“Muhafazakâr yanım” kürtaj yasaklarken…
“Muhafaza-kâr yanım” da grev yasaklıyor.
Bir yanım yasa yapıyor…
Bir yanım piyasa!
***
Bir yanımın gerekçesi, “can” korumak…
Bir yanımın icraatı, “can” çıkarmak.
Bir yanım cenin sayıyor…
Bir yanım dolar sayıyor!
Bir yanım nüfus artışından yana…
Bir yanım nüfuz artışı için yana yana!
***
Bir yanım, Allah can verdi diye, cenini çocukluğa, hayata çıkartıyor…
Bir yanım, hakkını istedi diye, çoluk çocuk sahibini işten çıkartıyor!
Bir yanım, önce can dediğini iddia ediyor…
Bir yanım, önce kâr istediğini ilan ediyor.
***
Bir yanım öyle, bir yanım şöyleyken…
İki yanım da, aynı anda, aynı güzergâhta buluşuyor:
Yasakçı, ayrımcı, dayatmacı, baskıcı, ötekileştirici, aşağılayıcı, tekçi, totalci, otoriter bir “cumhuriyetçi kibri” kazırken…
“Otaliter” bir muhafazakâr kibirle yasaklıyor, buyuruyor, ayırıyor!
***
Kimse size “muhafazakâr değilsiniz, olamazsınız” demedi…
Siz herkese “demokratız, demokrat oluruz” dediniz!
Bu memlekette bu da ciddi, önemli şeydir ama, demokratlık sadece, nasıl yaşanacağını buyuran askeri hizaya sokmak değildir…
Topluma, insanlara nasıl yaşayacaklarını buyurup asker gibi hizaya sokmaya uğraşmamak da demektir!
Müeyyet ile niyet!
Tartışma olmaktan çıkıp buyruk olmuştu ama, artık acı da veriyor.
İsterse “zina”ya bağlasın; onca yıldır “halk temsilcisi” olan birinin, “Kürtaj yapacağına, o anne, o kadın ölsün” demesini, hangi insan, hangi kadın, hatta hangi kanun kabullenebilir!
Kürtaja düşman, (kimi) kadına da düşman mı?
***
Zina yahut kürtaj da şart değil; ağalar, beyler!
Şartlar dahilinde doğururken de ölüyor kadınlar.
Müeyyet nedir, bilirsiniz.
Doğumda annesi ölen çocuğa denir.
Ve o çocuk genellikle, “sezaryenle” alınmak zorunda kalınır!
Öyle ki, karısını çok seven kimi koca, “Müeyyet”i kabullenmekte zorlanır; kimi ağabey, abla, analarının kaybından hep Müeyyet’i sorumlu tutabilir.
Kimi öyle olmaz; ister sevgiyle, ister bir sevgili, ister mahcup bir işaret gibi bebeğin tüm hayatına; kız ya da erkek, Müeyyet adı verir.
Ya ilk isim olur; ya göbekten bağlı kalır.
***
Ama doğum yüzünden öldürülen, kendi ölüme giden kadınların bir adı bile yoktur.
Sebebi şu olabilir, bu olabilir; sadece sizin “zan”dığınız üzre “zina” değil, tecavüz, baskıyla ensest ilişki, utanç, sıkışmışlık olabilir.
Çok kız ve kadın, gencecik, ölüme, intihara zorlanıyor; öldürülüp, zehirlenip intihar ettiği iddia ediliyor.
Kahreden, kahpeden erkeklerin kimi baba, kili ağbi diye geziniyor; hücrelerine kahpe suçlar işlemiş bir toplum bunu gizliyor, örtüyor; kimi anne, anneliğini, kadınlığını, evladını unutup bu erkek suçuna ilişmeye zorlanıyor, sözde namus adına paravan kesiliyor; bir çocuk, bir çocuk kadın, bir kadın mezarı üstünde daha çakma ahlak inşa ediyor.
***
Bunlar daha vahşi, daha katlanılamaz, daha isyana değer gelmiyor mu size?
13 yaşında bir kızın ruhuna, bedenine yaşının iki katı erkek saldırdığında, piyasa da yasa da hep “rıza” aradı Rıza!
Ne devlet gürledi, ne hükümet, ne belediye!
Ah…
Gök bile gürlemedi!