Üniversiteli genci puşi taktı, saçını kestirdi, arkadaşına gitti, parasız eğitim istedi, o tişörtü giydi diye içeri atabilen, bırakmayan, hemen örgüte bağlayan “tatmin dolu vicdan” var!
Ama Hrant Dink’i kuşatan, kıstıran, öldüren, öldürten zincire “örgüt yok” kararıyla “tatminsiz”!
Devlet, hükümet zirvesi, hakim bile tatmin olmamış!
İlan edilmiş, örgütlenmiş cinayeti çözemeyen devlet ve adalet sistemi, başka her türlü meselenin sırrına vakıf olmakla övünüyor oysa.
***
Oysa formül o gün de aynıydı:
Fikir ifade edeni, yazanı, itiraz edeni, farklı diyeni kolayca mahkum etmiş…
Bomba atıp cinayete hazırlananı örgüt saymayıp serbest bile bırakmıştı!
Yani Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bülent Arınç hiç şaşırmasınlar!
O gün C. Cerrah’ın dediği, E. Özkök’ün yazdığı neyse bugün o oldu.
Dink “öteki”ydi; ötekiler ise “bizim çocuklar”!
Bir güvercini kuşatırken, çocuklara da silah kuşatmaktır örgütlü suç!
Organizasyon budur!
***
Dink suikastının iki kilitli sandığı var.
Biri onu kuşatan devlet, hükümet, medya, Ergenekoncu iklimi.
Biri Trabzon’da McDonald’s bombalanması ve bombanın etrafındaki herkes!
İlkinden 301, özellikle kimi AKP’li bakan, polis, jandarma, kimi gazeteci, bazı Ergenekon sanıkları çıkar.
İkincide kimi soru yatar: Hamburgerci bombalamasından sonra; (Hayal’e göre) bombayı yapan, azmettiren, iki senedir hazırlayan “Erhan Abisi”nin o gün nasıl olup da zanlı ve sanık yapılmadığı, gizlendiği, hatta “devlet elemanı” edildiği (ancak şimdi mahkum oldu!)…
Bombacıyı iki gün görmezden gelen, yakalanınca hemen “örgüt yok” diyen ve Tuncel’i gizleyen Emniyet ekibi “sayesinde”, örgütsüz suçtan bombacının nasıl tahliye edildiği, mahkumken nasıl serbest kaldığı, Yargıtay’da dosyanın nasıl uzun uzun bekletildiği.
***
“Sevgili Hrant;
Aşağıdakiler canını bir kez daha sıkmasın.
Binlerce insanın gönülleri eşliğinde gittiğin yerde rahat uyu” diye başlayıp “Paralel tarih”i yazmışım 24 Ocak 2007’de; Hrant öldürüldükten tam beş gün, Uğur Mumcu öldürüldükten tam 14 yıl sonra!
Hrant’ı kovalarken bombacı kollayan çarkı felek!
***
24 Ekim 2004: Mc Donald's' a bomba atıp altı kişiyi yaralayan için EMNİYET MÜDÜRÜ "Eşkal var, çalışıyoruz. Örgüt işi mi, fevri davranış mı, bilmiyoruz. Temennimiz kısa sürede yakalanması" dedi.
31 Ekim 2004: Hayal İstanbul'da yakalandı, Trabzon'a getirildi. EMNİYET MÜDÜRÜ "Herhangi örgüt bağlantısı yok, münferit" dedi.
13 Eylül 2005: İstesem C-4 yapardım diyen, yerel medyada Romantik bombacı denen Hayal, (ne hikmetse) McDonald's ve 6 yaralının şikayetlerini çekmesiyle serbest kaldı.
7 Ekim 2005: ŞİŞLİ'de mahkeme Dink' in ifadesini "Türklüğe hakaretten suçlu" bulup 6 ay hapse hükmetti.
5 Şubat 2006: Trabzon'da rahip öldürüldü. 17 yaşından küçük zanlı üç gün sonra yakalandı. Tek başına, Ağustos'ta 9 yıl 5 aya mahkum olacaktı.
17 Nisan 2006: Hayal bombadan 6 yıl 8 aya (3 yıl 10 ay) mahkum oldu. Duruşmada yoktu. YARGITAY'da temyiz sonucuna kadar SERBEST kalacaktı.
6 Haziran 2006: Ceza YARGITAY' da onaylandı.
Hayır, Hayal' inki değil; Dink' in cezası.
***
Yani, o gün itibariyle:
1. Dink' in "Düşünce suçu" cezasını 8 ayda onaylayan YARGITAY’da, "Bomba suçu"ndan mahkum Hayal dosyası 8 aydır "Başsavcılık Masası"nda bekliyordu.
2. 5 yıl aynı suçu işlememek kaydıyla serbest ama rehin kalan Dink yine yazıyor, yeni davalar açılıyor, her duruşmasında kuşatılıyordu. İfadeden değil, bombadan mahkum ama serbest kalmış Hayal ise o sıra suikasta soyunduruluyordu. Hayal’in dosyası Yargıtay’da beklerken, Dink, ŞİŞLİ'de üstüne vurulan mahkûmiyetle, ŞİŞLİ'de öldürüldü!
Bunları yazdığım o gün Hrant gönüllerin omzunda uğurlanmıştı. Bu yazıyı yazdığımda yine omuzlarındaydı gönüllerin. Öldürüldüğü an yalnızdı; sonra hiç yalnız kalmadı bu ıssızlıklarda bile.
Zaten… Bu toprakların altında ama yukarıda bir yerde, o kalleşçe öldürülenler kabrinde, genci yaşlısı, sivili askeri, kentlisi köylüsü, erkeği kadını, yazarı okuru, hocası öğrencisi, rengârenk ve kuşak kuşak o kadar kalabalıklar ki.