyri biraz değişti. artvin sınırları içerisinde tek vicdani redci olduğum için sanırım, jandarma, askerlik şubesi, polis, savcılık vs. kısa sürede ilgi odağı olmayı başarabildim. ya ev baskınıyla, ya mahkeme süreciyle ya savcılık soruşturmasıyla ya da askerlik şubesindeki memurların işgüzarlığıyla nefret ettiğim devlet kurumlarını “çişe gitme” sıklığında ziyaret etmek zorunda kaldım. bu süreçte tutulan tutanakların sayısı on-onikiyi buldu. hali hazırda ödemem gereken para cezası 31 bin tl’yi geçiyor. umurumda mı tabii ki değil. bu saçma sapan para cezalarını ödemeyi reddettiğim için borçka asliye ceza mahkemesinde hakkımda 14 dava açıldı, kesinleşenlerden 20.940 tl para cezası verildi, istinafa taşıdık. öncesinde borçka asliye ceza mahkemesinde verilen vicdani reddi usülen tanıma, istinaf mahkemesinde bozuldu. ancak mahkeme anayasa, aihm, çeşitli uluslararası sözleşmeleri referans göstererek vicdani red hakkını usülen tanımak zorunda kaldı. cezayı ise ben silsile yoluyla vicdani red hakkımı kullanmak için borçka askerlik şubesi başkanlığı, milli savunma bakanlığı, genelkurmay başkanlığına başvurmamışım diye verdi hakim. sanki böyle bir yol varmış ve başvurucu arkadaşlara olumlu yanıt verilmiş gibi.

kararı avukatım cömert uygar erdem’le birlikte erzurum bölge istinaf mahkemesi’ne götürdük, çıkan sonuca göre anayasa mahkemesi ve avrupa insan hakları mahkemesi’ne kadar gitmeyi düşünüyoruz. ceza kesinleşirse ben (çıkan arkadaşları tenzih ederim, her bir değerli arkadaşımın haklı gerekçeleri vardır) geri adım atmadan, memlekette kalarak gerekli mücadelemi gücüm yettiğince sürdüreceğim. şu an beklemedeyiz.

6 ekim çarşamba günü saat 10.00'da rize idare mahkemesinde milli savunma bakanlığı aleyhine açtığım dava duruşmalı olarak görülecek.

türkiye’de vicdani red aslında türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bir hak olsa da iç hukukta bununla ilgili düzenlemeler yıllardır yapılmıyor ve fiilen vicdani redciler asker kaçağı muamelesi görüyor. bu da şu anlama geliyor; gitmediğiniz her celp dönemi için katlanarak artan bir idari para cezasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. bu cezaları ödemenizin bir anlamı yok çünkü askere gitmediğiniz sürece yeni cezalar almaya devam edeceksiniz. benim toplam borcum şu an yukarıda da belirttiğim gibi 31 bin lira civarında ve ödemiyorum.

idari para cezalarını ödemediğinizde devlet bir sonraki adım olarak size “askeri ceza kanununa muhalefet” suçlamasıyla dava açıyor. bu davalardan beraat eden arkadaşlar oldu ve bu beraat kararları genelde muhalif basında açıklamasına yer verilmeden yayınlandığı için yanlış ve umut verici intibalar oluşturdu. çıkan beraat kararlarının hiçbiri esastan çıkmadı, usulden çıktı. yani bazı vicdani redci arkadaşlarımızın adresine usulüne uygun bir tebliğ yapılmadığı için mahkeme davayı bozdu ama bu daha sonra usule uygun tebliğ yapılıp tekrar dava açılmayacağı anlamına gelmiyor. ceza kararıyla sonuçlanan davalarda da genelde hükmün geriye bırakılması, yani 5 yıl boyunca başka suç işlememesi koşuluyla cezasının ertelenmesi kararı veriliyor. benim hakkımda daha önceden başka bir davadan zaten böyle bir karar olduğu için geçmişte ertelenmiş o ceza da aldığım yeni cezanın üzerine eklenmiş olacak.

tüm bunlara rağmen bence hayatınızı iğdiş etmeye çalışan, varlığını sizin varlığınızı ezmek üzerine kurmuş rezil bir kurumun piyonları olmayın, askere gitmeyin, katilleri desteklemeyin. ancak bu kolay bir karar değil ve hayatınızı belirleyen sonuçları olacak, bunlara da hazır olun. ben askere gitmediğim ve bu süreçleri yaşadığım için hiç pişman değilim ve kendimi mağdur olarak da görmüyorum. askere gitmiş olsaydım ruhsal ve zihinsel bütünlüğüm parçalanırdı, yaptığım şeyi kendime izah etmekte zorlanırdım ve o zaman gerçekten mağdur olurdum. şu an kendi seçimlerimin sonuçlarını yaşıyorum ve her ne geliyorsa karşıma gönül ferahlığıyla karşılıyorum. en önemlisi de bu diye düşünüyorum.

vicdani red kararı verdiğinizde de sizi kararınızda ve süreç boyunca ellerinden geldiğince destekleyecek pek çok başka vicdani redci ve anti-militarist olduğunu bilin. süreçle ilgili daha ayrıntılı bilgi için lütfen vicdani red derneği’yle iletişime geçin.

uzun sözün kısası askere gitmeyin dostlar…”

Gitmeyin dostlar, ‘başka bir hayat’ sadece slogandan ibaret değil, ‘başka bir hayat’ gerçekten mümkündür!

 

Yorumlar

Patreon Destek Olma

Online Otobüs Bileti Al