Yüzde Ellinin Üstünü Alacağım Diye Diye!

İktidarın ülkeyi yönetemez, hemen her konuda son derece başarısız ve hatta öyle sıkışık durumda olduğu bir hakikat ki, iktidar partisi ve onun küçük ortağına oy veren seçmen kitlesinin bile mevcut perişanlığı ifade eder olduğu bu atmosferde, muhalefetin dişe dokunur bir çözüm üretebildiğini söylemek mümkün mü?

İktidarın hayatın her alanında yılladır dinci, baskıcı uygulamaları, temel hak ve özgürlükler konusundaki gemi azıya alan saldırılarını HDP dışındaki tüm muhalefet partilerinin, “gerçek gündemi değiştiriyorlar”, veya “buna ancak zevzeklik derler”, “ bu konu çok cıvıdı” gibi gerçeklerden kopuk, yüzeysel değerlendirmeleri değişim bekleyen, umutlanmak isteyen milyonları hayal kırıklığına uğratmıştır.

Muhalefetin “yüzde elliyi garantileyelim, üstünü de sağdan koparacağımız oylarla olası bir seçimde iktidara geliriz” tezi, AKP-MHP iktidar bloğunun işini kolaylaştırmıştır. Örneğin; HDP için kapatma davası ve diğer tüm topyekun saldırılar karşısında, “haklı bile olsa HDP ile yan yana görünmeyelim, onlar nasıl olsa çantada keklik, bize oy vermek zorunda”, söylemi iktidarı cesaretlendirmekten başka ne işe yaradı?

Montrö'yü ABD'ye açmaya çalışırlar, “aman iktidar gündem değiştiriyor”, içki yasağı olur”, iktidar gündem değiştirerek zaman kazanıyor”, Ayasofya ibadete açılır, “iktidar gündemi değiştirmek için yeni bir argümanı daha işleme koydu”, eğitimde dini müfredat daha etkin hale gelir, “gündem için iktidarın yeni bir oyunu daha”, iktidar hilafet ister, “cumhuriyet elden gidiyor, yeni gündemle iktidar ömrünü uzatmaya çalışıyor”, İstanbul Sözleşmesi bir gecede “iptal” edilir, “iktidarın yeni gündemi kadın haklarının gaspı”...yani “iktidar gündem değiştiriyor”.

Evet sevgili bay ve bayan muhalefet kardeşim; İktidarın işi bu. Yeni mi anladınız? Özellikle son 10 yıldan beri içerde ve dışarıda her yönden tükenmiş olan iktidar, ömrünü devam ettirmek için her yolu mubah gören siyasi anlayışını uygulamaya devam ediyor. Her geçen gün yeni yeni “gündem”ler yaratma “yeteneğini” ortaya koyuyor. Peki sizin gündeminiz ne sayın bay ve bayan muhalefet!? Söyleyin de biz de bilelim!

İktidar bu uygulamalarıyla sizin “cepte” gördüğünüz yüzde elinin laik, demokratik, çağdaş yaşam alanını daraltıyor. Onları sizin o çok beklediğiniz ki, olup olmayacağı meçhul sandığa olan umudu azaltıyor. Gündelik yaşamdaki dinselleşme artıyor. Toplumun sosyolojik dokusu bozuluyor. Kısacası yukarıdan aşağı üretilen faşizan söylemlere, çeşitli toplum kesimlerine yapılan hakaretlere sert ve kitlesel-örgütlü tepki gelmedikçe toplum “yasakları” adeta kanıksıyor, kazanda kısık ateşte kaynayan kurbağa misali insanlar her türlü çağdışı yaşam ritüellerine alışıyor, alıştırılıyor, gündelik yaşamda çağdaş değerler marjinalleşiyor...

Muhalefet bu gidişle cepte gördüğünüz yüzde elliyi de bulamayacağının farkında değil anlaşılan! Dahası üzerinde siyaset yapacak bir zemin bile bulamayacak. Her okul imam hatip olurken yeterli tepkiyi göstermezseniz, üniversiteli gençler haremlik selamlık ayrılırken susarsanız, keyfi yasakları küçümseyip gıkınızı çıkarmazsanız... kısacası milyonların derdini kaygı kaynağınız yapıp dertlenmezseniz, gün gelip size siyaset hakkı tanımadıklarında yanınızda sizi savunacak toplumsal dinamiği rüyanızda görürsünüz.

Örneğin HDP; “bizimle ittifak açık açık yapılmazsa biz de üçüncü bir yol olarak demokrasi ittifakını gündemimize alır, yolumuza öyle devam ederiz” söylemini boşuna deklare etmiyor. Başta İstanbul olmak üzere Ankara, Antalya, Mersin, Adana gibi Büyükşehir Belediyeleri ve diğer çeşitli il ve ilçelerdeki 31 Mart yerel seçimindeki HDP desteğinin kadir-i mutlak olduğunu mu sanıyor CHP elitleri?

İktidarın ceberrutluğundan tek tek insanların yılgınlığa uğraması, umutsuzluğa düşmesi kabul edilebilir bir durumdur. Ancak milyonların temsilcisi olduğunu iddia eden örgütlü güçlerin yılgınlığa, karamsarlığa düşmeye hakkı yoktur.

 O yüzden kitleler nazarında meşruiyetini tamamen kaybetmiş, iktidarını sürdüremez haldeki bu yönetime karşı, milyonların gerçek gündemi, özgürlük, demokrasi, laik yaşam, eşit yurttaşlık, iş, adalet, hak, hukuk taleplerini programına alan en geniş demokrasi bloğunun bir an evvel somut bir şekilde oluşturulması ezilenlere umut olacaktır.

Hiç ama hiç kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın ki, insanlığın yüzyıllardır devam eden özgürlük, demokrasi, dil, inanç, ruhi şekillenme ve çeşitli yaşam tarzı ile farklılıkların zenginlik olarak kabullenildiği eşit yurttaşlık mücadelesi, bu ülkenin milyonlarında da karşılık bulacak ve gericilik tarihin çöplüğündeki yerini alacaktır.

Yarın 1 Mayıs. Tüm emekçilerin birlik dayanışma ve mücadele günü kutlu olsun. Yaşasın 1 Mayıs!

Bıji Yek Gulan !

YORUM EKLE