Olanları sadece cinayet olarak değerlendirseydik, parçası olduğumuz uluslararası toplumun değerlerine aykırı davranmış olurduk.” Arjantin Yüksek Mahkemesi 2004 senesinde verdiği bu kararla, ülkenin geçmişiyle hesaplaşmak için uluslararası hukuku yardıma çağırıyordu.
Mahkeme, askeri diktatörlük zamanında gerçekleşen cinayet, işkence ve zorla kaybedilmelerin ‘insanlığa karşı suç’ olduğuna karar vererek, zamanaşımının işlemeyeceğine karar verdi. Arjantin’in gelgitlerle dolu 30 senedir süren geçmişiyle yüzleşme macerası, bu kararla ciddi bir viraj aldı.
Ülkede askeri diktatörlük 1976 ile 1983 yılları arasında hüküm sürdü. Demokrasiye geçilen 1983 senesinde darbecilerin yargılanması gündemde ilk maddeydi.
Ancak askerler hâlâ siyaset üzerinde tesirini yitirmemişti. Buna rağmen Başkan Raul Alfonsin bir hakikatleri araştırma komisyonu kurdu. Komisyonun raporu dehşet vericiydi.
İlk deneme
Raporun ortaya koyduğu kanıtlarla cunta üyelerinin bir kısmı yargılanıp mahkûm oldu. Askerin içindeki darbeci kanat buna iki başarısız darbe girişimiyle cevap verdi. Alfonsin, bir sonraki girişimin başarıya ulaşacağından korktu ve af niteliğinde iki kanun çıkardı. Bunlara göre alt rütbedeki askerler sadece emirleri yerine getiriyordu ve cezai sorumlulukları yoktu. Ayrıca kanunlar yürürlüğe girdikten sonra cunta dönemiyle ilgili insan hakları ihlali iddiasında bulunulamayacaktı. Bu da elebaşlarını kurtarıyordu.
Alfonsin’den sonra 1989 senesinde iktidara Carlos Menem geldi. Menem derhal hapishanedeki cunta üyelerini affetti. Böylece sadece 4 sene içeride kaldıktan sonra affedilmiş oldular.
Vaziyet kapanmış gibi görünüyordu. Doksanlı yıllar boyunca cunta yönetimi tarafından kendi vatandaşları da öldürülmüş bazı devletlerin hukuki çabaları devam etse de Arjantin’de pek bir şey olduğu yoktu.
Devran dönünce
Ta ki Neston Kirchner iktidara gelene kadar. Kirchner darbecileri yargılamak konusunda kararlıydı. 2004 senesinde Arjantin Yüksek Mahkemesi, Alfonsin zamanında çıkarılan af kanunlarını, anayasaya aykırı oldukları gerekçesiyle iptal etti.
Cuntacılar artık yargılanabilirdi, fakat bu defa da zamanaşımı sorunu vardı. Cunta döneminin üzerinden 20 seneyi aşkın bir süre geçmişti.
Bunun üzerine Arjantin, Birleşmiş Milletler savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımının kabul edilmemesi sözleşmesine taraf oldu. Daha sonra da Arjantin mahkemeleri cunta dönemindeki insan hakları ihlallerinin bir bütün olarak insanlığa karşı suç olduğuna karar vererek, bunlara zamanaşımının uygulanmayacağını hükme bağladı.
İnsanlığa karşı suç, siyasal sebeplerle halkın bir kısmının sistematik olarak öldürülmesi, işkenceden geçirilmesi ya da zorla kaybedilmesini de kapsamaktaydı.
Bunları neden mi anlattım? Çünkü Arjantin’in son diktatörü Reynaldo Bignon, bu ay ömür boyu hapse mahkûm oldu.
Kararlı bir siyasi irade ve hukuku ilerici bir şekilde yorumlamayı bilen bir yargı sayesinde.
30 sene boyunca af kanunları, başkanlık afları, darbe girişimleri...
Hiçbiri darbecilerin hem de sadece elebaşlarının değil gardiyanına kadar yargılanmasına engel olamadı.
Hepiniz
Yetmişlerde, seksenlerde, doksanlarda ve iki binlerde insanlığa karşı suç işleyenler. Bugün değilse yarın. Yarın değilse öbür gün. Bekleyin.
Zaman alacak. Ama bekleyeceğiz. En alt rütbeli işkencecisine kadar. Hepiniz bir gün yargılanacaksınız.
12 Eylül öncesinin çeteleri de, darbeciler de, Güneydoğu’daki toplu mezarları yaratanlar da.
Hepiniz, bir gün, teker teker yargılanacaksınız. Ben söylemiyorum, Arjantin örneği söylüyor. Siz kontrgerillanız ve darbenizle o günkü Arjantin’i örnek almıştınız. Biz de bugünkünü örnek alacağız.
Bir gün öyle teğet geçen göstermelik yargılamalardan daha fazlası da olacak. Yol yakınken şimdiden itiraflara başlamanız yararınızadır.