Deprem açıklamalarından sorumlu Sayın Başbakan Yardımcısı “Pot”alay diyorlardı ki:

Potansiyelimizi görmek istedik… O yüzden ilk başta yabancı ekipleri geri çevirdik.”

İşte “potansiyel” bu!

7.2’den sonra, çatlakları, kırıkları, yıkım fermanı “siding” ardında gizlenmiş bir otele müsaade eden “piyasa”!

Otelin adı, Bayram.

Hadi gel şimdi, bu ülkenin kültürel diliyle, “Geçmiş bayramınızı kutlarım” de!

Hadi gel de anlat, “şöyle kurban… böyle kurban” diye!

 

***

 

Bayram münasebetiyle oraya devletin en büyükleri vardı.

Büyük depremin artçı tesellileri diye.

Ancak, bir büyük adam bir yere varıyorsa; kendini teselli etsin diye değildir; uyarsın, titizlensin, sarssın, herkesten daha fazla dikkat ve özen yaratsın diyedir.

 

***

 

Orada, enkaz altında kurtarma ve yardım ekipleri var.

Başka canlar için canla başla çalıştıktan sonra, kendi canları kurtarılmayı bekleyen can kardeşler!.

Orada, enkaz altında, gazeteciler var.

Kan ter içinde koşturmuş muhabirler.

Deprem ve ölümün kadrolu mu, kadrosuz mu… 212’li mi, 1475’li mi diye bakmadığı bizim çocuklar!

Her piyasa depreminde, zaten medya enkazının en altında kalan, işsizliğin çukuruna, şöhretsizliğin ayazına, endişe ve korkunun kucağına birer safra gibi atılan bizim çocuklar!

Tek bedenden bir sürü “medya organı”na etini, sütünü, ilik ve kemiğini sunan bizim çocuklar!

 

***

 

Demek, depreme her gün Bayram’mış!

Demek, “ulusal yas” öyle bir tek güne sığmazmış!

Demek, “saygı duruşu”nda bulunurken dün binlerce insan; piyasa ihanetlerine kurban ettiğimiz daha nice can için de sessizce donup kalmış!

 

***

 

Bir kamusal utanmazlık, depremin artçı acıları içinde dahi dimdik ayakta.

Yardım ve desteğin menşeine bakıyor önce amirim!

Yardım ve desteği kafasında bölüveriyor; birlik ve beraberlik ve de bütünlük düşkünüm!

Deprem öyle kökene filan değil; bulunduğun, durduğun, ihanete uğradığın, kendi kuyunu kazdığın binaya bakarken…

Enkaz altındaki son umutların üstüne, ayrımcı bir kibir ve küstahlıkla basıveriyor kimi yetkilim!

 

***

 

Bir de devletin, hükümetin en üst katlarından denmez mi ki, “Depreme dayanıksız binalar yıkılacak” diye.

Aha işte!

Daha 40’ı dolmamış bir depremin, bir katliamın tam orta yerindeki Bayram!

Daha onun dayanıklılığını ölçmekten, daha onu yeni bir depremden önce yıkmaktan, daha ona yepyeni canların tıkılmasını önlemekten acizlik içinde değil miyiz!

 

***

 

Ama esas rezalet şu:

Bu memlekette on binlerce konut yapan TOKİ’den Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na terfi eden Sayın Bay(ram)raktar bakanlığının depreme dayanıklı internet sitesinde şöyle ilan ediyor günlerdir; bugün bile:

Bugün itibariyle diyebilirim ki, deprem açısından en güvenilir yer Van ve Erciş’tir. Çünkü fay kırılmış ve enerjisini boşaltmıştır. Ön hasar çalışmaları yüzde 95 tamamlandı. Gaye, girilemeyecek ağır ve orta hasarlı ev ve binaları tespit etmektir…

Büyük depremin olduğu yerde bir daha deprem olmaz. Dünyada bunun örneği görülmemiştir.”

Bu açıklamayı yapan bakanın adı Toshiro Bayraksan olsa mesela…

Bayram’dan sonra” hepimizle çoktan vedalaşırdı!

Elbet “Japon işi” olmasın, herkes hayatta olsun ama…

Vicdanların bu kadar ağır hasarlı olduğu bir zamanda…

Açıklamasını da alır, utançla özür dileyerek çeker giderdi!

 

***

 

Lakin “Bayram”ı, yıkılan otel…

Kurban”ı, ihmal ve piyasaya canlarını veren insanlar…

Matem”i müebbet olan bir memlekette…

Vicdan da çürük çarıktır çocuklar!

 

***

 

O otel enkazından daha çok canın kurtulması dileğiyle!