Türkiye'nin batısı, Kürtleri anlamakta hem kültürel hem psikolojik hem sosyolojik hem de siyasi açıdan hâlâ çok zorlanıyor.

Kürtlerin talepleriyle ‘Türkiye’nin batısının durum algılaması’ arasındaki uçurum sürüyor, dolayısıyla da Türkiye zor günler yaşamaya devam ediyor. KCK davasından tutun sürdürülen askeri operasyonlara kadar bir dizi gelişmeyi iki tarafın tamamen farklı kodlarla farklı dillerle okuduğunu görüyoruz.
Nazlı Ilıcak, Dersim’de 7 PKK’lının öldürüldüğü operasyona dair önemli sorular sordu: “Sahi, Tunceli’de 7 PKK’lı niçin öldürüldü? Bu emri kim verdi? O PKK’lılar gerçekten eylem hazırlığı içinde miydi? Yoksa ateşkes icabı, sadece orada bekliyorlar mıydı? Kamuoyu karanlıkta. Tuğluk’un iddia ettiği gibi, gerçekten, diyalogdan müzakereye geçme aşamasında mıydık? Eğer öyleyse, eylem ile söylemin uyumlu olması gerekmez mi? Operasyon neden yapıldı? Sonradan konvoya saldırı... Diyarbakır’da binlerce vatandaşın ardından gittiği cenaze töreni... Öte tarafta, şehit polis için dökülen gözyaşları... Sanki devlet kademesinde bir koordinasyonsuzluk var. Seçim sonrası kalıcı barışın sağlanması için olumlu gelişmeler beklerken, aksine iplerin gerilmesi! Bu nasıl iş?” 

Çözüm isteyen soruna daha özenli yaklaşmalı
Aysel Tuğluk bunları değerlendirerek “Dilim varmıyor demeye ancak kötü şeyler olacak ifadesini bir his olarak dillendirmek durumundayım” demiş, bu sözler Batı’da ve medyada ‘Tuğluk tehdit ediyor’ şeklinde karşılanmıştı. Bölgeyi izleyenler Tuğluk’un, Kürt siyasetinin dengeli ve dikkatli temsilcilerinden olduğunu az çok bilirler. Ama Tuğluk’un kaygı içerikli sözlerini ‘tehdit’ olarak tanımlamayı tercih eden algı ağır basınca ‘gerginlik siyaseti’ üretildi.
Çözüm isteyenler, daha özenli yaklaşmak durumundalar. Çözüm istemeyenlerin hesaplarını biliyoruz. Ortalığı karıştırmak için her türlü vahşeti göze alabildiklerine defalarca tanık olduk. Ararsanız Kürtler içinde kolaylıkla tahrik edici ses ve tutumlar bulabilirsiniz. Bunlardan yola çıkarsanız, bu sadece çözümsüzlük isteyenlere yarar.
Bir değerlendirme okudum. Buna göre PKK, bölgenin değişik dağlarına acemi gerillalar göndermiş ve bunların avlanmasını sağlayacak şekilde konuşlanmalarını sağlamış. Dersim’de olan da buymuş. Ne yapsın TSK da mecburen onları avlayıvermiş. Bu tahlile göre bundan sonra da bazı PKK’lılar ateşkese rağmen pusuya düşürülüp öldürülürlerse, sebebi Kandil’deki PKK yöneticileri sayılmalıymış.
PKK ateşkes ilan ediyor, buna rağmen asker operasyon yaparak çok sayıda PKK’lıyı öldürüyor. Ortalık karışıyor, bölgede tepkiler ve şiddet yaygınlaşıyor. TSK’ya “Ateşkes dönemi insanların ölmeyeceği bir ortam için, çözüm için bir imkândır” fikrinin benimsetilmesi gerektiği bir zamanda, “Bak PKK adamlarını orduya öldürtüyor” yorumu öne çıkıyor. Bu, militarizmin, en barışçı olduğu düşünülen çevrelerde bile etkili olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin batısı, Kürtleri anlamakta hem kültürel hem psikolojik hem sosyolojik hem de siyasi açıdan hâlâ çok zorlanıyor. Medyanın, siyasetçilerin ve kanaat önderlerinin katkısı ‘müthiş’. Yüzeyselliğin yaygınlığı ve devlet içindeki etkin odakların psikolojik savaş yöntemlerindeki ustalığı; çoğu durumda aklıselimin üstesinden geliyor.
Kürtler, değişimi ne kadar okuyabiliyorlar? Bu da zor bir soru. Seçim rekabeti nasıl AK Parti yönetimini, BDP’yle mücadelede ‘demokrasi dışı’na rağbet etmeye itiyorsa; BDP’liler de bazen ‘çözümün önündeki asıl engelin militarizm değil AK Parti olduğu’ üslubuna kayabiliyorlar.
BDP’nin desteklediği adayların yolunu kesmek isteyen YSK’nın militarizmin ve bürokrasinin kalelerinden birisi olduğunu bile görmezden gelmek isteyenler oldu. (Dersim’de 7 PKK’lının ölümüyle sonuçlanan operasyona karar verenlerin askeri güçler olduğunu da unutmayalım). Her iki taraf da daha samimi ve aktif bir anlama çabası göstermediği sürece ilerleme sağlamak zor. 

Halil Çelimli’yi yitirdik
68 kuşağının simge isimlerinden, sevgili arkadaşımız Halil Efe’yi (Çelimli) yitirdik. Cenazesi bugün (cuma) ikindi namazından sonra Ankara Kocatepe Camii’nden kaldırılıp Cebeci Mezarlığı’nda Taylan Özgür’ün yanına defnedilecek. Hepimizin başı sağ olsun.