Her şey mükemmeldi. Şirket ve yöneticiler çok mutluydu. Kuşe kağıtlara yazdırdıkları basın bülteninde ‘Beyoğlu’nun değişen çehresi Y&B’de her şey halkımız için tasarlandı ve hayata geçirildi. Mutluyuz ve gururluyuz’ yazıyordu.
Alışveriş kompleksinde yok yoktu. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Y&B çöl ortasında bir serap olacak, akla hayale gelmeyecek düşlerin adına dönüşecekti. İnsan için insana gerekli olan ne varsa orada olacaktı. Gömlekler, spor salonları, lokantalar, modern züccaciye dükkânları, mescit, resim galerileri, botanik bahçeleri, astronot öykülerinin canlandırıldığı platformlar, bir açık hava müzesi, rast makamında şarkıların söylendiği kahvehaneler, gözlükçüler, mini bir tersane, bülbüllerin öttüğü dev koridorlar, mermerleri Marmara Adası’ndan getirilmiş olan bir hamam, üç derste çikolata ve Kavala kurabiyesi yapma kursları, dürümcüler, çeşniciler, fal bilim merkezleri, küçük bir zeytinyağ damıtma fabrikası, dev bir kebapçı, bilimsel toplantıların yapılmasına olanak sağlayacak dört kongre salonu, atış alanları ve o muhteşem hizmet ücretsiz açık otopark!
Ama bir kere insanların diline düşmeye gör! Şirket ve yöneticilerin önüne geçemediği bir şey oldu. Onların deyişleriyle alışmış kudurmuştan beterdi. Halk orayı eskiden beri bildiği adla ‘Emek’ diye çağırmaya devam ediyordu. ‘Emek’e gidelim’, ‘Emek’te buluşalım’, ‘Emek’te laflayalım’. Y&B’nin forsu Emek’in hatırlanışı karşısında bir saman alevinin ömrü kadar sürmüştü.
Dahası da vardı. Bazı kendilerini bilmezler yüksek donanımlı güvenlik cihazlarından geçtikten sonra seyyar tahta sandalyelerini açıyor ve Y&B’nin akustiği yüksek, bir servete mal olan girişinde vakti zamanında Emek’te seyrettikleri filmleri hararetle birbirlerine anlatıyorlardı. Sahne, sahne, diyalog diyalog Bazen yaşamın gücünün yetemediği, ertelendiği anları keşfettikleri o hayallerindeki beyaz perdeye seslenerek, zihinlerinde duydukları büyük bir şükranla. Yaşamın ve umut etmenin balta girmemiş bir hırsla yenmek ve kazanmak olmadığı dünyaları hayal edebilmek için.
Y&B şimdilik bir bulanıklık. Ancak bu bulanıklığa adım adım yaklaşmaktayız.
Bugün Emek Sineması önünde büyük bir buluşma var. 1 Aralık 2011 tarihinde yargı Emek’in yıkılmasına karar verdi. Emek’in geleceği sadece kamuoyunun direnme gücüne bağlı. Bugün saat 16.00’da Taksim Meydanı’nda buluşuluyor ve Emek Sineması’nın önüne gidiliyor. Ve iş orada bitmiyor, çadırlar kuruluyor, filmler seyrediliyor. Basın duyurusundan sonraki program şöyle:
18:30 Yeşilçam Sokak’a çadırların kurulması
20:00 Konser
20:30 Forum:
- Emek Sineması ve Beyoğlu için mücadeleye nasıl devam edilmeli?
- Emek Sineması için nasıl bir alternatif öneriyoruz?
22:30 Konser
23:30 Çorba dağıtımı
24:00 Sessiz sinema oynuyoruz
02:00 Film gösterimleri
Sinema başlı başına bir hayattır. Ona sahip çıkalım. Yeterince alışveriş merkezimiz var. YB’ye gelince. Yeni Bakış yerine şöyle düşünelim: Yeşilçam Bizim (olsun).